Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
kullemâ
Diyanet İşleri = Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, “Tadın yangın azabını” denilir.
kullemâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Ne zaman elemlerinden, oradan çıkmak isteseler gene oraya gönderilirler de tadın yakıp kavuran azâbı denir.
kullemâ
Abdullah Parlıyan = Onlar, uğradıkları beladan, acı ve ızdıraplardan dolayı, kurtulmak için, oradan çıkmak istediklerinde, yine oraya çevrilirler ve bu yakıcı azabı sonuna kadar tadın! denir.
kullemâ
Adem Uğur = Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadın bu yakıcı azabı!" (denilir).
kullemâ
Ahmed Hulusi = (Hakikati fark etmeleri sonucu içinde bulundukları telâfisi olmayan şartlardan) her çıkmak dilediklerinde, oraya iade olunurlar. . . "Yanmanın azabını tadın!" (denilir).
kullemâ
Ahmet Tekin = Istıraptan dolayı, cehennemden her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler.'Tadın, bu harlı ateş azâbını' denilir.
kullemâ
Ahmet Varol = Her ne zaman oradan çıkmak isteseler oraya geri döndürülürler. 'Tadın yakıcı ateşin azabını.'
kullemâ
Ali Bulaç = Ne zaman ordan, sarsıcı üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir).
kullemâ
Ali Fikri Yavuz = Her ne zaman ateşten, onun ızdırabından çıkmak isterlerse, yine içine döndürülürler: ve onlara: “- Haydi tadın yangın azabını.” denir.
kullemâ
Ali Ünal = Bunalmışlık içinde ne zaman Ateş’ten çıkmaya teşebbüs etseler gerisin geriye onun içine itilirler ve “Tadın o yakıcı azabı!” denir kendilerine.
kullemâ
Bayraktar Bayraklı = Istıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve onlara, “Tadın yakıcı azabı!” denir.
kullemâ
Bekir Sadak = Orada, ugradiklari gamdan ne zaman cikmak isteseler her defasinda oraya geri cerilirler: «Yakici azabi tadin» denir. *
kullemâ
Celal Yıldırım = Ne kadar bir üzüntü ve elemden dolayı ateşten çıkmak isteseler; oraya geri çevrilirler ve «yakıcı azabı tadın !» denilir.
kullemâ
Cemal Külünkoğlu = (19-22) Bunlar Rableri konusunda çekişen iki gruptur. İşte o küfre sapanlar, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Ayrıca onlar için demirden kamçılar (topuzlar) hazırlanmıştır. Her ne zaman ıstıraptan dolayı cehennemden çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara: “Tadın yangın azabını” denilir.
kullemâ
Diyanet İşleri (eski) = Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: 'Yakıcı azabı tadın' denir.
kullemâ
Diyanet Vakfi = Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: «Tadın bu yakıcı azabı!» (denilir).
kullemâ
Edip Yüksel = Her ne vakit oradaki sıkıntıdan çıkmak isteseler oraya geri çevrilirler: 'Yakıcı azabı tadın.'
kullemâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Her ne zaman ateşten, onun bir gamından çıkmak isterlerse yine içine iade olunurlar, haydi tadın yangın azâbını
kullemâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Izdıraptan dolayı her ne zaman ateşten, onun gamından çıkmak isterlerse, yine içine geri döndürülürler, Haydi tadın yangın azabını!
kullemâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Uğradıkları gamdan (dolayı) oradan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın» denir.
kullemâ
Gültekin Onan = Ne zaman oradan, sarsıcı üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir).
kullemâ
Harun Yıldırım = Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadın bu yakıcı azabı!" (denilir).
kullemâ
Hasan Basri Çantay = Ne zaman oradan, (çektiği) ıztırabdan (dolayı) çıkmak isterlerse yine içerisine iade olunurlar (ve kendilerine): «Tadın (bu) yangın azabını» (denilir).
kullemâ
Hayrat Neşriyat = (Çektikleri) ızdırabdan dolayı oradan ne zaman çıkmak isteseler, yine oraya iâde olunurlar ve (kendilerine): 'Yakıcı azâbı tadın!' (denilir).
kullemâ
İbni Kesir = Ne zaman oradan ve oradaki ıztırabdan çıkıp kurtulmak isteseler; her defasında oraya geri çevrilirler. Yakıcı azabı tadın, denir.
kullemâ
Kadri Çelik = Istıraptan dolayı oradan (ateşten) her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler ve (onlara,) “Yakıcı azabı tadın” (denir).
kullemâ
Muhammed Esed = ve kendi boğuntuları içinde (kıvranıp dururken) bu durumdan ne zaman kurtulmaya çalışsalar her seferinde yeniden (aynı boğuntuya) sokulacaklar ve (onlara:) "Tadın (bu) yakıcı azabı (sonuna kadar)!" (denecek).
kullemâ
Mustafa İslamoğlu = gam ve kederden (bunalıp) da ne zaman oradan çıkmak isteseler, hemen oraya geri döndürülecekler ve (onlara şöyle denilecek): "Yakıp kavurucu azabı tadın bakalım!"
kullemâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Her ne zaman ondan, gamdan çıkmak isterlerse onun içine iade edilirler ve yangın azabını tadın denilir.
kullemâ
Ömer Öngüt = Her ne zaman ateşten, onun ıstırabından çıkmak isteseler, her defasında geri çevrilirler ve onlara: “Yangın azabını tadın!” denilir.
kullemâ
Şaban Piriş = Her ne zaman oradaki kavurucu ateşten çıkmak isteseler yine oraya döndürülür ve: -Yakıcı azabı tadın, denir.
kullemâ
Sadık Türkmen = Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara; “Tadın yangın azabını” denilir.
kullemâ
Seyyid Kutub = Onlar çektikleri acının baskısı altında cehennemden her çıkmak istediklerinde «kavurucu azabı tadınız» diye paylanarak oraya geri püskürtülürler.
kullemâ
Suat Yıldırım = Bunalmaları sebebiyle, her ne vakit cehennemden çıkmak isterlerse, gerisin geriye oraya itilirler ve kendilerine: "Çıkmak yok! İster istemez, bu yakıcı azabı tadacaksınız!" denir.
kullemâ
Süleyman Ateş = Oradan, (o) gamdan her çıkmak istediklerinde (demir kamçılarla vurularak) oraya geri çevrilirler ve : "Yangın azâbını tadın!" (denilir).
kullemâ
Tefhim-ul Kuran = Ne zaman ordan, sarsıcı üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) «Yakıcı azabı tadın!» (denir).
kullemâ
Ümit Şimşek = Ne zaman Cehennemin ıztırabından kurtulmak isteseler, 'Tadın yakıcı azabı' diye geri çevrilirler.
kullemâ
Yaşar Nuri Öztürk = Istırap yüzünden oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler: "Tadın şu yangın azabını!"
kullemâ
İskender Ali Mihr = Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya (geri) iade edilirler. Ve (kendilerine): “Yakıcı azabı tadın!” (denir).
kullemâ
İlyas Yorulmaz = Çektikleri acıdan dolayı, ne zaman o cehennemden çıkmayı isteseler, tekrar o azabın içine döndürülürler ve yakıcı azabı tadın denir.
kullemâ
Diyanet İşleri = Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
kullemâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki âyetlerimizi inkâr edenleri, yakında ateşe atarız. Derileri yanıp eridikçe de azâbı tatsınlar diye yerlerine yeniden yeniye deri bitiririz. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
kullemâ
Abdullah Parlıyan = Mesajlarımızın doğruluğunu inkâr edenleri, zamanı geldiğinde ateşe mahkum edeceğiz ve derileri her yanıp döküldüğünde, onları yeni derilerle değiştireceğiz ki, azabı tam olarak tadabilsinler. Şüphe yok ki, Allah çok güçlüdür ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.
kullemâ
Adem Uğur = Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.
kullemâ
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki (Esmâ'nın açığa çıkışı olan hakikatlerindeki) işaretlerimizi inkâr edenleri, ateşte yakacağız. Azabı daha fazla hissetmeleri için derileri (dışsal bağlılıkları dolayısıyla) yandıkça yerine yeni deriler (dışsallıklar) oluşturacağız. Muhakkak ki Allâh Aziyz'dir, Hakiym'dir.
kullemâ
Ahmet Tekin = Âyetlerimizi, Kur’ân’ımızı inkârda ısrar edenleri, kâfirleri, ateşe yaslayacağız. Onların derileri kızardıkça, piştikçe, azabı yeniden tatsınlar diye, derilerini değiştireceğiz. Allah kudretli hikmet sahibi ve hükümrandır.
kullemâ
Ahmet Varol = Ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tatsınlar diye, bu derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Allah yücedir, hakimdir.
kullemâ
Ali Bulaç = Ayetlerimize karşı inkâra sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
kullemâ
Ali Fikri Yavuz = Şüphesiz ki, âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri yarın ataşe atacağız. Derileri piştikçe, azâbı duysunlar diye kendilerine, değiştirerek başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten Azîz’dir, Hakîm’dir= hükmünde hikmet sahibidir.
kullemâ
Ali Ünal = Böyle bile bile âyetlerimizi reddedip kabul etmeyenleri bir gün gelecek, (dünyada eşi olmayan ve niteliğini şimdiden bilemeyeceğiniz korkunç) bir Ateş’e sokacağız. (O Ateş’te) derileri kızarıp kavruldukça yerlerine başka deri getiririz ki, azabı hiç aralıksız tatmaya devam etsinler. Şüphesiz Allah, izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galiptir; her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.