Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
iz dehalû
Diyanet İşleri = Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti.
iz dehalû
Abdulbaki Gölpınarlı = Hani, huzûruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden korkuyoruz demişti.
iz dehalû
Abdullah Parlıyan = Hani onlar, İbrahim'in yanına geldiklerinde ona: “Sana selâm olsun!” demişler. O da onlara: “Biz, sizden gerçekten korkuyoruz!” diye cevap vermişti.
iz dehalû
Adem Uğur = Onun yanına girdikleri zaman, "selam" dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
iz dehalû
Ahmed Hulusi = Hani Onun yanına gelmişlerdi de "Selâm" demişlerdi. . . (İbrahim de): "Biz sizden endişe duyuyoruz" diye cevap verdi.
iz dehalû
Ahmet Tekin = Misafirler, İbrâhim’in yanına girdikleri zaman:'Selâm sana, selâmette ol, sen selâmete erenlerdensin' dediler. İbrâhim:'Biz sizden korkuyoruz.' dedi.
iz dehalû
Ahmet Varol = Onlar yanına girdiklerinde: 'Selam' demişlerdi. O da: 'Biz sizden korkuyoruz' demişti.
iz dehalû
Ali Bulaç = Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti.
iz dehalû
Ali Fikri Yavuz = Hani melekler, İbrahîm’in yanına varıp “selam” demişlerdi (İbrahîm misafir melekler için hazırladığı yemeği, misafirlerin yemediğini görünce) dedi ki: “- Biz, sizden cidden korkuyoruz.”
iz dehalû
Ali Ünal = İbrahim’in yanına girdiklerinde ona selâm verdiler. İbrahim, “Sizden endişe ediyorum!” dedi.
iz dehalû
Bayraktar Bayraklı = Onun yanına girdikleri zaman, “Selâm” dediler. İbrâhim, “Biz sizden çekiniyoruz” dedi.
iz dehalû
Bekir Sadak = (52-53) Ibrahim'in yanina girdiklerinde selam vermislerdi. O: «Dogrusu biz sizden korkuyoruz» demisti de: «Korkma, biz sana, bilgin bir oglun olacagini mujdelemeye geldik» demislerdi.
iz dehalû
Celal Yıldırım = Bir vakit İbrahim'in yanına gelerek «selâm !» demişlerdi. O da, «doğrusu biz sizden korkuyoruz» demişti.
iz dehalû
Cemal Külünkoğlu = Hani, onun yanına geldiklerinde ona: “Sana selam olsun!” dediler de, o da onlara: “Biz sizden korkuyoruz!” diye cevap verdi.
iz dehalû
Diyanet İşleri (eski) = (52-53) İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: 'Doğrusu biz sizden korkuyoruz' demişti de: 'Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik' demişlerdi.
iz dehalû
Diyanet Vakfi = Onun yanına girdikleri zaman, «selam» dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
iz dehalû
Edip Yüksel = Onun yanına varıp, 'Selam!,' demişlerdi. O da, 'Biz sizden korkuyoruz,' demişti.
iz dehalû
Elmalılı Hamdi Yazır = O vakıt ki yanına girdiler de, selâm dediler, biz dedi: sizden cidden korkuyoruz
iz dehalû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar, onun yanına girdiklerinde «Selam!» dediler. İbrahim: «Biz gerçekten sizden korkuyoruz!» dedi.
iz dehalû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hani melekler, İbrahim'in yanına girdikleri zaman, «selam» demişler, İbrahim de onlara: «Biz sizden korkuyoruz» demişti.
iz dehalû
Gültekin Onan = Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti.
iz dehalû
Harun Yıldırım = Hani yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Gerçekten biz sizden korkmaktayız.” demişti.
iz dehalû
Hasan Basri Çantay = Hani bunlar onun karşısına girib «Selâm» demişlerdi. O da: «Biz, demişdi, sizden endîşe edicileriz».
iz dehalû
Hayrat Neşriyat = Hani onun yanına girmişler de, 'Selâm (senin üzerine olsun!)' demişlerdi. (O da onlara yemek ikrâm etmesine rağmen, yemediklerini görünce): 'Doğrusu biz, sizden endişe eden kimseleriz!' demişti.
iz dehalû
İbni Kesir = Onun yanına girip: Selam demişlerdi. O da: Doğrusu biz, sizden endişe ediyoruz, demişti.
iz dehalû
Kadri Çelik = Yanına girdiklerinde, “Selam” demişlerdi. O da, “Biz sizden korkmaktayız” demişti.
iz dehalû
Muhammed Esed = Hani, o'nun yanına geldiklerinde o'na: "Sana selam olsun!" demişler; o da onlara: "Biz sizden korkuyoruz!" diye cevap vermişti.
iz dehalû
Mustafa İslamoğlu = Hani, onun huzuruna girmişler ve "Selam!" demişlerdi. (İbrahim) ise "Doğrusu biz sizden çekiniyoruz" diye mukabele etmişti.
iz dehalû
Ömer Nasuhi Bilmen = O vakit ki, O'nun huzuruna girmişler de selâm vermişlerdi. O da, «Biz sizden hakikaten korkuyoruz,» demişti.
iz dehalû
Ömer Öngüt = Onun yanına girdikleri zaman “Selâm sana!” dediler. O da: “Biz sizden korkuyoruz. ” dedi.
iz dehalû
Şaban Piriş = Onun yanına girdikleri zaman: “Selam!“ demişlerdi. O da: “Biz, sizden endişe ediyoruz” demişti.
iz dehalû
Sadık Türkmen = Hani onun yanına girdiler de: “Selâm!” dediler. Dedi ki: “Biz sizden çekiniyoruz”.
iz dehalû
Seyyid Kutub = Hani İbrahim'in yanına girip selâm verdiklerinde O «Biz sizden korkuyoruz» dedi.
iz dehalû
Suat Yıldırım = Onun yanına girdiklerinde "Selam!" dediler. İbrâhim: "Biz sizden korkuyoruz." dedi.
iz dehalû
Süleyman Ateş = Onun yanına girmişler: "Selâm" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi.
iz dehalû
Tefhim-ul Kuran = Yanına girdiklerinde «Selam» demişlerdi. O da: «Biz sizden korkmaktayız» demişti.
iz dehalû
Ümit Şimşek = Yanına girdiklerinde 'Selâm olsun' dediler. İbrahim 'Biz sizden korkuyoruz' dedi.
iz dehalû
Yaşar Nuri Öztürk = Hani onun yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. O da "Biz sizden korkuyoruz." diye konuşmuştu.
iz dehalû
İskender Ali Mihr = Onun yanına girdikleri zaman: “Selâm (olsun)” dediler. (İbrâhîm a.s) şöyle dedi: “Gerçekten biz sizden korkuyoruz.”
iz dehalû
İlyas Yorulmaz = Misafirler İbrahim’in yanına girdiklerinde ona “Selam” dediler. İbrahim “Biz sizden korktuk (sizin halinizden ürperdik)” dedi.
iz dehalû
Diyanet İşleri = Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).
iz dehalû
Abdulbaki Gölpınarlı = Hani, tapısına girmişlerdi de esenlik sana demişlerdi; o da esenlik size demişti, ey yabancılar.
iz dehalû
Abdullah Parlıyan = O elçiler, İbrahim'e gelip O'na selam verdiklerinde, size de selam olsun demişti ve kendi kendine, bunlar tanınmayan kimseler diye düşünmüştü.
iz dehalû
Adem Uğur = Onlar İbrahim'in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, "Bunlar, yabancılar" demişti.
iz dehalû
Ahmed Hulusi = Hani Onun yanına girdiklerinde: "Selâm" dediler. . . (İbrahim de): "Selâm" dedi. . . "Rastlanmadık birileri (diye düşündü). "
iz dehalû
Ahmet Tekin = Onlar, İbrâhim’in yanına girince: 'Selâm sana, selâmette ol, sen selâmettesin' dediler. İbrâhim de: 'Selâm size, selâmette olun' dedi. Bunlar tanınmadık simalardı.
iz dehalû
Ahmet Varol = Hani onun yanına girdiklerinde: 'Selam' demişlerdi. O da: 'Selam. Tanınmayan bir topluluk' demişti.
iz dehalû
Ali Bulaç = Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk."
iz dehalû
Ali Fikri Yavuz = Hani onlar, İbrahîm’in yanına varmışlardı da selâm vermişlerdi. O da (onlara karşılık olarak) selâm vermiş: “- (Bunlar) tanınmadık bir kavim.” demişti.
iz dehalû
Ali Ünal = Hani (bir gün evinde iken) yanına varmışlar ve selâm vermişlerdi. İbrahim de, selâmlarını almıştı. “Tanımadığım, fevkalâdeliği olan kimseler!” diye geçirdi içinden.