Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Diyanet İşleri = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, kendileriyle ahitleştiğin kimselerdir, sonra her defasında da ahitlerini bozarlar ve onlar, hiç çekinmezler.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Abdullah Parlıyan = O inanmayanlar kendileriyle antlaşma yaptığında, hiç çekinmeden her defasında yaptıkları antlaşmayı bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Adem Uğur = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ahmed Hulusi = Onlar (Medine-i Münevvere civarındaki Yahudi kabileler), kendileri ile antlaşma yaptığın kimselerdir. . . Sonra da her defasında sözlerini bozarlar. . . Onlar korunmazlar (Allâh'tan sakınmazlar).

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ahmet Tekin = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında antlaşmalarını bozanlar ve buna itibar etmeyenlerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ahmet Varol = Bunlar kendileriyle antlaşma yaptığın (şu) kimselerdir ki her keresinde antlaşmalarını bozarlar, hiç sakınmazlar. [8]

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ali Bulaç = Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar kendileriyle muahede (andlaşma) yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında sözleşmelerini bozuyorlar. (Hazreti Peygamber aleyhisselâm aleyhine hareket etmemek üzere söz veren Beni Kurayza kabilesi, bu andlaşmayı bozup Bedir’de müşriklere yardım etmiş ve bundan sonra yapılan bir andlaşmayı da bozarak Hendek savaşında yine aleyhte bulunmuştu.)

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ali Ünal = Onlar, ne zaman kendileriyle bir anlaşma yapsan, Allah’tan korkmadan ve hiç çekinmeden her defasında anlaşmalarını bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Bayraktar Bayraklı = Sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden her defasında anlaşmalarını bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Bekir Sadak = (56-57) Anlasma yaptigin kimseler, sonucundan sakinmayarak anlasmalarini her defasinda bozarlar. Savasta onlari yakalarsan, arkalarindakilere ibret olacak sekilde, darmadagin et.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Celal Yıldırım = Öyle ki, onlar kendileriyle yaptığın anlaşmayı her defasında hiç çekinmeden (ve sonucunu hesaba katmadan) bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlar kendileriyle antlaşma yaptığın her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Diyanet İşleri (eski) = (56-57) Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Diyanet Vakfi = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Edip Yüksel = Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onlar ki kendilerinden muahede almışındır da sonra her def'asında ahidlerini nakzederler ve hiç çekinmezler,

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozar ve hiç çekinmezler.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozarlar ve bundan hiç çekinmezler.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Gültekin Onan = Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Harun Yıldırım = Bunlar, içlerinden anlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar, içlerinden kendileriyle muaahede etdiğin kimselerdir ki (muaahededen) sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar da.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Hayrat Neşriyat = Onlar, kendileriyle andlaşma yaptığın, sonra da her def'asında andlaşmalarını bozan ve (Allahdan) sakınmayan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 İbni Kesir = Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın kimselerdir. Sonra her defasında ahidlerini bozdular. Onlar sakınmazlar da.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Kadri Çelik = Onlardan anlaşma yaptığın kimseler, sonra her defasında anlaşmalarını bozarlar ve onlar hiç çekinmezler.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Muhammed Esed = Kendileriyle bir andlaşma yapmış olduğu halde, Allaha karşı sorumluluk bilinci taşımaksızın, fütursuzca her fırsatta sözlerinden dönen kimselere gelince,

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Mustafa İslamoğlu = Kendileriyle anlaşma yaptıktan sonra, her seferinde, sorumsuzca anlaşmalarını bozanlara gelince:

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onlar ki, kendileriyle muâhede yapmış idin, sonra her defasında ahitlerini bozarlar ve onlar hiç çekinmezler.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ömer Öngüt = Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde, onlar her defasında hiç çekinmeden andlaşmalarını bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Şaban Piriş = Antlaşma yaptığın kimseler, sonra her defasında hiç çekinmeden bunu bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Sadık Türkmen = Onlar kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını, hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Seyyid Kutub = Onlar kendileri ile antlaşma yaptığın her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Suat Yıldırım = Onlar kendileriyle anlaşma yaptığında hiç çekinmeden her defasında anlaşmayı bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Süleyman Ateş = Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Tefhim-ul Kuran = Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar korkup sakınmazlar.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Ümit Şimşek = Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, ancak her seferinde de pervasızca ahidlerini bozan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmez ki bunlar...

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 İskender Ali Mihr = Onlardan ahd aldığın kimseler, sonra ahdlerini her defasında bozarlar. Ve onlar, takva sahibi değildirler (olmazlar).

lâ yettekûne

  Enfâl / 56 -

 İlyas Yorulmaz = Onlardan seninle antlaşma yapıp da, her seferinde antlaşmalarını bozanlar var ya, işte onlar sakınmayan kimselerdir.

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Diyanet İşleri = (10-11) Hani Rabbin, Mûsâ’ya; “Zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti.

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun'un kavmine, hâlâ mı çekinmeyecekler?

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Firavun'un kavmine, Hâlâ yollarını Allah'ın kitabıyla bulmayacaklar mı?”

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Adem Uğur = (10-11) Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ahmed Hulusi = "Firavun'un halkına. . . Korkup korunmayacaklar mı?"

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ahmet Tekin = 'Firavun’un kavmine git. Hâlâ, bana sığınmayacaklar, emirlerime yapışmayacaklar, günahlardan arınıp, azâbımdan korunmayacaklar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacaklar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmayacaklar mı?'

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ahmet Varol = Firavun'un kavmine. (Hâlâ) sakınmıyorlar mı?'

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ali Bulaç = Firavun'un kavmine, hâlâ sakınmıyorlar mı?"

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Firavun kavmine. Hâlâ (küfürden) sakınmıyacaklar mı?”

lâ yettekûne

  Şu’arâ / 11 -

 Ali Ünal = “Firavun’un halkına. Artık Bana saygı duyup, küfür ve isyandan, dolayısıyla azabımdan halâ sakınmayacaklar mı?”