Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el kulûbi
Diyanet İşleri = Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır.
el kulûbi
Abdulbaki Gölpınarlı = İşte böyledir bu ve kim Allah dininin hükümlerini ulularsa şüphe yok ki bu hareket, yüreklerdeki çekinme duygusundandır.
el kulûbi
Abdullah Parlıyan = İşte bu akılda tutulmalıdır. Kim Allah'ın ibadet için koyduğu alamet, sembol ve simgelere uyup saygı gösterirse, şüphe yok ki bu inananların kalplerinde bulunan Allah'a karşı sorumluluk bilincindendir.
el kulûbi
Adem Uğur = Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Ahmed Hulusi = İşte böyle. . . Kim Allâh'ın kurallarına saygı duyup uyarsa, muhakkak ki o, şuurun korunmak istemesi sonucudur.
el kulûbi
Ahmet Tekin = Koyduğumuz kurallar çok açık. Kimler Allah’ın emirlerine, yasaklarına saygı gösterirse, bu davranışlar, akılların, kalplerin takva esaslarını-Kur’ân esaslarını hayata geçirme anlayışıyla korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma eseridir.
el kulûbi
Ahmet Varol = İşte böyle! Kim Allah'ın işaretlerini [2] yüceltirse şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.
el kulûbi
Ali Bulaç = İşte böyle; kim Allah'ın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır.
el kulûbi
Ali Fikri Yavuz = Bu uzaklaşma Allah’a eş koşanlar içindir. Fakat kim Allah’ın dinini (veya hac farzlarını) büyük tanırsa, şüphe yok ki, bu, kalblerin takvasındandır.
el kulûbi
Ali Ünal = Budur gerçek. Her kim Allah’ın, (bütün yönleriyle İslâm’ı ve İslâm toplumunu tanımaya) alâmet ve Kendisine ibadete vesile kıldığı eserlere (şiar) gereken hürmeti gösterirse, hiç kuşkusuz bu, kalblerin takvasından (Allah’a saygıyla dopdolu oluşundan) dır.
el kulûbi
Bayraktar Bayraklı = Evet, bu böyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Bekir Sadak = Bu boyledir; kisinin Allah'in nisanelerine hurmet gostermesi, kalblerin Allah'a karsi gelmekten sakinmasindandir.
el kulûbi
Celal Yıldırım = (Gerçek) budur. Kim Allah'ın ibâdet için koyduğu alâmet ve ölçülere uyup saygı gösterirse, şüphesiz ki bu kalblerin takvası (Allah'tan korkup saygısızlıktan sakınması)dır.
el kulûbi
Cemal Külünkoğlu = Bu böyledir. Kim Allah'ın (dininin) alametlerini (hükümlerini) yüceltirse, şüphe yok ki, bu, kalplerin Allah'a saygısından ve O'na karşı sorumluluk bilincinin oluşmasındandır.
el kulûbi
Diyanet İşleri (eski) = Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalblerin Allah'a karşı gelmekten sakınmasındandır.
el kulûbi
Diyanet Vakfi = Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Edip Yüksel = Kimler ALLAH'ın emirlerine saygı gösterirse kalplerindeki erdemi sergilemiştir.
el kulûbi
Elmalılı Hamdi Yazır = Bu budur, her kim de Allah'ın şeair'ine (kurbanlıklarına) ta'zîm ederse şübhesiz o kalblerin tekvasındandır
el kulûbi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bu böyledir; her kim Allah'ın kurbanlıklarına saygı duyarsa şüphesiz o kalplerin takvasındandır.
el kulûbi
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu böyledir; kim Allah'ın nişanelerine, kurbanlıklarına saygı gösterirse, şüphesiz o kalblerin takvasındandır.
el kulûbi
Gültekin Onan = İşte böyle; kim Tanrı'nın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu, kalplerin takvasındandır.
el kulûbi
Harun Yıldırım = Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Hasan Basri Çantay = Bu, budur, kim Allahın şeaairini büyük tanırsa şübhesiz ki bu, kalblerin takvaasındandır.
el kulûbi
Hayrat Neşriyat = Bu (böyle)dir! Kim Allah’ın şeâirine (dîninin alâmetlerine) hürmet ederse, artık şübhesiz bu, kalblerin takvâsındandır.
el kulûbi
İbni Kesir = Bu böyledir. Kim, Allah'ın nişanelerine saygı gösterirse; şüphesiz ki bu kalblerin takvasındandır.
el kulûbi
Kadri Çelik = İşte böyle; kim Allah'ın şiarlarını (nişanelerini) yüceltirse, şüphesiz bu, kalplerin takvasındandır.
el kulûbi
Muhammed Esed = İşte bu (akılda tutulmalıdır,) Allah tarafından konulan simgeleri saygıyla gözeten kimse (bilsin ki,) bu (simgeler gerçek anlamını inananların) kalpler(in)de Allah'a karşı taşıdıkları sorumluluk bilincinde bulmaktadırlar.
el kulûbi
Mustafa İslamoğlu = (Sözün özü) işte şudur: Allah'ın sembollerine sarılarak onları yücelten herkes iyi bilsin ki, bu (semboller gerçek anlamını) kalplerde kök salan sorumluluk bilincinden alırlar.
el kulûbi
Ömer Nasuhi Bilmen = İşte bu, böyledir. Her kim Allah'ın şeârine tazîm ederse, artık şüphe yok ki o, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Ömer Öngüt = İşte böyle. Kim Allah'ın nişânelerine (hükümlerine) tâzim ederse, bu kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Şaban Piriş = İşte böyle, kim Allah’ın nişanelerine saygı gösterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir.
el kulûbi
Sadık Türkmen = Bu böyle! Her kim de Allah’ın, nişanelerine (Hac’daki ritüelleri anlamaya çalışıp) uyarsa; şüphesiz ki, bu kalplerin takvasındandır.
el kulûbi
Seyyid Kutub = Bu böyledir. Kim Allah'ın emrettiği ibadet biçimlerine saygı gösterirse hiç kuşkusuz bu saygı kalplerdeki takvadan kaynaklanır.
el kulûbi
Suat Yıldırım = Bu böyledir. Artık kim Allah’ın şeairini tazim ederse, şüphe yok ki bu, kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Süleyman Ateş = İşte böyle. Kim Allâh'ın nişanlarına (hac ibâdetlerine ve kurbanlara) saygı gösterirse, bu, kalblerin takvâsındandır (kalblerinde Allâh korkusu olanlar, O'nun dininin işâretlerine saygı gösterirler).
el kulûbi
Tefhim-ul Kuran = İşte böyle; kim Allah'ın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır.
el kulûbi
Ümit Şimşek = İşte bunlar Allah'ın açıkladığı hükümlerdir. Kim Allah'ın belirlediği nişanlara saygı gösterirse, hiç şüphesiz ki bu kalplerin takvâsındandır.
el kulûbi
Yaşar Nuri Öztürk = İşte böyle. Kim Allah'ın kutsallık nişanı yaptığı şeyleri yüceltirse bu yaptığı, gönüllerin takvasındandır.
el kulûbi
İskender Ali Mihr = Ve işte kim, Allah’ın şiarlarına (emirlerine, farzlarına) hürmetle uyarsa bunun sebebi muhakkak ki onların kalplerinin takva sahibi olmasındandır.
el kulûbi
İlyas Yorulmaz = Bundan böyle kimde Allah’ın sembollerini (namaz, oruç haç gibi emrettikleri her şeyi) saygı ile yerine getirirse, Bu onun kalbinin Allah dan sakınıp korunduğunun işaretidir.
fî kulûbi-him
Diyanet İşleri = Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.
fî kulûbi-him
Abdulbaki Gölpınarlı = Bu da, Şeytan'ın katmak istediği şeyi, gönüllerinde hastalık olanlarla yürekleri katı bulunanlara bir sınama yapmak içindir ve şüphe yok ki zâlimler, gerçekten pek uzak bir ayrılık içindedir.
fî kulûbi-him
Abdullah Parlıyan = Allah, peygamberlerin amaçları, ülküleri konusunda, şeytanın gönüllere düşürmeye çalıştığı şüpheyi, bu tür şüphelere verdiği fırsatı, kalpleri kararmış, akıllarından zoru olan hasta ruhlular, yürekleri katılaşan, kafaları kalınlaşan kimseler için bir imtihan aracı olarak planlıyor. Bu tür şüphelere kapılarak kendilerine yazık edenler, zâlimler, kesinlikle hakka şiddetli bir muhalefet ve bir düşmanlık içindedirler.
fî kulûbi-him
Adem Uğur = (Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.
fî kulûbi-him
Ahmed Hulusi = Şeytanın ilkası olan (amigdala etkisindeki oluşmuş benlik - bilinç veri tabanından gelen) fikir, sağlıklı düşünemeyen ve şuurları örtülmüş (melekî kuvveleri - kudsî hakikati örtülmüş; bedenî zevkler, nefsanî şehvetlere düşkün) olan kimseler için, sınav objesi oluşturması içindir. . . Muhakkak ki zâlimler dönüşü olmayan yoldadırlar!
fî kulûbi-him
Ahmet Tekin = Allah, peygamberlerin amaçları, ülküleri konusunda, şeytanın gönüllere düşürmeye çalıştığı şüpheyi, bu tür şüphelere verdiği fırsatı, kalpleri kararmış, akıllarından zoru olan hasta ruhlular, yürekleri katılaşan, kafaları kalınlaşan kimseler için bir imtihan aracı olarak planlıyor. Bu tür şüphelere kapılarak kendilerine yazık edenler, zâlimler, kesinlikle hakka şiddetli bir muhalefet ve bir düşmanlık içindedirler.
fî kulûbi-him
Ahmet Varol = Şeytanın karıştırdığını, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri kaskatı kesilenlere bir imtihan vesilesi kılması için Allah böyle yapar. Şüphesiz zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.
fî kulûbi-him
Ali Bulaç = Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.
fî kulûbi-him
Ali Fikri Yavuz = (Allah’ın şeytana imkân verib de sonra fitnesini gidermesi) şeytanın ilka eylediğini, kalblerinde bir maraz (nifak) olanlarla kalbleri katı bulunanlara bir mihnet ve azab vesilesi yapmak içindir. Gerçekten o münafıklarla müşrikler, hakdan çok uzak bir ayrılık içindedirler.
fî kulûbi-him
Ali Ünal = O, şeytanın vesvese ve şerarelerini, kalblerinin merkezinde (idraklerini söndüren ve karakterlerini çürüten) bir hastalık bulunanlar ve kalbleri kaskatı kesilmişler için bir imtihan vesilesi yapar. Gerçekten zalimler, gerçeğin pek uzağında ve hakka karşı derin bir düşmanlık ve muhalefet içindedirler.