Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâ tec’al-nâ
Diyanet İşleri = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.
lâ tec’al-nâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Gözleri cehennemlikler tarafına ilişince Rabbimiz derler, bizi zulmeden kavimle berâber etme.
lâ tec’al-nâ
Abdullah Parlıyan = Ve bakışları cehennem tarafına çevrilince: “Ey Rabbimiz! Bizi şu yaratılış maksadı dışında yaşayıp, ateşle azap gören insanların arasına katma!” diyecekler.
lâ tec’al-nâ
Adem Uğur = Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler.
lâ tec’al-nâ
Ahmed Hulusi = Basarları (bakışları) Nâr (ateş - radyasyon) ehli yönüne çevrildiği vakit: "Rabbimiz! Bizi zâlimler topluluğu ile beraber kılma" derler.
lâ tec’al-nâ
Ahmet Tekin = Gözleri cehennem ehli tarafına çevrildiği zaman da:'Rabbimiz, bizi, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahibi, zâlim bir toplulukla biraraya getirme' derler.
lâ tec’al-nâ
Ahmet Varol = Gözleri cehennemliklerin tarafına çevrildiği zaman: 'Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile birlikte bulundurma' derler.
lâ tec’al-nâ
Ali Bulaç = Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.
lâ tec’al-nâ
Ali Fikri Yavuz = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman da: “- Ey Rabbimiz! Bizi, zalimler topluluğu ile beraber yapma.” derler.
lâ tec’al-nâ
Ali Ünal = Gözleri Ateş’in yârânı tarafına kayınca, (onların o ürpertici halleri karşısında) “Rabbimiz, bizi şu zalimler topluluğu ile beraber eyleme!” diye dua ederler.
lâ tec’al-nâ
Bayraktar Bayraklı = Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, “Ey Rabbimiz! Bizi zâlimler topluluğu ile beraber bulundurma!” derler.
lâ tec’al-nâ
Bekir Sadak = Gozleri cehennemlikler yonune cevrilince: «Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma» derler. *
lâ tec’al-nâ
Celal Yıldırım = Gözleri. Cehennem yaranına doğru çevrilince, «Ey Rabbimiz ! Bizi zâlim bir toplulukla beraber bulun durma» derler.
lâ tec’al-nâ
Cemal Külünkoğlu = Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: “Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!” derler.
lâ tec’al-nâ
Diyanet İşleri (eski) = Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: 'Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma' derler.
lâ tec’al-nâ
Diyanet Vakfi = Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler.
lâ tec’al-nâ
Edip Yüksel = Gözleri ateş halkına çevrildiğinde, 'Rabbimiz, bizi zalim toplulukla birlikte bulundurma,' derler.
lâ tec’al-nâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Gözleri ashabı nâr tarafına çevrildiği vakıt da: «ya rabbenâ bizleri o zalimler güruhiyle beraber kılma» demektedirler
lâ tec’al-nâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği vakit de: «Ey Rabbimiz, bizleri o zalimler güruhu ile birlikte bulundurma!» demektedirler.
lâ tec’al-nâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de : «Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!» derler.
lâ tec’al-nâ
Gültekin Onan = Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.
lâ tec’al-nâ
Harun Yıldırım = Gözleri ateş halkına çevrildiği zaman da: “Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla birlikte bulundurma!” derler.
lâ tec’al-nâ
Hasan Basri Çantay = Gözleri ehl-i cehennem tarafına çevrildiği zaman da: «Ey Rabbimiz, bizi zaalimler güruhu ile beraber bulundurma» derler.
lâ tec’al-nâ
Hayrat Neşriyat = (O A'râfdaki insanların) gözleri ateş ehli tarafına çevrildiği zaman ise: 'Rabbimiz! Bizi zâlimler gürûhuyla berâber kılma!' derler.
lâ tec’al-nâ
İbni Kesir = Gözleri cehennem ashabından tarafa çevrilince de; Rabbımız, bizi zalimler güruhu ile beraber bulundurma, derler.
lâ tec’al-nâ
Kadri Çelik = (A'raf ehli kimselerin) Gözleri, ateş ehli tarafına çevrildiği zaman, “Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber kılma” derler.
lâ tec’al-nâ
Muhammed Esed = Ve bakışlar ateş yolcularına doğru çevrilince: "Ey Rabbimiz, bizi şu zalim insanların arasına katma!" diyecekler.
lâ tec’al-nâ
Mustafa İslamoğlu = Onların gözleri ateş kafilesine doğru çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerin arasına katma!" diye yalvaracaklar.
lâ tec’al-nâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onların gözleri ateş ehli tarafına çevrildiği zaman da, «Rabbimiz! Bizi zalimler gürûhu ile beraber kılma!» derler.
lâ tec’al-nâ
Ömer Öngüt = Gözleri cehennem halkı tarafına doğru çevrildiği zaman: “Ey Rabbimiz! Bizi zâlimler topluluğu ile beraber bulundurma!” derler.
lâ tec’al-nâ
Şaban Piriş = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince: -Rabbimiz, bizi zalim toplumla birlikte bulundurma! derler.
lâ tec’al-nâ
Sadık Türkmen = Gözleri ateş halkına doğru çevrildiği zaman: “Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma!” derler.
lâ tec’al-nâ
Seyyid Kutub = Bunların bakışları, cehennemliklere doğru kaydırılınca da «Ey Rabbimiz, bizi zalimler ile biraraya getirme!» derler.
lâ tec’al-nâ
Suat Yıldırım = Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiğinde: "Aman ya Rabbenâ, aman bizleri o zalimlerle beraber eyleme!" derler.
lâ tec’al-nâ
Süleyman Ateş = Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da; "Rabbimiz, bizi şu zâlim toplulukla beraber bulundurma!" dediler.
lâ tec’al-nâ
Tefhim-ul Kuran = Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: «Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma» derler.
lâ tec’al-nâ
Ümit Şimşek = Gözleri Cehennem ehline çevrildiğinde ise, 'Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla beraber tutma' derler.
lâ tec’al-nâ
Yaşar Nuri Öztürk = Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiğinde de şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluğuyla birleştirme."
lâ tec’al-nâ
İskender Ali Mihr = Onların bakışları ateş (cehennem) ehlinin tarafına çevrilince: “Rabbimiz, bizi zalim kavim ile beraber kılma.” dediler.
lâ tec’al-nâ
İlyas Yorulmaz = Sonra yüzlerini cehennemde olanlar tarafına döndürdüklerinde “Rabbimiz! Bizi haksızlık yapanlarla bir arada bulundurma” derler.
lâ tec’al-nâ
Diyanet İşleri = Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”
lâ tec’al-nâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Dediler ki: Dayandık, Rabbimiz, sen bizi zâlim toplulukla sınama.
lâ tec’al-nâ
Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine onlar da: “Biz Allah'a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz! O varoluş gayesine aykırı davranan topluluğu bize musallat etmek suretiyle, bizi deneme aracı yapma” dediler.
lâ tec’al-nâ
Adem Uğur = Onlar da dediler ki: "Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!
lâ tec’al-nâ
Ahmed Hulusi = (Onlar da) dediler ki: "Biz Allâh'a tevekkül ettik (El Vekiyl isminin özelliğine iman ettik, vekîlimiz O'dur). . . Rabbimiz, bizi onların zulmüne alet etme!"
lâ tec’al-nâ
Ahmet Tekin = Onlar:'Allah’a güvenip dayandık, işlerimizi O’na havale ettik. Ey Rabbimiz bizi inkâr ve isyanda devam eden zâlim bir kavmin tecavüzü, baskısı ve zulmüyle imtihan edilme durumuna düşürme, onların başımıza açacağı belalara uğratma.' dediler.
lâ tec’al-nâ
Ahmet Varol = Onlar da dediler ki: 'Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz bizi zalimler topluluğu ile sınama.
lâ tec’al-nâ
Ali Bulaç = Dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma."
lâ tec’al-nâ
Ali Fikri Yavuz = Onlar da dediler ki; “-Biz, ancak Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi, o zâlim kavmin fitnesine düşürme;
lâ tec’al-nâ
Ali Ünal = Onlar da, (halleriyle ve sözleriyle) “Ancak Allah’a dayanıp güvendik!” diyor ve (dua dua yalvarıyorlardı): “Rabbimiz! Bizi şu zalimler topluluğunun işkencelerine maruz bırakarak, onlar için bir imtihan unsuru yapma!