Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
le sâhırun
Diyanet İşleri = Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”
le sâhırun
Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun'un kavminden ileri gelenlerin bir kısmı, gerçekten de dediler, bu, bilgili bir büyücü.
le sâhırun
Abdullah Parlıyan = Firavun'un ileri gelenleri dediler ki: “Doğrusu çok şey bilen usta bir sihirbazmış bu.
le sâhırun
Adem Uğur = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.
le sâhırun
Ahmed Hulusi = Firavun'un halkınının ileri gelenleri (rahipler): "Muhakkak ki bu çok şey bilen bir sihirbaz" dediler. . .
le sâhırun
Ahmet Tekin = Firavun’un kavminden ileri gelen kodamanlar:'Bu kesinlikle bilge bir sihirbazdır' dediler.
le sâhırun
Ahmet Varol = Firavun'un toplumundan ileri gelenler dediler ki: 'Bu bilgin bir büyücüdür.
le sâhırun
Ali Bulaç = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür.";
le sâhırun
Ali Fikri Yavuz = Firavun’un kavminden başta gelenler dedi ki: “- Muhakkak bu, çok bilgiç bir sihirbazdır.
le sâhırun
Ali Ünal = Firavun’un halkının ileri gelen yetkilileri (Firavun’un idare ve danışma heyeti, konuyu aralarında görüştüler ve) “Bu,” dediler, “(Firavun’un buyurduğu gibi) gerçekten çok bilgin, çok mahir bir büyücü!
le sâhırun
Bayraktar Bayraklı = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Bu çok usta bir sihirbazdır.”
le sâhırun
Bekir Sadak = (109-11) 0 Firavun milletinin ileri gelenleri, «Dogrusu bu bilgin bir sihirbazdir, sizi memleketinizden cikarmak istiyor, dediler. Firavun: ne buyurursunuz?» dedi.
le sâhırun
Celal Yıldırım = Fir'avn'ın kavminden ileri gelenler, (bu mu'cizeyi inkâr edip), bu çok bilgili bir sihirbazdır;
le sâhırun
Cemal Külünkoğlu = Firavun'un kavminden ileri gelenler: “Doğrusu bu, bilgin bir sihirbazdır” dediler.
le sâhırun
Diyanet İşleri (eski) = (109-110) Firavun milletinin ileri gelenleri, 'Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor' dediler. Firavun: 'Ne buyurursunuz?' dedi.
le sâhırun
Diyanet Vakfi = (109-110) Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır. Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
le sâhırun
Edip Yüksel = Firavun'un halkından ileri gelenler, durumu tartıştılar ve 'Bu, uzman bir sihirbazdır,' dediler,
le sâhırun
Elmalılı Hamdi Yazır = Fir'avnın kavminden o cemiyyet, bu, dedi: şüphesiz çok bilgiç bir sihirbaz
le sâhırun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Firavun'un kavminden ileri gelenler: «Şüphesiz bu çok bilgili bir sihirbaz!
le sâhırun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Firavun'un kavminden ileri gelenler, «Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır.» dediler.
le sâhırun
Gültekin Onan = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür."
le sâhırun
Harun Yıldırım = Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Doğrusu bu gerçekten de bilgili bir sihirbazdır.”
le sâhırun
Hasan Basri Çantay = (109-110) Fir'avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyen bilgin bir büyücüdür muhakkak». (Fir'avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»?
le sâhırun
Hayrat Neşriyat = Fir'avun’un kavminden ileri gelenler dedi ki: 'Hakikaten bu, gayet bilgin bir sihirbazdır!'
le sâhırun
İbni Kesir = Firavun'un kavminden ileri gelenler: Doğrusu bu, bilgin bir sihirbazdır, dediler.
le sâhırun
Kadri Çelik = Firavun kavminin ileri gelenleri, “Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır” dediler.
le sâhırun
Muhammed Esed = Firavunun uyrukları arasında ileri gelenler "Doğrusu, çok şey bilen usta bir sihirbazmış bu" dediler,
le sâhırun
Mustafa İslamoğlu = Firavun toplumunun seçkinleri dediler ki: "Anlaşıldı ki bu kişi, bu işleri iyi bilen bir sihirbazmış,
le sâhırun
Ömer Nasuhi Bilmen = Fir'avun'un kavminden ileri gelenler, «Şüphe yok ki, bu çok bilen bir sâhirdir» dedi.
le sâhırun
Ömer Öngüt = Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır!”
le sâhırun
Şaban Piriş = Firavun kavminden ileri gelenler: - Bu, bilgin bir sihirbaz, dediler.
le sâhırun
Sadık Türkmen = Firavun kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Gerçekten bu bilgili/alim bir sihirbazdır.
le sâhırun
Seyyid Kutub = Firavun'un ileri gelen soydaşları dediler ki, Bu adam bilgili bir büyücüdür.»
le sâhırun
Suat Yıldırım = Firavun’un ileri gelen yetkilileri: "Anlaşıldı, bu usta bir sihirbaz!" dediler.
le sâhırun
Süleyman Ateş = Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, çok bilgili bir büyücüdür!"
le sâhırun
Tefhim-ul Kuran = Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: «Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür»;
le sâhırun
Ümit Şimşek = Firavun kavminin ileri gelenleri 'Bu çok bilgili bir büyücü,' dediler.
le sâhırun
Yaşar Nuri Öztürk = Firavun toplumunun kodamanları şöyle konuştular: "Bu adam gerçekten çok bilgili bir büyücü."
le sâhırun
İskender Ali Mihr = Firavun kavminden ileri gelenler: “Bu gerçekten âlim (çok iyi bilen) bir sihirbazdır.” dediler.
le sâhırun
İlyas Yorulmaz = Firavun’un topluluğundan olan önde gelenler “Bu bilgin bir sihirbaz”
le sâhırun
Diyanet İşleri = İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
le sâhırun
Abdulbaki Gölpınarlı = İnsanları korkutmak ve inananlara, gerçek bir güzel mükâfat, inançlarına karşılık yücelik ve nîmet verileceğini, şefâate mazhar olacaklarını müjdelemek için içlerinden bir ere vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi de kâfirler, şüphe yok ki dediler, bu, apaçık bir büyücü.
le sâhırun
Abdullah Parlıyan = Kendilerinden biri olan ve onların arasından seçtiğimiz Peygambere; “Bütün insanlığı uyar, inananlara her bakımdan ihlaslı, samimi ve dürüst olmakla, Rableri katında diğer herkesten ileri geçtiklerini müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler bakın, bu peygamber “Düpedüz bir büyücüdür” derler.
le sâhırun
Adem Uğur = İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?
le sâhırun
Ahmed Hulusi = İçlerinden bir ricale: "İnsanları uyar ve iman edenlere de kendileri için Rableri indînde Kadem-i Sıdk (Esmâ açığa çıkışından gelen bir şekilde tasdik) olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz, insanlar için çok şaşkınlık oluşturacak bir şey mi oldu? Hakikat bilgisini inkâr edenler: "Muhakkak ki bu (adam) apaçık bir büyücüdür" dediler.
le sâhırun
Ahmet Tekin = İçlerinden liyâkatli ve güvenilir bir adama:'Bütün insanları, sorumluluk hesap ve cezayı hatırlatarak uyar ve iman edenlere, imanlarında sadâkat gösterenlere ayrılan Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele' diye vahyetmemizde, insanların hayretini mûcip olacak bir şey mi var? Üstelik kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler bir de:'Bu apaçık bir sihirbazdır' diyorlar.
le sâhırun
Ahmet Varol = İçlerinden bir adama: 'İnsanları uyar ve iman edenlere Rableri katında kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!' diye vahyetmemiz insanlara tuhaf mı geldi! Kâfirler: 'Bu apaçık bir büyücüdür' dediler.
le sâhırun
Ali Bulaç = İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler.
le sâhırun
Ali Fikri Yavuz = İnsanlar arasında bir er’e (Peygambere): “- İnsanları Allah’ın azâbı ile korkut ve iman edenleri de, Rableri katında yüksek dereceleri olmakla müjdele” diye vahy etmemiz, insanlar için şaşılacak şey mi oldu ki, kâfirler: “- Her halde bu, açık bir sihirbazdır.” dediler.
le sâhırun
Ali Ünal = Bizzat içlerinden bir kişiye, “İnsanları (kendilerini bekleyen âkıbet konusunda) uyar ve bu arada mü’minlere (iman ve sadakatleri sebebiyle) Rabbileri katında emin bir mevkileri bulunduğu müjdesini ver!” diye vahiyde bulunmamız, insanların çok mu tuhafına gidiyor? Onun için mi kâfirler, “Besbelli ki bu, sihirbazın teki!” diyorlar?