Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Diyanet İşleri = Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve öyle peygamberler var ki onların ahvâlini anlattık sana önceden ve Allah Mûsâ ile de konuşmuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Abdullah Parlıyan = Daha önce sana bildirdiğimiz öteki elçilere, hem de bahsetmediğimiz elçilere de vahyetmiştik ve Allah Musa ile de konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Adem Uğur = Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ahmed Hulusi = Daha önce sana hikâyelerini anlattığımız veya anlatmadığımız Rasûllere de (vahyettik). . . Allâh Musa'ya kelime kelime konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ahmet Tekin = Kıssalarını daha önce sana anlattığımız Rasuller gönderdik. Kıssalarını sana anlatmadığımız Rasuller de gönderdik. Allah Mûsâ ile gerçekte konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ahmet Varol = Biz kıssalarını sana anlatmış olduğumuz peygamberler ve sana kıssalarını anlatmış olmadığımız peygamberler gönderdik. Allah Musa ile de doğrudan konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ali Bulaç = Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). Allah, Musa ile de konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ali Fikri Yavuz = Gönderdiğimiz öyle peygamberler vardır ki, onları, bundan (bu sûreden) önce sana beyan ettik. Öyle peygamberler de vardır ki, sana onların kıssalarını bildirmedik; ve Allah, Musa’ya (vasıtasız) hitap etti.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ali Ünal = (Misyonları çerçevesinde) daha önceden sana bahsettiğimiz rasûller gibi, kendilerinden sana söz etmediğimiz daha başka rasûller de gönderdik (ve şüphesiz onlara da vahiyde bulunduk). Ve Allah, Musa ile de hususî bir tarzda konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Bayraktar Bayraklı = Bir kısım peygamberleri daha önce sana anlattık; bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah, Mûsâ'ya sözünü söyledi.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Bekir Sadak = (164-16) 5 Peygamberlerden sonra, insanlarin Allah'a karsi bir huccetleri olmamasi icin, gonderilen mujdeci ve uyarici peygamberlerden bir kismini daha once sana anlatmis, bir kismini da anlatmamistik. Allah, Musa'ya hitabetmisti. Allah gucludur, Hakim'dir.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Celal Yıldırım = Hem daha önce kıssalarını sana haber verdiğimiz peygamberlerle, kıssalarını haber vermediğimiz peygamberlere (vahyettiğimiz gibi) ve Allah Musa'ya seslenip konuştuğu gibi sana da vahiy indirdik).

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Cemal Külünkoğlu = Daha önce kıssalarını sana anlattığımız bir kısım peygamberler ve sana anlatmadığımız daha (nice) peygamberler gönderdik. Allah, Musa ile de doğrudan konuşmuştur.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Diyanet İşleri (eski) = (164-165) Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Diyanet Vakfi = Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Edip Yüksel = Sana önceden anlattığımız elçilere ve anlatmadığımız elçilere de... Ve ALLAH Musa ile de kelimelerle konuşmuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem gerek sana evvelce naklettiğimiz Resulleri, ve gerek nakletmediğimiz Resulleri gönderdiğimiz gibi, hem de Allahın Musâya kelâm söylemesi gibi

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve gerek sana önceden kendilerini anlattığımız peygamberleri, gerekse anlatmadığımız peygamberleri gönderdiğimiz, hem de Allah'ın Musa'ya kelam söylemesi gibi.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Gültekin Onan = Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). Tanrı, Musa ile de konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Harun Yıldırım = O rasuller ki onları elbette sana daha önce anlattık. Öyle rasuller de var ki onları sana anlatmadık ve Allah Musa ile doğrudan doğruya konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Hasan Basri Çantay = Öyle peygamberler (gönderdik ki) kıssalarını hakıykat önceden sana bildirdik. (Yine) öyle peygamberler (Yolladık ki) sana onların kıssalarını haber vermedik. Allah Musâya da hıtaab ile konuşdu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Hayrat Neşriyat = Hem öyle peygamberler (gönderdik) ki, elbette onları(n kıssalarını) daha önce sana anlattık ve öyle peygamberler de var ki onları(n kıssalarını) sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile (ses, harf ve kelimelere muhtaç olmadan, vâsıtasız) bir hitâb ile konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 İbni Kesir = Kıssalarını daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, kıssasını sana anlatmadığımız peygamberlere de. Ve Allah Musa ile konuşmuştur.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Kadri Çelik = Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Musa ile açık bir şekilde (aracısız) konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Muhammed Esed = ve hem daha önce sana bildirdiğimiz (öteki) elçilere, hem de bahsetmediğimiz elçiler(e vahyettiğimiz) gibi: ve Allahın Musaya sözünü söylediği gibi;

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Mustafa İslamoğlu = tıpkı hem daha önce sana bildirdiğimiz elçiler, hem de bildirmediğimiz elçiler(e vahyettiğimiz) gibi; Allah'ın Musa'ya kelamını söylediği gibi...

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve evvelce kıssalarını sana bildirdiğimiz peygamberleri ve kıssalarını sana bildirmediğimiz peygamberleri gönderdik. Ve Allah Teâlâ Mûsa ile bilmuhâtabe (aracısız) tekellüm buyurmuştur.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ömer Öngüt = Bir kısım peygamberlerin kıssalarını sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah Musa ile de konuşmuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Şaban Piriş = Daha önce sana anlattığımız Peygamberlere ve anlatmadığımız Peygamberlere de (vahyettik). Allah Musa ile de doğrudan doğruya konuşmuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Sadık Türkmen = Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah Musa ile de doğrudan konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Seyyid Kutub = Daha önce bazılarını sana anlattığımız, bazılarını da anlatmadığımız peygamberler gönderdik. Allah, Musa ile de bizzat konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Suat Yıldırım = Durumlarını sana daha önce anlattığımız nice elçiler gönderdik. Anlatmadığımız nice elçiler de gönderdik. Allah Mûsâ’ya da hitab ederek konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Süleyman Ateş = Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). Ve Allâh Mûsâ'ya da konuşmuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve sana daha önceden gerçekten haberlerini aktarıp verdiğimiz peygamberler ile sana haberlerini aktarıp vermediğimiz peygamberlere de (vahyettik) . Allah, Musa ile de konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Ümit Şimşek = Bundan önce sana kıssalarını anlattığımız peygamberlere ve kıssalarını sana anlatmadığımız peygamberlere de vahyettik. Musa ile de Allah bizzat kelâmıyla konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Resuller var, hayat ve hatıralarını daha önce sana anlattık; resuller var, hayat ve hatıralarını sana anlatmadık. Allah, Mûsa'ya kelime kelime söz söylemişti.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 İskender Ali Mihr = Ve daha önce sana kıssa etmiş olduğumuz (bahsettiğimiz) resûllere ve sana bahsetmediğimiz resûllere de (vahyettik). Ve Allah, Hz. Musa ile kelimelerle (hitap ederek) konuştu.

kasasnâ-hum

  Nisâ / 164 -

 İlyas Yorulmaz = Sana hikayelerini anlattığımız elçiler olduğu gibi, sana anlatmadığımız elçilerde var. Bunların arasından Allah Musa ile bizatihi konuştu.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Diyanet İşleri = Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yahûdi olanlara da daha önce sana anlattığımız şeyleri harâm etmiştik. Onlar, bize zulmetmediler, kendilerine zulmettiler.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Abdullah Parlıyan = Daha önce sana anlattığımız şeyleri, yani tırnaklı hayvanlar ve iç yağları, Yahudilere haram kılmıştık. Bununla biz, onlara haksızlık etmedik, tersine onlar kendi kendilerine haksızlık yaparak, yaratılış gayesi dışında yaşamaya kalkıştılar.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Adem Uğur = Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ahmed Hulusi = Biz daha önce sana hikâye edip anlattığımız şeyleri, Yahudi olanlar üzerine de haram etmiştik. . . Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ahmet Tekin = Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudiliğin takipçilerine de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine, birbirlerine haksızlığı alışkanlık haline getiriyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ahmet Varol = Yahudilere de daha önce sana anlattıklarımızı haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik, ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ali Bulaç = Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ali Fikri Yavuz = Daha önce (En’am sûresi, 146. âyet’de) Yahudi’lere haram kıldığımız şeyleri sana (ey Rasûlüm) anlatmıştık. Biz, onlara zulüm yapmadık, fakat onlar kendi nefislerine zulüm yapıyorlardı.

mâ kasasnâ

  Nahl / 118 -

 Ali Ünal = Yahudi olanlara, daha önce sana bildirdiğimiz şeyleri haram kılmıştık. (Bazı temiz ve sağlıklı yiyecekleri Yahudilere haram kılmakla) Biz asla onlara zulmetmedik; fakat onlar, (Allah’ın hükümlerine uymayarak) sürekli kendilerine zulmediyorlardı.