Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâ tusebbihûne
Diyanet İşleri = Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.
lâ tusebbihûne
Abdulbaki Gölpınarlı = İçlerinden en iyileri, ben demedim miydi size dedi, mâbûdunuzu tenzîh etseniz ne olurdu.
lâ tusebbihûne
Abdullah Parlıyan = Aralarında en aklı selim sahibi olan en uygun düşüneni: “Ben size Allah'ın sınırsız şanını yüceltmelisiniz dememişmiydim?” deyince,
lâ tusebbihûne
Adem Uğur = İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?
lâ tusebbihûne
Ahmed Hulusi = Onların biraz düşüncelisi dedi: "Ben size tespih (tenzih) etsenize, demedim mi?"
lâ tusebbihûne
Ahmet Tekin = İçlerinden en mâkulleri, seçkin birisi:'Demedim mi size? Keşke Allah’ı tesbih ve tenzih etseydiniz!..' dedi.
lâ tusebbihûne
Ahmet Varol = Orta hal üzere (mutedil) olanları dedi ki: 'Ben size (Allah'ı) tesbih etmeniz gerekmez mi dememiş miydim?'
lâ tusebbihûne
Ali Bulaç = (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
lâ tusebbihûne
Ali Fikri Yavuz = İnsaflıları şöyle dedi: “- Ben demedim mi size, tesbîh etseydiniz? (İnşaallah deyeydiniz).”
lâ tusebbihûne
Ali Ünal = İçlerinde insaflı olanı, “Ben size dememiş miydim?” dedi, “Allah’a tesbihte bulunmalı, (O’nun emirlerine itaat etmeli, kudretine, iradesine ortak olmaya kalkmamalı) değil misiniz?” (Zamanında böyle yapmadınız, hiç olmazsa şimdi yapın!)”
lâ tusebbihûne
Bayraktar Bayraklı = (25-28) Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”
lâ tusebbihûne
Bekir Sadak = Ortancalari: «Ben size Allah'i anmaniz gerekmez mi? dememis miydim?» dedi.
lâ tusebbihûne
Celal Yıldırım = çlerinden en uygun düşüneni : «Ben size demedim mi, tesbîh etseydiniz ya !?» dedi.
lâ tusebbihûne
Cemal Külünkoğlu = İçlerinden aklı başına olanı: “Ben size, Rabbinizi tespih etseydiniz (İnşaallah deseydiniz) ya dememiş miydim?” dedi.
lâ tusebbihûne
Diyanet İşleri (eski) = Ortancaları: 'Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?' dedi.
lâ tusebbihûne
Diyanet Vakfi = İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememiş miydim?
lâ tusebbihûne
Edip Yüksel = Ortancaları (erdemlileri), 'Ben size demedim mi? Rabbinizi yüceltmeniz gerekmez miydi?' dedi.
lâ tusebbihûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ortancaları (en mu'tedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz
lâ tusebbihûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = En mutedil olanları: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize, demedim mi?» dedi.
lâ tusebbihûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?»
lâ tusebbihûne
Gültekin Onan = (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Tanrı'yı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
lâ tusebbihûne
Harun Yıldırım = Mutedil olanları dedi ki: “Ben size dememiş miydim? Tesbih etmeniz gerekmez miydi?”
lâ tusebbihûne
Hasan Basri Çantay = Ortancaları: «Ben size demedim mi? (Allâhı) tenzîh etmeli değil miydiniz?» dedi.
lâ tusebbihûne
Hayrat Neşriyat = Onların en dengeli (hayırlı) olanı: '(Ben) size, '(Rabbinizi) tesbîh etmeli değil miydiniz!’ demedim mi?' dedi.
lâ tusebbihûne
İbni Kesir = Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli değil miydiniz?
lâ tusebbihûne
Kadri Çelik = (İçlerinde) Ilımlı olanı, “Ben size, “Neden Rabbinizi tesbih etmiyorsunuz?” diye söylemedim mi?” dedi.
lâ tusebbihûne
Muhammed Esed = Aralarındaki en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size, Allah'ın sınırsız şanını yüceltmelisiniz demedim mi?" diye sordu.
lâ tusebbihûne
Mustafa İslamoğlu = İçlerinden en dengeli olanı "Ben size "Allah yokmuş gibi hareket etmeyelim" dememişmiydim?" diye çıkıştı.
lâ tusebbihûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Orta halde bulunanları dedi ki: «Ben size, 'tesbih eder olmalı değil misiniz?' demedim mi?»
lâ tusebbihûne
Ömer Öngüt = İnsaflıları şöyle dedi: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?"
lâ tusebbihûne
Şaban Piriş = Onların en insaflı olanı: -Ben size (Allah’ı) tesbih etmemiz gerekmez mi, dememiş miydim? dedi.
lâ tusebbihûne
Sadık Türkmen = Onların anlayışlı olanı/orta yolda gideni dedi ki: “Ben size Allah’ı yüceltmeniz gerekmez miydi, (O izin vermezse mahsulümüzü kaldıramayız)” demedim mi?
lâ tusebbihûne
Seyyid Kutub = Ortancaları, «Ben size demedim mi? Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmeniz gerekmez miydi?» dedi.
lâ tusebbihûne
Suat Yıldırım = En makul olanları ise: "Ben size Allah’ı zikretmenizi söylememiş miydim!" dedi.
lâ tusebbihûne
Süleyman Ateş = Orta (yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi.
lâ tusebbihûne
Tefhim-ul Kuran = (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: «Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?»
lâ tusebbihûne
Ümit Şimşek = Aklı başında olanı 'Ben size Allah'ı tesbih edin dememiş miydim?' dedi.
lâ tusebbihûne
Yaşar Nuri Öztürk = Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"
lâ tusebbihûne
İskender Ali Mihr = Onların en makul düşüneni: “Ben, size eğer (Allah’ı) tesbih etmiyorsanız, olmaz (tesbih etmeniz gerekir) demedim mi?” dedi.
lâ tusebbihûne
İlyas Yorulmaz = Onların orta yollu düşünenleri de “Ben size söylememiş miydim? “Allah’ı yüceltip, noksan sıfatlardan arındırmalıydınız” diye.