Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
le yekûlunne
Diyanet İşleri = Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Abdulbaki Gölpınarlı = Kendilerine sorsan andolsun ki biz diyeceklerdir, ancak dalmıştık da şakalaşmada, oynaşmadaydık. De ki: Allah'la, âyetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?
le yekûlunne
Abdullah Parlıyan = Yine de sen onlara her türlü meselede soracak olsan, mutlaka şöyle cevap verirler: “Biz lafa dalmış şakalaşıyorduk.” De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle, O'nun Rasûlü ile mi alay ediyordunuz?”
le yekûlunne
Adem Uğur = Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
le yekûlunne
Ahmed Hulusi = Kendilerine sorarsan kesinlikle şöyle derler: "Biz yalnızca lafa dalmış, şakalaşıp eğleniyorduk!" De ki: "Esmâ'sıyla hakikatiniz olan Allâh ile; O'nun işaretleri ve O'nun Rasûlü ile mi alay edip duruyordunuz!"
le yekûlunne
Ahmet Tekin = Eğer onlara niçin alay ettiklerini sorarsan:'Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler.'Allah ile, onun âyetleriyle, Kur’ân’ı ile, O’nun peygamberi ile, peygamberin sünnetiyle mi alay ediyordunuz?' de.
le yekûlunne
Ahmet Varol = Soracak olursan: 'Biz lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
le yekûlunne
Ali Bulaç = Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış, oyalanıyorduk" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?"
le yekûlunne
Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm. (Tebük seferine giderken seninle alay eden münafıkların) eğer kendilerine, hakkımda niçin böyle dediniz? diye sorarsan; “-Biz, ancak lâfa dalmış şakalaşıyorduk.” derler. De ki: “- Allah ile, âyetleriyle ve O’nun Peygamberi ile mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Ali Ünal = Eğer onlara ne konuştuklarını sorsan, “Ciddî bir şey konuştuğumuz yoktu. Sadece lafa dalmış, eğleşiyorduk!” derler. (Onlara) de ki: “Demek siz Allah ile, O’nun âyetleriyle ve Rasûlü ile eğleniyorsunuz ha!”
le yekûlunne
Bayraktar Bayraklı = Onlara sorsan derler ki: “Biz ancak şakalaşıp eğleniyorduk.” De ki: “Allah ile, ilkeleri ve peygamberiyle mi alay ediyorsunuz?”
le yekûlunne
Bekir Sadak = Onlara soracak olursan, «Biz and olsun ki, eglenip oynuyorduk» diyecekler; De ki: «Allah'la, ayetleriyle, peygamberiyle mi alay ediyordunuz?»
le yekûlunne
Celal Yıldırım = Kendilerine (yaptıkları maskaralığı) soracak olsan, yeminle derler ki, «Biz sadece (lâfa) dalıp eğleniyorduk». De ki: Siz Allah ile, âyetleriyle ve Peygamberiyle mi eğlenip duruyordunuz ?
le yekûlunne
Cemal Külünkoğlu = Şayet kendilerine (neden alay ettiklerini) soracak olursan: “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk” derler. De ki: “Allah'la, O'nun ayetleriyle ve Resulü'yle mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Diyanet İşleri (eski) = Onlara soracak olursan, 'Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk' diyecekler; De ki: 'Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
le yekûlunne
Diyanet Vakfi = Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
le yekûlunne
Edip Yüksel = Kendilerine sorarsan, 'Biz sadece şakalaşıp oynuyorduk,' derler. De ki: 'Siz, ALLAH ile, ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyorsunuz?'
le yekûlunne
Elmalılı Hamdi Yazır = Şayed kendilerine sorsan «biz, sırf lâfa dalmış şakalaşıyorduk» derler, de ki: «Siz, Allah ile, âyetleriyle Peygamberiyle mi eğleniyordunuz?»
le yekûlunne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şayet kendilerine sorsan «Biz, sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk.» derler. De ki: «Siz Allah ile, ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?»
le yekûlunne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer kendilerine sorarsan, «Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk.» derler. De ki: «Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?»
le yekûlunne
Gültekin Onan = Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış oyalanıyorduk" derler. De ki: "Tanrı ile O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?"
le yekûlunne
Harun Yıldırım = Onlara sorsan, elbette şöyle diyecekler: “Biz sadece eğlenip şakalaşıyorduk.” De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve Rasulü ile mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Hasan Basri Çantay = Şayet onlara (seninle birlikde «Tebük» e giderlerken niçin alay etdiklerini) sorsan, andolsun ki, «Biz ancak (yol zahmetini hissetmemek için lâfa) dalmış bulunuyor, şakalaşıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, Onun âyetleriyle, Onun Resulü ile mi eğleniyordunuz»?
le yekûlunne
Hayrat Neşriyat = And olsun ki onlara (niçin alay ettiklerini) sorsan, elbette: 'Biz ancak (lâfa) dalıp şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
le yekûlunne
İbni Kesir = Şayet onlara soracak olursan, diyeceklerdir ki: Andolsun ki biz, dalmış oyalanıyorduk. De ki: Allah ile, O'nun ayetleri ve peygamberleri ile mi alay ediyorsunuz?
le yekûlunne
Kadri Çelik = Onlara soracak olursan, “Biz dalmış, eğleniyorduk” derler. De ki: “Allah ile O'nun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Muhammed Esed = Yine de, onlara soracak olsan mutlaka şöyle cevap verirler: "Yarenliğe kaptırmıştık kendimizi, (kelime) oyun(u) yapıyorduk, hepsi bu". De ki: "Allahla, Onun ayetleriyle, Onun Elçisiyle mi alay edip eğleniyordunuz siz?"
le yekûlunne
Mustafa İslamoğlu = Dönüp kendilerine sorsan, elbet şöyle diyecekler: "Kendimizi lafa kaptırmıştık, eğleniyorduk, hepsi bu!" de ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle ve O'nun Elçisi'yle mi eğlenip duruyordunuz?
le yekûlunne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve andolsun ki, onlardan soracak olsan, «Elbette biz ancak söze dalmış şakalaşıyorduk» diyeceklerdir. De ki: «Siz Allah ile mi ve onun âyetleriyle ve Resûlü ile mi eğleniyorsunuz?»
le yekûlunne
Ömer Öngüt = Eğer onlara soracak olursan: “Biz sadece lâfa dalmış şakalaşıyorduk. ” derler. De ki: “Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Peygamber'i ile mi alay ediyorsunuz?”
le yekûlunne
Şaban Piriş = Onlara soracak olursan, ‘Sadece biz eğlenip oynuyorduk.’ diyecekler. De ki: ‘Allah ile ayetleriyle ve Peygamberiyle mi eğleniyordunuz?’
le yekûlunne
Sadık Türkmen = Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan; “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O’nun âyetleri ile ve Rasûl’ü ile mi eğleniyordunuz?”
le yekûlunne
Seyyid Kutub = Eğer onlara soracak olursan, 'Biz lafa daldık aramızda eğleniyorduk derler.' De ki; «Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?»
le yekûlunne
Suat Yıldırım = Eğer kendilerine ettikleri alay hakkında soracak olursan, yaptıklarını gizler ve:"Ciddi bir şey konuşmuyorduk, sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk!" derler. Sen onlara kanmayıp, suçlarını itiraf etmişlercesine de ki:"Demek, siz Allah ile, O’nun âyetleri ile ve Onun Resûlü ile eğleniyordunuz ha!"
le yekûlunne
Süleyman Ateş = Eğer onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk!" derler. De ki: "Allâh ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Elçisi ile mi alay ediyordunuz?"
le yekûlunne
Tefhim-ul Kuran = Onlara sorarsan, andolsun: «Biz dalmış, oyalanıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Resulüyle mi alay etmekteydiniz?»
le yekûlunne
Ümit Şimşek = Onlara soracak olsan, 'Biz öylesine dalmış eğleniyorduk' derler. De ki: Allah ile, Onun âyetleriyle ve Resulü ile mi eğleniyorsunuz?
le yekûlunne
Yaşar Nuri Öztürk = Onlara sorarsan elbette şöyle diyeceklerdir: "Lakırdıya dalmış, şakalaşıyorduk, hepsi bu!" De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle, O'nun resulüyle mi eğleniyordunuz?"
le yekûlunne
İskender Ali Mihr = Ve eğer onlara sorarsan mutlaka: “Biz sadece lâfa dalmıştık ve eğleniyorduk.” diyecekler. De ki: “Siz, Allah ile O’nun âyetleri ve O’nun Resûl’ü ile mi alay ediyordunuz?”
le yekûlunne
İlyas Yorulmaz = Eğer onlara sormuş olsan, şöyle derler “Biz oyalanıp oyun oynuyorduk. ” Onlara deki “Hayır hayır siz, yalnızca Allah, O nun indirdiği ayetler ve elçisiyle alay ediyordunuz. ”
le yekûlunne
Diyanet İşleri = Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
le yekûlunne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onların uğrayacakları azâbı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azâbın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musîbet, onları çepeçevre kuşatır.
le yekûlunne
Abdullah Parlıyan = Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
le yekûlunne
Adem Uğur = Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka "Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.
le yekûlunne
Ahmed Hulusi = Andolsun ki, eğer azabı onlardan belirli bir süre ertelesek; kesinlikle: "Onu tutan nedir?" derler. . . Kesin olarak bilin ki! Onlara geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir! Alay etmekte oldukları şey her yönden onları kuşatmıştır.
le yekûlunne
Ahmet Tekin = Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun:'Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?' derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.
le yekûlunne
Ahmet Varol = Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.
le yekûlunne
Ali Bulaç = Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
le yekûlunne
Ali Fikri Yavuz = Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.
le yekûlunne
Ali Ünal = Kendisiyle onları tehdit ettiğimiz azabı üzerlerine hemen göndermeyip, (birtakım sebep ve hikmetler gereği) belli bir süre için ertelesek, (alaylı alaylı,) “Bu azabı tutan nedir ki, gelmiyor?” derler. İyi bilin ki, o azap başlarına geldiği gün artık onlardan geriye çevrilecek değildir ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.