Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

kesretu

  Mâide / 100 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Pisle temiz bir değildir, pisin çokluğu seni şaşırtsa bile. Artık ey aklı tam olanlar, çekinin Allah'tan da muradınıza erin.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Kötü şeyler ile iyi şeyler eşit olamaz, gereksiz faydası olmayan kötü şeylerin çokluğu, sana büyük zevk verse bile. O halde, siz ey derin kavrayış sahipleri! Hayatınızın düzenlemesini Allah'ın kitabından alın ki, gerçek mutluluğa erebilesiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Adem Uğur = De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Habis (pis), tayyib (temiz) ile eş değerde olmaz. . . Habisin çoğunluğu hoşuna gitse bile". . . O hâlde ey öze ermiş derin düşünür akıl sahipleri (Ulül Elbab), Allâh'tan korunun ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ahmet Tekin = 'Kötü insanların, çirkin fiillerin, kirli malların çokluğu, seni hayrete de düşürse, iyi ile kötü, güzel ile çirkin, temiz ile pis, helâl ile haram denk olamaz. Ey akıl ve vicdan sahipleri, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun ki, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.' de.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Pis olanın çokluğu hoşuna gitse de, pis ile temiz bir olamaz. Şu halde ey akıl sahipleri, Allah'a karşı gelmekten sakının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.'

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ali Bulaç = De ki: "Murdar ile temiz -murdar'ın çokluğu hoşuna gitse de- bir olmaz. Ey temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkup sakının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ali Fikri Yavuz = De ki: “- Murdarla temiz (haramla helâl) bir olmaz; murdarın çokluğu hoşunuza gitse bile”. O halde ey gerçek akıl sahipleri, haram (murdar) hususunda Allah’dan korkun ki, kurtuluşa kavuşasınız.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ali Ünal = Pis ve murdar olanın çokluğu seni hayrete sevketse de, “Hiç pis ve murdar olanla temiz ve hoş olan bir midir?” de, (böyle inan ve bunu anlat). Ey gerçek akıl ve idrak sahipleri! (O’nun koyduğu ölçülere riayetsizlik ederek aksini düşünüp öyle inanmak ve ona göre davranmak suretiyle) Allah’a karşı gelmekten sakının ki, gerçek kurtuluşa, başarıya ve muradınıza erebilesiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Bayraktar Bayraklı = Pis ve murdar olanın çokluğu seni hayrete sevketse de, “Hiç pis ve murdar olanla temiz ve hoş olan bir midir?” de, (böyle inan ve bunu anlat). Ey gerçek akıl ve idrak sahipleri! (O’nun koyduğu ölçülere riayetsizlik ederek aksini düşünüp öyle inanmak ve ona göre davranmak suretiyle) Allah’a karşı gelmekten sakının ki, gerçek kurtuluşa, başarıya ve muradınıza erebilesiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Bekir Sadak = De ki: «Helal ile haram, haram seylerin coklugundan hoslansan bile, esit degildir". Ey akil sahibleri, Allah'tan sakinin ki kurtulusa eresiniz. *

kesretu

  Mâide / 100 -

 Celal Yıldırım = De ki: Murdarın çokluğu senin hoşuna gidip hayretini mûcib olsa da murdarla pâk bir değildir. O halde ey sağduyu sahipleri! Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Kötü şeylerin birçoğu senin hoşuna gitse bile kötü ve çirkin olan şeyler ile iyi ve güzel olan şeyler bir olmaz. O halde, siz ey derin kavrayış sahipleri! Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın ki mutluluğa eresiniz!”

kesretu

  Mâide / 100 -

 Diyanet İşleri (eski) = De : 'Kötü ile iyi bir olmaz; kötünün çokluğu ilgini çekse bile... Akıl sahipleri, başarmak istiyorsanız (azınlığa düşme pahasına da olsa) ALLAH'ı dinleyin.'

kesretu

  Mâide / 100 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Edip Yüksel = De : 'Kötü ile iyi bir olmaz; kötünün çokluğu ilgini çekse bile... Akıl sahipleri, başarmak istiyorsanız (azınlığa düşme pahasına da olsa) ALLAH'ı dinleyin.'

kesretu

  Mâide / 100 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: Murdarla temiz bir olmaz: Murdarın çokluğu tuhafına da gitse o halde ey temiz özü, düşünür beyni olanlar, Allaha korunun ki felâha iresiniz

kesretu

  Mâide / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Pis ile temiz bir olmaz, pis olanın çokluğu tuhafına gitse bile. O halde ey temiz özü, düşünür beyni olanlar, Allah'a sığının ki, kurtuluşa eresiniz!

kesretu

  Mâide / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile». Ey selim akıl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Gültekin Onan = De ki: "Murdar ile temiz -murdarın çokluğu hoşuna gitse de- bir olmaz. Ey temiz akıl sahipleri, Tanrı'dan korkup sakının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Harun Yıldırım = De ki: “Pis ile temiz bir değildir, pis olanın çokluğu hoşunuza gitse bile!..” O halde ey akıl sahipleri, Allah’tan sakının; umulur ki kurtuluşa erersiniz!

kesretu

  Mâide / 100 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Murdarla temiz — murdarın çokluğu hoşunuza gitse de — (hiç bir zaman) bir olmaz. Onun için, ey selîm akıl saahibleri, (murdarı ihtiyar etmek hususunda) Allahdan korkun (temizi alın). Olur ki kurtuluşa erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: 'Pis olan şey ile temiz (haram ve helâl) bir olmaz; pis olan şey(ler)in çokluğu hoşun(uz)a gitse de (bu böyledir)!' Öyle ise ey akıl sâhibleri! Allah’dan sakının, tâ ki kurtuluşa eresiniz!

kesretu

  Mâide / 100 -

 İbni Kesir = De ki: Murdarı çokluğu hoşunuza gitse de; murdarla temiz bir olmaz. Öyleyse ey akıl sahibleri; Allah'tan korkun ki kurtıuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Kadri Çelik = De ki: “Pis olan şeylerin çokluğu seni şaşırtsa bile, pis ile temiz eşit değildir.” Ey akıl sahipleri, Allah'tan sakının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Muhammed Esed = De ki: "Kötü ve çirkin olan şeyler ile iyi ve güzel şeyler mukayese edilemez, kötü şeylerin bir çoğu sana büyük zevk verse bile. O halde, siz ey derin kavrayış sahipleri, Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa eresiniz!"

kesretu

  Mâide / 100 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: Kötü ve çirkin olan şeylerle iyi ve güzel olan şeyler eşdeğerde olamaz; kötünün çokluğu hoşuna gitse bile. O halde ey derin kavrayış sahipleri: Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki kalıcı mutluluğa erebilesiniz!

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Murdar ile temiz müsavî olmaz. Velev ki, murdarın çokluğu hoşuna gitsin. Artık ey güzel akıl sahipleri! Allah Teâlâ'dan korkunuz ki felâh bulabilesiniz.»

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ömer Öngüt = De ki: “Murdarla temiz bir olmaz, murdarın çokluğu hoşuna gitse de bu böyledir. ” Öyleyse ey akl-ı selîm sahipleri! Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!

kesretu

  Mâide / 100 -

 Şaban Piriş = De ki: - Kötü şeylerin çokluğu seni şaşırtsa da. Pis ile temiz bir değildir. Ey akıl sahipleri kurtuluşa erebilmeniz için Allah’tan korkun.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Sadık Türkmen = (Ey Muhammed!) De ki: “Kötü ve çirkin olan şeylerle, iyi ve güzel şeyler bir olamaz. Kötünün çokluğu hoşunuza gitse bile.” O halde ey akıl sahipleri (aklını kullananlar), Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Murdar'ın çokluğu (yaygınlığı) senin beğenini kazanmış olsa da, murdar ile temiz (aslında) bir değildir. Buna göre ey sağduyulu kimseler, Allah'tan korkunuz ki, kurtuluşa eresiniz.»

kesretu

  Mâide / 100 -

 Suat Yıldırım = Murdarın çokluğu tuhafına gitse, hatta murdarın çoğu hoşuna da gitse, murdar ile temiz bir olmaz. Öyleyse ey akl-ı selîm sahipleri! Siz az çok demeyip daima temize, helâle yönelin. Haram yemekten, Allah’a karşı gelmekten sakının ki felâh bulasınız.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Süleyman Ateş = De ki:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın çokluğu hoşuna gitse de. O halde ey sağduyu sâhipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!"

kesretu

  Mâide / 100 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Murdar ile temiz-murdar'ın çokluğu hoşuna gitse de- bir olmaz. Ey temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkup sakının. Umulur ki kurtulaşa erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Ümit Şimşek = De ki: Pis olan ile temiz olan bir olmaz-pis olan şeyin çokluğu sizin hoşunuza gitse bile. Onun için, Allah'tan sakının, ey selim akıl sahipleri, tâ ki kurtuluşa eresiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Pisin çokluğu seni hayrete düşürse de pisle temiz bir olmaz. O halde, ey akıl ve gönül sahipleri! Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz."

kesretu

  Mâide / 100 -

 İskender Ali Mihr = De ki; “Habisin (haram, murdar ve fesadın...) çokluğu senin hoşuna gitse bile, habis (haram ve kötü olan) ile tayyib (helâl ve temiz olan) bir değildir.” Ey Ulûl Elbâb! Artık Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

kesretu

  Mâide / 100 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Pis olan şeylerle, temiz olan şeyler ve pis olan şeylerin çok olması senin hoşuna gitse de eşit değildir. Ey akıl sahipleri! Allah dan korunun ki, kurtuluşa kavuşasınız.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki Allah size birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmişti; hani o gün çokluğunuzla övünüp sevinmiştiniz de bu çokluk, düşmanı defedememişti, hiçbir işinize yaramamıştı, yeryüzü, o kadar genişken daralmıştı size, sonra da arka çevirip geri çekilmiştiniz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçekten de Allah, sayıca az olduğunuz zaman, pekçok savaş meydanında ve Huneyn gününde size yardım etmişti. Hani o Huneyn günü, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de, size hiçde yararı olmamıştı. Bütün genişliğine rağmen, yeryüzü size dar gelmişti ve sonra da bozularak arkanızı dönüp geri çekilmiştiniz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Adem Uğur = Andolsun ki Allah, birçok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn savaşında size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüştünüz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, Allâh size birçok savaş yerinde ve Huneyn gününde yardım etti. . . Hani kalabalık oluşunuz sizi böbürlendirmişti ama hiçbir faydası olmamıştı! (Huneyn gününde) tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti! Sonra (da) arkanızı dönüp gitmiştiniz!

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki Allah vatan edindiğiniz birçok topraklarda, harp meydanlarında ve Huneyn savaşında size yardım etmişti. Kalabalık oluşunuz kendinizi beğenmenize, gücünüze güvenmenize sebep olmuş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak ikbalinize ve istikbalinize sırt çevirip arkanızı dönerek kaçmıştınız.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz Allah size pek çok yerde ve Huneyn gününde yardım etti. O gün çokluğunuz sizi böbürlendirmiş, ancak bunun size bir yararı olmamıştı ve bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da bozularak arkanızı dönüp çekilmiştiniz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ali Bulaç = Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ali Fikri Yavuz = Şüphe yok ki Allah, size bir çok savaş yerlerinde zafer verdi; ve “HUNEYN” gününde size yardım etti. O vakit Huneyn’de çokluğunuz size güven vermişti de, bir faydası olmamıştı. Yeryüzü, o genişliği ile başınıza dar gelmişti. Sonra da bozularak arkanızı dönmüştünüz.

kesretu-kum

  Tevbe / 25 -

 Ali Ünal = Şurası bir gerçek ki, Allah size pek çok yerde ve bu arada Huneyn gününde de yardım etti. O gün, sayıca çokluğunuz pek hoşunuza gitmişti de, fakat bunun size bir faydası dokunmamış ve onca genişliğine rağmen dünya başınıza dar gelmişti. Sonra yüz geri olup, gerisin geriye çekilmeye durmuştunuz.