Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Diyanet İşleri = Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun'un kavminden ileri gelenlerin bir kısmı, gerçekten de dediler, bu, bilgili bir büyücü.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Abdullah Parlıyan = Firavun'un ileri gelenleri dediler ki: “Doğrusu çok şey bilen usta bir sihirbazmış bu.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Adem Uğur = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ahmed Hulusi = Firavun'un halkınının ileri gelenleri (rahipler): "Muhakkak ki bu çok şey bilen bir sihirbaz" dediler. . .

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ahmet Tekin = Firavun’un kavminden ileri gelen kodamanlar:'Bu kesinlikle bilge bir sihirbazdır' dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ahmet Varol = Firavun'un toplumundan ileri gelenler dediler ki: 'Bu bilgin bir büyücüdür.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ali Bulaç = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür.";

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ali Fikri Yavuz = Firavun’un kavminden başta gelenler dedi ki: “- Muhakkak bu, çok bilgiç bir sihirbazdır.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ali Ünal = Firavun’un halkının ileri gelen yetkilileri (Firavun’un idare ve danışma heyeti, konuyu aralarında görüştüler ve) “Bu,” dediler, “(Firavun’un buyurduğu gibi) gerçekten çok bilgin, çok mahir bir büyücü!

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Bayraktar Bayraklı = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Bu çok usta bir sihirbazdır.”

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Bekir Sadak = (109-11) 0 Firavun milletinin ileri gelenleri, «Dogrusu bu bilgin bir sihirbazdir, sizi memleketinizden cikarmak istiyor, dediler. Firavun: ne buyurursunuz?» dedi.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Celal Yıldırım = Fir'avn'ın kavminden ileri gelenler, (bu mu'cizeyi inkâr edip), bu çok bilgili bir sihirbazdır;

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Cemal Külünkoğlu = Firavun'un kavminden ileri gelenler: “Doğrusu bu, bilgin bir sihirbazdır” dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Diyanet İşleri (eski) = (109-110) Firavun milletinin ileri gelenleri, 'Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor' dediler. Firavun: 'Ne buyurursunuz?' dedi.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Diyanet Vakfi = (109-110) Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır. Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Edip Yüksel = Firavun'un halkından ileri gelenler, durumu tartıştılar ve 'Bu, uzman bir sihirbazdır,' dediler,

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Fir'avnın kavminden o cemiyyet, bu, dedi: şüphesiz çok bilgiç bir sihirbaz

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Firavun'un kavminden ileri gelenler: «Şüphesiz bu çok bilgili bir sihirbaz!

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Firavun'un kavminden ileri gelenler, «Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır.» dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Gültekin Onan = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür."

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Harun Yıldırım = Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Doğrusu bu gerçekten de bilgili bir sihirbazdır.”

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Hasan Basri Çantay = (109-110) Fir'avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyen bilgin bir büyücüdür muhakkak». (Fir'avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»?

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Hayrat Neşriyat = Fir'avun’un kavminden ileri gelenler dedi ki: 'Hakikaten bu, gayet bilgin bir sihirbazdır!'

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 İbni Kesir = Firavun'un kavminden ileri gelenler: Doğrusu bu, bilgin bir sihirbazdır, dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Kadri Çelik = Firavun kavminin ileri gelenleri, “Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır” dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Muhammed Esed = Firavunun uyrukları arasında ileri gelenler "Doğrusu, çok şey bilen usta bir sihirbazmış bu" dediler,

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Mustafa İslamoğlu = Firavun toplumunun seçkinleri dediler ki: "Anlaşıldı ki bu kişi, bu işleri iyi bilen bir sihirbazmış,

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Fir'avun'un kavminden ileri gelenler, «Şüphe yok ki, bu çok bilen bir sâhirdir» dedi.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ömer Öngüt = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır!”

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Şaban Piriş = Firavun kavminden ileri gelenler: - Bu, bilgin bir sihirbaz, dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Sadık Türkmen = Firavun kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Gerçekten bu bilgili/alim bir sihirbazdır.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Seyyid Kutub = Firavun'un ileri gelen soydaşları dediler ki, Bu adam bilgili bir büyücüdür.»

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Suat Yıldırım = Firavun’un ileri gelen yetkilileri: "Anlaşıldı, bu usta bir sihirbaz!" dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Süleyman Ateş = Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, çok bilgili bir büyücüdür!"

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Tefhim-ul Kuran = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: «Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür»;

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Ümit Şimşek = Firavun kavminin ileri gelenleri 'Bu çok bilgili bir büyücü,' dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Firavun toplumunun kodamanları şöyle konuştular: "Bu adam gerçekten çok bilgili bir büyücü."

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 İskender Ali Mihr = Firavun kavminden ileri gelenler: “Bu gerçekten âlim (çok iyi bilen) bir sihirbazdır.” dediler.

le sâhırun

  A’râf / 109 -

 İlyas Yorulmaz = Firavun’un topluluğundan olan önde gelenler “Bu bilgin bir sihirbaz”

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Diyanet İşleri = İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İnsanları korkutmak ve inananlara, gerçek bir güzel mükâfat, inançlarına karşılık yücelik ve nîmet verileceğini, şefâate mazhar olacaklarını müjdelemek için içlerinden bir ere vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi de kâfirler, şüphe yok ki dediler, bu, apaçık bir büyücü.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Abdullah Parlıyan = Kendilerinden biri olan ve onların arasından seçtiğimiz Peygambere; “Bütün insanlığı uyar, inananlara her bakımdan ihlaslı, samimi ve dürüst olmakla, Rableri katında diğer herkesten ileri geçtiklerini müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler bakın, bu peygamber “Düpedüz bir büyücüdür” derler.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Adem Uğur = İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ahmed Hulusi = İçlerinden bir ricale: "İnsanları uyar ve iman edenlere de kendileri için Rableri indînde Kadem-i Sıdk (Esmâ açığa çıkışından gelen bir şekilde tasdik) olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz, insanlar için çok şaşkınlık oluşturacak bir şey mi oldu? Hakikat bilgisini inkâr edenler: "Muhakkak ki bu (adam) apaçık bir büyücüdür" dediler.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ahmet Tekin = İçlerinden liyâkatli ve güvenilir bir adama:'Bütün insanları, sorumluluk hesap ve cezayı hatırlatarak uyar ve iman edenlere, imanlarında sadâkat gösterenlere ayrılan Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele' diye vahyetmemizde, insanların hayretini mûcip olacak bir şey mi var? Üstelik kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler bir de:'Bu apaçık bir sihirbazdır' diyorlar.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ahmet Varol = İçlerinden bir adama: 'İnsanları uyar ve iman edenlere Rableri katında kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!' diye vahyetmemiz insanlara tuhaf mı geldi! Kâfirler: 'Bu apaçık bir büyücüdür' dediler.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ali Bulaç = İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ali Fikri Yavuz = İnsanlar arasında bir er’e (Peygambere): “- İnsanları Allah’ın azâbı ile korkut ve iman edenleri de, Rableri katında yüksek dereceleri olmakla müjdele” diye vahy etmemiz, insanlar için şaşılacak şey mi oldu ki, kâfirler: “- Her halde bu, açık bir sihirbazdır.” dediler.

le sâhırun

  Yûnus / 2 -

 Ali Ünal = Bizzat içlerinden bir kişiye, “İnsanları (kendilerini bekleyen âkıbet konusunda) uyar ve bu arada mü’minlere (iman ve sadakatleri sebebiyle) Rabbileri katında emin bir mevkileri bulunduğu müjdesini ver!” diye vahiyde bulunmamız, insanların çok mu tuhafına gidiyor? Onun için mi kâfirler, “Besbelli ki bu, sihirbazın teki!” diyorlar?