Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
kulûbu-kum
Diyanet İşleri = Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, bunu ancak bir müjde olarak ve kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yardım, ancak Allah'tandır. Şüphe yok ki Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Abdullah Parlıyan = Allah bu yardımı yalnızca, bir müjde olsun diye ve onunla kalplerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah'tandır. Çünkü Allah her zaman ve her yerde güçlüdür, yaptığı her işi yerli yerince yapandır.
kulûbu-kum
Adem Uğur = Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Ahmed Hulusi = Allâh bunu ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz mutmain olsun diye yaptı. . . Yardım, zafer ancak Allâh indîndendir. . . Muhakkak ki Allâh Aziyz'dir, Hakiym'dir.
kulûbu-kum
Ahmet Tekin = Allah meleklerle yardım va’dini, kesinlikle size bir zafer müjdesi olsun, aklınız yatsın, kalpleriniz huzura kavuşsun diye yapmıştı. Yardım ve zafer yalnızca Allah katından ihsan edilir. Allah kudretlidir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
kulûbu-kum
Ahmet Varol = Allah bunu sadece bir müjde olsun ve kalbiniz bununla yatışsın diye yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Allah yücedir, hakimdir.
kulûbu-kum
Ali Bulaç = Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalblerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Ali Fikri Yavuz = Allah, size bu meleklerle yardımı, sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz korkudan yatışsın diye yapıştı. Yoksa zafer ancak Allah’ın zatındandır. Gerçekten Allah (her şeye) mutlak galibdir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Ali Ünal = Allah, ancak kazanacağız zafere bir müjde olsun ve bütün endişeleriniz gidip kalbleriniz yatışsın diye imdadınıza böyle bin melek gönderdi; yoksa gerçekte yardım ancak O’nun katındandır: (bizatihî yardım eden O’dur ve O yardım ediyorsa, başkasının yardımına ihtiyaç yoktur.) Hiç şüphesiz Allah, izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galiptir; her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.
kulûbu-kum
Bayraktar Bayraklı = Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındadır. Hiç şüphesiz Allah, mülkünde galiptir; işlerini yerli yerinde yapandır.
kulûbu-kum
Bekir Sadak = Allah bunu ancak bir mujde olmasi ve kalblerinizin yatismasi icin yapmisti. Yardim ancak Allah katindandir. Dogrusu Allah gucludur, hakimdir. *
kulûbu-kum
Celal Yıldırım = Allah bu yardımı sırf müjde olması ve onunla kalblerinizin iyice yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah'tandır. Çünkü Allah gerçekten çok güçlüdür, çok üstündür; yegâne hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Cemal Külünkoğlu = Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Diyanet İşleri (eski) = Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah güçlüdür, hakimdir.
kulûbu-kum
Diyanet Vakfi = Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Edip Yüksel = ALLAH bunu, ancak bir müjde olsun ve kalplerinizi yatıştırsın diye yaptı. Zafer yalnız ALLAH'tandır. ALLAH Üstündür, Bilgedir.
kulûbu-kum
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz ıtmi'nan bulsun diye yapmıştı, yoksa nusrat Allahın kendindendir, hakıkat Allah azîzdir hakîmdir
kulûbu-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer Allah'ın kendindedir. Gerçekten Allah, azizdir, hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gerçekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Gültekin Onan = Tanrı bunu yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Tanrı'nın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç kuşkusuz Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Harun Yıldırım = Allah bunu yalnızca bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı, yardım ise yalnız Allah katındandır. Muhakkak Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.
kulûbu-kum
Hasan Basri Çantay = Allah bunu (başka sebeble değil) ancak bir müjde (olsun), kalbleriniz o sayede oturaklaşsın diye yapmışdı. (Yoksa) Allahın katından başkasından hiç bir yardım yokdur. Şübhesiz ki Allah mutlak gaalibdir, yegâne hüküm ve hikmet saahibidir.
kulûbu-kum
Hayrat Neşriyat = Allah bunu ancak bir müjde olsun ve kalbleriniz bununla mutmain olsun diye yapmıştı. Yardım, ancak Allah tarafındandır. Şübhesiz ki Allah, Azîz (kudreti her zaman üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
kulûbu-kum
İbni Kesir = Allah; bunu size sırf bir müjde olsun ve kalblerinizi yatışsın diye yapmıştır. Yardım; ancak Allah katındandır. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Hakim' dir.
kulûbu-kum
Kadri Çelik = Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalplerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Muhammed Esed = Ve Allah bunu yalnızca müjde olsun diye ve Allahtan başka kimsenin katından yardım umulmayacağına göre bununla kalpleriniz huzur, itminan bulsun diye böyle takdir etti, gerçekten de, Allah, hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.
kulûbu-kum
Mustafa İslamoğlu = Çünkü Allah bunu yalnızca bir müjde olsun için, bu vesileyle içiniz ferahlayıp moraliniz yükselsin diye yaptı; kaldı ki zafer garantili yardım, başkasından değil yalnızca Allah katındadır: Elbette Allah her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet edendir.
kulûbu-kum
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah Teâlâ bunu ancak bir müjde olmak ve bununla kalpleriniz mutmain bulunmak için yapmıştır. Ve halbuki, nusret ancak Allah tarafındandır. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.
kulûbu-kum
Ömer Öngüt = Allah bu yardımı sırf müjde olması ve onunla kalbinizin iyice yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Çünkü Allah Azîz'dir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Şaban Piriş = Allah, bunu yalnızca bir müjde olması ve kalplerinizin yatışması için yaptı. Yardım yalnızca Allah katındadır. Çünkü Allah azizdir, Hakimdir.
kulûbu-kum
Sadık Türkmen = Allah bunu sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, doğru hüküm/karar verendir.
kulûbu-kum
Seyyid Kutub = Allah sadece müjde olsun ve kalpleriniz güven bulsun diye size bu yardımı yaptı. Zaten yardım, zafer doğrudan doğruya Allah katındandır. Hiç kuşkusuz Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Suat Yıldırım = Allah bunu, sırf size bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz güven duysun diye yaptı. Yoksa gerçekte yardım ancak Allah’tandır, başkasından değil!Çünkü Allah, azîzdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
kulûbu-kum
Süleyman Ateş = Allâh bunu ancak müjde olsun (sevinesiniz) ve kalbiniz bununla yatışsın (güvene ve huzûra kavuşsun) diye yapmıştı. Yardım, yalnız Allâh katındandır. Allâh dâimâ üstün, hüküm ve hikmet sâhibidir.
kulûbu-kum
Tefhim-ul Kuran = Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalblerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Ümit Şimşek = Allah bunu bir müjde olsun ve kalpleriniz onunla müsterih olsun diye yapmıştır. Çünkü nusret ve zafer Allah katındandır. Allah ise herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.
kulûbu-kum
Yaşar Nuri Öztürk = Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Hiç şüphesiz Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
kulûbu-kum
İskender Ali Mihr = Ve Allah, (bu yardımı) sadece bir müjde ve onunla kalplerinizin tatmin (mutmain) olması için yaptı (başka bir şey için yapmadı). Allah’ın katından başka yardım (yeri) yoktur (yardım ancak Allah’ın katındandır). Muhakkak ki Allah, Azîz (üstün izzet sahibi) ve Hakîm’dir (hikmet sahibi, hüküm sahibi).
kulûbu-kum
İlyas Yorulmaz = Allah’ın bu yardımı yalnızca bir müjdedir. Bu müjde, kalplerinizin yatışması içindir. (Şunu iyi bilin ki) Yardım etmek yalnızca Allah’ın elindedir. Elbetteki Allah en güçlü olan ve her şeyin hükmünü verendir.
kulûbu-kum
Diyanet İşleri = Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
kulûbu-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Onları, babalarının adlarını da anarak çağırın, bu, Allah katında daha doğrudur. Babalarını bilmiyorsanız zâten onlar din bakımından kardeşleriniz ve yardımcılarınızdır ve bir yanlışlıkta bulunursanız bir vebal yok size ve fakat yüreklerinizden bir kasıtla hareket ederseniz vebal altına girersiniz ve Allah, suçları örter, rahîmdir.
kulûbu-kum
Abdullah Parlıyan = Evlatlık olarak aldığınız çocuklara gelince, onları gerçek babalarının isimleri ile çağırın. Bu Allah nezdinde, daha adaletli bir davranıştır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, onları din kardeşleriniz ve dostlarınız olarak görün. Her konuda olduğu gibi, bu konularda da yanılarak yaptığınız hususlarda, size bir günah yoktur. Asıl önemli olan, kalplerinizle kasdederek yaptığınız işlerde günah vardır. Gerçekten de Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
kulûbu-kum
Adem Uğur = Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
kulûbu-kum
Ahmed Hulusi = Onlara (evlatlık aldıklarınıza), babalarına nispetle hitap edin. . . Bu, Allâh indînde daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar, sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. . . Hata yaptığınız şeyde üzerinize bir suç yoktur. . . Fakat kasıtlı düşünerek yaptıklarınız hariç. . . Allâh Ğafûr'dur, Rahıym'dir.
kulûbu-kum
Ahmet Tekin = Evlât edindiğiniz kimseleri babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onlar, sizinle eşit haklara sahip din kardeşleriniz ve hukuken evlâtlıklarınızdır.Yanılarak işlediğiniz hatalardan size bir vebal yok. Fakat aklınız başınızda iken, kalben niyet ederek, kasıtlı olarak, bilerek işlediğiniz günahlardan dolayı Allah sizi hesaba çeker. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
kulûbu-kum
Ahmet Varol = Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Bu Allah katında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız onlar dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptığınızdan dolayı size bir günah yoktur. Ancak kalplerinizin bile bile yaptığından dolayı (günah) vardır. Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
kulûbu-kum
Ali Bulaç = Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
kulûbu-kum
Ali Fikri Yavuz = O çocukları, babalarına nisbetle çağırın. Allah katında bu daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar, (kendilerini kardeşim ve dostum diye çağırın). Bununla beraber (daha önce cehalet yüzünden) hata ettiklerinizde size bir günah yoktur. Fakat, kalblerinizin kasdı olanda günah vardır. Allah Gafûr’dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm’dir= çok merhametlidir.
kulûbu-kum
Ali Ünal = Evlâtlıklarınızı babalarına nisbet ederek çağırın; Allah katında doğru olan budur. Eğer onların babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu durumda onlar Din’de kardeşleriniz ve aranızda karşılıklı haklar ve vazifeler bulunan yakın dostlarınızdır. Onları çağırma konusunda farkına varmadan düşebileceğiniz hatalardan dolayı size bir vebal yoktur; ancak kalblerinizdeki niyetten ve bilerek yaptıklarınızdan dolayı vebal vardır. Allah, kullarının günahlarını çok bağışlayandır; (kullarına karşı) hususî rahmeti pek bol olandır.