Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki bundan deliller var elbet ve şüphesiz ki biz, insanları deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Abdullah Parlıyan = Bu kıssada muhakkak ki, düşünen insanlar için çıkarılacak dersler vardır. Şüphesiz biz, insanları sınavdan geçirmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Adem Uğur = Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki bunda işaretler vardır. . . Biz elbette sınarız (ki kişi kendi kapasitesini görsün).

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ahmet Tekin = Bu Nuh kıssasında birçok ibretler, öğütler, Allahın sınırsız kudretini gösteren deliller vardır. İtaatkâr olanlarla âsi olanların ortaya çıkması için biz kullarımızı böyle deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz bunda âyetler vardır ve biz muhakkak denemeden geçiririz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ali Bulaç = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = Şüphesiz bunda (Nûh kıssasında) ibret alıncak çok alâmetler var. Doğrusu biz (bu şekilde insanları) imtihana çekenleriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ali Ünal = (Nuh ile kavmi arasında) bu olup bitenlerde hiç şüphesiz pek çok ibretler ve mesajlar vardır; ve Biz ancak, insanları (pek çok hikmete binaen) imtihanlardan geçirmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Bayraktar Bayraklı = Şüphesiz bu olguda dersler vardır. Biz, kesinlikle denemekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Bekir Sadak = Dogrusu bunlarda dersler vardir. Biz suphesiz insanlari denemekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Celal Yıldırım = Şüphesiz ki (bu önemli ve ibretli olayda) birçok öğütler ve dersler vardır. Doğrusu biz hep (böyle) sınava çekeriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Cemal Külünkoğlu = Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan etmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Diyanet İşleri (eski) = Şüphe yok ki bundan deliller var elbet ve şüphesiz ki biz, insanları deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Diyanet Vakfi = Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Edip Yüksel = Bunda işaretler ve dersler vardır. Biz elbette sizleri denemekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İşte bunda çok âyetler vardır ve hakıkat biz pek imtihancıyızdır

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek sınavcıyızdır.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Gültekin Onan = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Harun Yıldırım = Şüphesiz bunda birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz deneriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Hasan Basri Çantay = (Nuh ile kavmi arasında) bu olup bitenlerde hiç şüphesiz pek çok ibretler ve mesajlar vardır; ve Biz ancak, insanları (pek çok hikmete binaen) imtihanlardan geçirmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Hayrat Neşriyat = Şübhesiz ki bunda, gerçekten ibretler vardır ve doğrusu (biz, onları) elbette imtihân edicileriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 İbni Kesir = Şüphesiz ki bunda ayetler vardır. Biz, elbette deneyenleriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Kadri Çelik = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten deneyenleriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Muhammed Esed = Bu (kıssa)da, muhakkak ki, (düşünen insanlar için çıkarılacak) dersler vardır; ve şüphesiz, Biz (insanı) sınavdan geçirmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Mustafa İslamoğlu = Elbet bunda, (akleden kimseler için) işaretler vardır; ve elbet Biz (öncekileri) de sınavdan geçirmişizdir.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki, bunda elbette bir nice ibretler vardır ve hakikaten Biz elbette pek imtihan edicileriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ömer Öngüt = Şüphesiz ki bunda âyetler (ibretler) vardır. Çünkü biz, insanları imtihan etmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Şaban Piriş = Şüphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Sadık Türkmen = Şüphesiz bunda, bir çok ibretler/dersler vardır. Gerçekten Biz, yaptıklarınızın karşılığını verip sizleri açığa çıkaranlarız.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Seyyid Kutub = Bu olayda alınacak birçok dersler vardır. Biz Nuh'u ve soydaşlarını bu yolla sınavdan geçirmiş olduk.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Suat Yıldırım = Bunda elbette alınacak çok ibretler var. Gerçekten Biz insanları imtihan etmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Süleyman Ateş = Gerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Tefhim-ul Kuran = Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Ümit Şimşek = İşte bunda nice âyetler vardır. Biz böylece kullarımızı imtihan etmekteyiz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Biz onları imtihan ediyor idiysek de bunda elbette ibretler vardır!

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 İskender Ali Mihr = Elbette bunda âyetler vardır. Ve muhakkak ki Biz, imtihan edenleriz.

ve in kunnâ

  Mü’minûn / 30 -

 İlyas Yorulmaz = Bunlarda alınacak ibretler var ve biz (insanları) bunlarla deniyoruz.

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Diyanet İşleri = (156-157) “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiç şüphe yok ki bizden önce ancak iki tâifeye kitap indirildi ve bizse onu okumaktan âcizdik, bir şey anlamıyorduk demeyesiniz.

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Abdullah Parlıyan = O'nu size indirdik ki, “Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa, yani Yahudi ve Hıristiyanlara indirilmişti de, biz onların eğitim ve öğretimlerinden habersizdik” demeyesiniz diye,

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Adem Uğur = Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik demeyesiniz diye;

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ahmed Hulusi = "BİLGİ, sadece bizden önceki iki taife (Yahudi ve Nasara) üzerine inzâl edildi; biz, onların kendilerine geleni okuyup değerlendirmesinden gâfildik" demeyesiniz. . .

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ahmet Tekin = 'Kitaplar, bizden önceki iki topluluğa indirildi; biz, onlara öğretilenlerden, o kitabın içindeki hükümlerden habersizdik' diyerek itiraz edememeniz için bu Kur’ân’ı indirdik.

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ahmet Varol = 'Kitap yalnızca bizden önceki iki topluluğa indirildi ve biz onların okumalarından habersizdik' demeyesiniz.

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ali Bulaç = "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Mekke’liler! Siz): “- Bizden önce Yahudî’lerle Hristiyanlara indirilen kitap, konuştuğumuz dilde olmadığından onu okumaktan gafilleriz” derdiniz. Bunu dememeniz (için lisanınız üzere KUR’AN’ı gönderdik.)

ve in kunnâ

  En’âm / 156 -

 Ali Ünal = Ayrıca, “Kitap, yalnızca bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okuyup üzerinde çalıştıkları gerçeklerden habersizdik.” demeyesiniz.