Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Diyanet İşleri = Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat inanarak iyi işlerde bulunan ne günâhının arttırılmasından korkar, ne sevâbının eksiltilmesinden.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Abdullah Parlıyan = Her kim iman ederek, doğru dürüst işler işlerse, haksızlığa uğramaktan ve mükafatının eksilmesinden asla korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Adem Uğur = Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ahmed Hulusi = Kim imanlı olarak doğru fiiller ortaya koyarsa, o, bir haksızlığa uğramaktan ve hakkının çiğnenmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ahmet Tekin = Kim mü’min olarak gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarından ve İslâmî düzenden sorumlu olduğu kısmını hayata geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün kendisini ilgilendiren alanda bollaşmasını sağlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olur, cârî-kalıcı hayırlar-dan-sâlih amellerden imkânları dahilindekileri işlerse, haksızlıktan, zulümden, hakkının çiğnenmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ahmet Varol = Kim de mü'min olarak salih ameller işlerse o ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ali Bulaç = Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne hakkının eksik tutulmasından.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ali Fikri Yavuz = Her kim de mü’min olarak salih ameller işlerse, artık o, ne bir zulümden korkar, ne çiğnenmeden (hakkının zayi olmasından).

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ali Ünal = Kim de tam inanmış bir mü’min olarak doğru, yerinde, sağlam ve ıslaha yönelik işler (içinde en azından farz olanları) yerine getirmişse, böyle biri ne haksızlığa uğrama korkusu taşıyacaktır, ne de mükâfatından mahrum bırakılma korkusu.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Bayraktar Bayraklı = Her kim, mümin olarak iyi işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Bekir Sadak = inanmis olarak, yararli isler isleyen kimse, haksizliktan ve hakkinin yeneceginden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Celal Yıldırım = Mü'min iken iyiyararlı amellerde bulunan kimse ne haksızlığa uğramaktan, ne de (sevabının) eksilmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Cemal Külünkoğlu = Kim de inanmış olarak faydalı eylemlerde bulunursa, böyle birinin, haksızlığa uğramaktan ya da (hak ettiğini) alamamaktan korkmasına hiçbir sebep yoktur.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Diyanet İşleri (eski) = İnanmış olarak, yararlı işler işleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Diyanet Vakfi = Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Edip Yüksel = İnançlı olduğu halde erdemli davrananlar herhangi bir haksızlıktan ve güçlükten korkmayacaktır.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Her kim de mü'min olarak salih amellerden işlerse o vakıt o, ne bir zulümden korkar, ne çiğnenmeden

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her kim de mümin olarak yararlı işler yaparsa, ne bir zulümden korkar, ne de çiğnenmeden.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Gültekin Onan = Kim de (bir) inançlı olarak salih amellerde bulunursa, artık o ne zulümden korksun, ne hakkının eksik tutulmasından.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Harun Yıldırım = Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Hasan Basri Çantay = Kim, bir mü'min olarak, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunursa o, ne (seyyiâtının) artırılmasından, ne (hasenatının) ekşitilmesinden endîşe etmez.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Hayrat Neşriyat = 'Kim mü’min olarak sâlih amellerden işlerse, ne zulüm edilmekten ne de hakkının yenmesinden korkar.'

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 İbni Kesir = Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse; o, zulümden ve hakkının yenmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Kadri Çelik = Kim de bir mümin olarak salih olan amellerde bulunursa, artık o ne zulümden korkar, ne de hakkının eksik tutulmasından.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Muhammed Esed = Buna karşılık, inanıp da dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kimseye gelince: böyle birinin, haksızlığa uğramaktan ya da (hak ettiği karşılıktan) yoksun bırakılmaktan korkmasına hiçbir sebep yoktur.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat, kim de mü'min olduğu halde erdemli davranırsa, artık o ne haksızlığa uğramaktan ne de (cehenneme) yem olmaktan korksun.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim mü'min olduğu halde sâlih amellerden işlerse artık o ne zulme uğramaktan ve ne de sevabının eksilmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ömer Öngüt = Kim mümin olarak sâlih amellerden yaparsa, artık o ne zulümden ne de hakkının yeneceğinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Şaban Piriş = Mümin olarak doğruları yapan ise zulümden ve hakkının yenmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Sadık Türkmen = Kim mümin olduğu halde faydalı işi en iyi şekilde yaparsa, bir zulümden ve hakkının çiğnenmesinden korkmaz.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Seyyid Kutub = Mü'min oldukları halde iyi ameller işleyenler ne haksızlığa ve ne de ödül kısıntısına uğramaktan korkarlar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Suat Yıldırım = Mümin olarak güzel ve makbul işler işleyen ise, ne zulümden, ne de haklarının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Süleyman Ateş = Kim inanarak iyi olan işlerden yaparsa artık o, ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Tefhim-ul Kuran = Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne de hakkının eksik tutulmasından.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Ümit Şimşek = İnanmış olarak güzel işler yapan kimse ise, ne bir haksızlığa uğramaktan korkar, ne de ödülünü eksik almaktan.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Mümin olarak hayra ve barışa yönelik iyilikler yapan ise ne haksızlığa uğratılmaktan korkar ne de ezilip horlanmaktan.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 İskender Ali Mihr = Ve mü’min (kalbine îmân yazılmış) olarak salih (nefsi ıslâh edici) amel işleyen kimseler, artık zulümden (kendilerine) haksızlık yapılmasından ve (kazandıkları derecelerin) azaltılmasından korkmasınlar.

lâ yehâfu

  Tâ-Hâ / 112 -

 İlyas Yorulmaz = Kimde inanmış olarak, doğru ve dürüst şeyler yapmışsa, haksızlığa uğrama ve yaptıkları doğru ve güzelliklerin karşılığını alamama korkuları yoktur.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Diyanet İşleri = “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve at sopanı. Mûsâ, sopayı tıpkı bir yılan gibi kıvranıyor görünce arkasını dönüp kaçmıştı ve geriye de dönmemişti. Ey Mûsâ dendi, korkma, şüphe yok, ben öyle bir mâbûdum ki korkmazlar benim katımda peygamberler.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Şimdi asânı yere atıver.” Derken Musa asasını yılan gibi kıvranıp, çırpınır görünce, korkuyla arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Allah: “Ey Musa, korkma!” dedi. “Çünkü benim katımda, peygamberler korkmazlar.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Adem Uğur = Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ahmed Hulusi = "Asanı at!". . . (Musa) asasının, sanki çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. . . "Yâ Musa, korkma! Muhakkak ki benim katımda Rasûller korkmaz!"

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ahmet Tekin = 'Asânı elinden yere at!' denildi. Mûsâ asâyı yere atıp, onun yılan gibi kıvrıldığını görünce, döndü, arkasına bakmadan kaçtı.'Ey Mûsâ, korkma, ben varım. Özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen peygamberler benim huzurumda korkmazlar.' buyuruldu.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ahmet Varol = Asanı at.' Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasını dönüp kaçtı ve arkaya bakmadı. 'Ey Musa! Korkma! Çünkü benim yanımda peygamberler korkmaz.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ali Bulaç = "Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = Asânı bırak! (bırakınca) onu, çevik bir yılan gibi hareket ediyor halde gördüğü zaman, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. Ey Mûsa! Korkma; benim izzet huzurumda, peygamber olanlar korkmaz.

lâ yehâfu

  Neml / 10 -

 Ali Ünal = “Şimdi asânı yere bırak!” (Musa, asâsını yere bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan oradan uzaklaşmaya durdu. “Ya Musa, korkma!” dedik: “Rasûllerin Benim huzurumda korkmaları için hiçbir sebep yoktur.