Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve men ittebea-ke
Diyanet İşleri = Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Peygamber, sana da, iman sahiplerinden sana uyanlara da Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! Allah sana da yeter, sana uyan inanmış kişilere de.
ve men ittebea-ke
Ahmed Hulusi = Ey Nebi! Allâh, sana ve iman edenlerden sana tâbi olanlara yeter.
ve men ittebea-ke
Ahmet Tekin = Ey Peygamber, sana, sana ve senin sünnetine tâbi olan şuurlu ve kâmil mü’minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Ahmet Varol = Ey Peygamber! Sana ve sana uyan mü'minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Ali Bulaç = Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Ali Fikri Yavuz = Ey Peygamber! Allah sana ve müminlerden senin izinde bulunanlara yeter.
ve men ittebea-ke
Ali Ünal = Ey, (Peygamberliğin zirve temsilcisi) Peygamber! Sana ve sana tâbi olan mü’minlere (yardımcı ve destekçi olarak) Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Bayraktar Bayraklı = Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Celal Yıldırım = Ey Peygamber! Allah sana da, sana uyan mü'minlere de yeter.
ve men ittebea-ke
Cemal Külünkoğlu = Ey Peygamber! Allah sana da, sana tabi olan mü'minlere de yeter.
ve men ittebea-ke
Diyanet İşleri (eski) = Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Diyanet Vakfi = Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Edip Yüksel = Ey peygamber, ALLAH sana ve seni izleyen inananlara yeter.
ve men ittebea-ke
Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey peygamber, Allah, sana ve arkandan gelen mü'minlere yeter!
ve men ittebea-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Peygamber! Sana Allah yetişir, arkandan gelen müminlerle beraber.
ve men ittebea-ke
Gültekin Onan = Ey Peygamber, sana ve seni izleyen inançlılara Tanrı yeter.
ve men ittebea-ke
Harun Yıldırım = Ey nebi, sana da sana tabi olan mü’minlere de Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Hasan Basri Çantay = Ey peygamber, sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Hayrat Neşriyat = Ey peygamber! Sana ve mü’minlerden sana tâbi' olanlara, Allah yeter!
ve men ittebea-ke
İbni Kesir = Ey Peygamber; Allah, sana ve sana tabi olan mü'minlere yeter.
ve men ittebea-ke
Muhammed Esed = Ey Peygamber! Allah sana da yeter, sana uyan inanmış kimselere de!
ve men ittebea-ke
Mustafa İslamoğlu = Sen ey Peygamber! Allah sana da yeter, sana tabi olan gerçek mü'minlere de!
ve men ittebea-ke
Ömer Nasuhi Bilmen = Ey Peygamber! Sana ve sana tâbi olan mü'minlere Allah Teâlâ kâfidir.
ve men ittebea-ke
Ömer Öngüt = Ey Peygamber! Allah sana da sana tâbi olan müminlere de yeter.
ve men ittebea-ke
Şaban Piriş = -Ey Peygamber! Allah’ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.
ve men ittebea-ke
Sadık Türkmen = Ey peygamber! Sana ve sana tabi olan müminlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Seyyid Kutub = Ey peygamber, sana ve sana uyan mü'minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Suat Yıldırım = Ey Peygamber! Allah sana ve sana tabi olan müminlere yeter.
ve men ittebea-ke
Süleyman Ateş = Ey peygamber, Allâh sana ve sana tâbi olan mü'minlere yeter.
ve men ittebea-ke
Tefhim-ul Kuran = Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Ümit Şimşek = Ey Peygamber! Sana da, sana uyan mü'minlere de Allah yeter.
ve men ittebea-ke
Yaşar Nuri Öztürk = Ey Peygamber! Allah ve inanananlardan seni izleyenler sana yeter/Allah, sana da seni izleyen müminlere de yeter!
ve men ittebea-ke
İskender Ali Mihr = Ey Peygamber! Allah, sana ve mü’minlerden sana tâbî olanlara kâfidir.
ve men ittebea-ke
İlyas Yorulmaz = Ey Peygamber (Haberci)! Sana ve inananlardan sana tabi olanlara Allah yeter.
ittebea-ke
Diyanet İşleri = Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
ittebea-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Kavminin kâfir olanlarından ileri gelenler, biz dediler, seni de bizim gibi bir adam görmedeyiz ve sana uyanları da görüyoruz ki düşünmeden ve derhal sana kapılıveren ve ancak aşağılık tabakadan olan adamlarımız ve sizin, bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz, hattâ yalancı olduğunuzu sanıyoruz.
ittebea-ke
Abdullah Parlıyan = Kavminden gerçekleri örtbas edenlerin ileri gelenleri: “Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz ve bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı, bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
ittebea-ke
Adem Uğur = Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu görmüyoruz. Ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz."
ittebea-ke
Ahmed Hulusi = Onun halkından hakikat bilgisini inkâr edenlerin ileri gelenleri: "Seni yalnızca bizim benzerimiz bir beşer olarak görüyoruz. . . Basit görüşle hareket eden (düşüncesiz) ayak takımlarımızdan (mal ve mevkileri olmayan) başkasının, sana tâbi olduğunu da görmüyoruz. . . Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. . . Aksine, yalan söylemekte olduğunuz kanaatindeyiz" dediler.
ittebea-ke
Ahmet Tekin = Kavminden ileri gelen, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfre saplanan kodamanlar:'Biz seni, sadece bizden biri gibi düşünüyoruz. İlk bakışta, yalnızca bizim ayak takımımızın, rezillerimizin sana tâbi olduğunu görüyoruz. Sizin bize herhangi bir üstünlüğünüzü de bilmiyoruz. Aksine sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.' dediler.
ittebea-ke
Ahmet Varol = Kavminin inkar eden ileri gelenleri: 'Biz seni ancak bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve ilk anda, düşünmeden sana uyan aşağılarımız dışında kimsenin sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz, aksine sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz' dediler.
ittebea-ke
Ali Bulaç = Kavminden, ileri gelen inkârcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.
ittebea-ke
Ali Fikri Yavuz = Buna karşı, Nûh’un kavminden küfür öncüleri olanlar şöyle dediler: “- Biz, seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz ve sana bağlı olanları da ilk bakışta, en düşüklerimizden ibaret görüyoruz. Sizin, bize fazla bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz; hattâ sizi yalancılar sanıyoruz.”
ittebea-ke
Ali Ünal = Halkı içinde küfürde kökleşmiş bulunan ileri gelenler hemen tepkilerini ortaya koydular: “Bize göre sen de bizim gibi bir insansın; kaldı ki, içimizde görüşten, düşünceden yoksun ayak takımından başka peşinden gideni de görmüyoruz. Ayrıca, (ey Nuh ve O’na inananlar,) sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüz de yok ki! (Bize üstünlüğünüz olmak şöyle dursun,) sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz.”