Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ilâ kavmi-hi
Diyanet İşleri = Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
ilâ kavmi-hi
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki Nûh'u kavmine gönderdik de ey kavmim dedi, kulluk edin Allah'a, size yoktur ondan başka bir mâbut, hâlâ mı çekinmeyeceksiniz?
ilâ kavmi-hi
Abdullah Parlıyan = Ve yine gerçek şu ki, Nuh'u kendi kavmine gönderdik, onlara: “Ey kavmim!” dedi. “Yalnızca Allah'a kulluk edin. Çünkü sizin ondan başka gerçek ilahınız yok. Hâlâ günahlardan küfür ve şirkten sakınıp müslüman olmayacak mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Adem Uğur = Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.
ilâ kavmi-hi
Ahmed Hulusi = Andolsun ki Nuh'u kavmine irsâl ettik de (o kavmine) dedi ki: "Ey kavmim! Allâh'a kulluk edin (bunu fark edin)! "HÛ"nun gayrı olarak bir tanrınız olamaz! Hâlâ ittika etmiyor musunuz = korkup korunmuyor musunuz?"
ilâ kavmi-hi
Ahmet Tekin = Nûh’u kavmine özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamber olarak gönderdik. Nûh: 'Ey kavmim, Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanın, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan başka ilâhınız yoktur. Hâlâ Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmayacak, günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız?' dedi.
ilâ kavmi-hi
Ahmet Varol = Andolsun biz Nuh'u kavmine elçi olarak gönderdik. O da şöyle dedi: 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilâh yoktur. Artık sakınmaz mısınız?'
ilâ kavmi-hi
Ali Bulaç = Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"
ilâ kavmi-hi
Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun ki, biz Nuh’u kavmine Peygamber gönderdik de (onlara) şöyle dedi: “- Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. O’ndan başka bir İlâhınız yoktur. Artık azabından korkmaz mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Ali Ünal = Bir zaman, Nuh’u kavmine elçimiz olarak gönderdik de, “Ey halkım,” dedi, “yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Şu halde, halâ O’na gönülden saygı duymayacak ve O’na karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakınmayacak mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Bayraktar Bayraklı = Andolsun ki, Nûh'u kavmine gönderdik ve o, “Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.[353]
ilâ kavmi-hi
Bekir Sadak = And olsun ki Nuh'u milletine gonderdik; onlara: «Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan baska tanriniz yoktur; sakinmaz misiniz?» dedi.
ilâ kavmi-hi
Celal Yıldırım = And olsun ki, biz Nuh'u kavmine gönderdik. O, «ey kavmim!» dedi, «Allah'a ibâdet edin, O'ndan başka sizin hiçbir (hakiki) tanrınız yoktur. Artık (putlara tapmaktan, azgınlıktan ve kötülüklerden) sakınmaz mısınız ?»
ilâ kavmi-hi
Cemal Külünkoğlu = Andolsun biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, onlara dedi ki: “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah'a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: 'Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?' dedi.
ilâ kavmi-hi
Diyanet Vakfi = Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.
ilâ kavmi-hi
Edip Yüksel = Nuh'u halkına göndermiştik de, 'Halkım, ALLAH'a kulluk ediniz. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Saygı duyup erdemli davranmaz mısınız,' demişti.
ilâ kavmi-hi
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve andolsun ki Nuh (A.S)’ı kendi kavmine gönderdik. O zaman (onlara): “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka İlâh yoktur. Hâlâ takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” dedi.
ilâ kavmi-hi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yüceliğime andolsun ki, Biz Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de Nuh dedi ki: «Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?
ilâ kavmi-hi
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. «Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?»
ilâ kavmi-hi
Gültekin Onan = Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Tanrı'ya kulluk edin. Onun dışında sizin başka tanrınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"
ilâ kavmi-hi
Harun Yıldırım = Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.
ilâ kavmi-hi
Hasan Basri Çantay = Andolsun biz Nuuhu kavmine (peygamber olarak) gönderdik de dedi ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiçbir Tanrınız yokdur. (Haalâ Onun ıkaabından) sakınmayacak mısınız»?
ilâ kavmi-hi
Hayrat Neşriyat = And olsun ki, Nûh’u kavmine (peygamber olarak) gönderdik de (onlara) dedi ki: 'Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. (O’nun azâbından) hiç sakınmaz mısınız?'
ilâ kavmi-hi
İbni Kesir = Andolsun ki; Nuh'u kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?
ilâ kavmi-hi
Kadri Çelik = Şüphesiz biz Nuh'u kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: “Ey Kavmim! Allah'a kulluk edin. Onun dışında sizin başka bir ilahınız yoktur; yine de sakınmayacak mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Muhammed Esed = Ve yine, gerçek şu ki, Nuh'u kendi kavmine gönderdik; onlara: "Ey kavmim!" dedi, "(yalnızca) Allah'a kulluk edin, çünkü sizin O'ndan başka tanrınız yok! Hal böyleyken, yine de, O'na karşı sorumluluk duymayacak mısınız?"
ilâ kavmi-hi
Mustafa İslamoğlu = Doğrusu Nuh'u kendi kavmine gönderen de yine Bizdik. Nitekim, onlara demiştik ki: "Ey kavmim! Yalnız Allah'a kulluk edin! Sizin O'ndan başka bir ilahınız bulunmamaktadır: hala sorumluluk bilinciyle hareket etmeyecek misiniz?"
ilâ kavmi-hi
Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, Nûh'u kavmine gönderdik de dedi ki: «Ey kavmim! Allah'a ibadet edin, sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Artık ittikada bulunmaz mısınız?»
ilâ kavmi-hi
Ömer Öngüt = Andolsun ki biz, Nuh'u kavmine gönderdik. Onlara: “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Hâlâ O'ndan korkmayacak mısınız?” dedi.
ilâ kavmi-hi
Şaban Piriş = Nuh’u kavmine (elçi olarak) göndermiştik. Dedi ki: -Ey kavmim, Allah’a kulluk ediniz. O’ndan başka bir ilahınız yoktur. O halde korunmaz mısınız?
ilâ kavmi-hi
Sadık Türkmen = Ve yine, gerçek şu ki; Nuh’u kavmine gönderdik, dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için, O’ndan başka bir İlâh yoktur! Artık korunup sakınmaz mısınız?”
ilâ kavmi-hi
Seyyid Kutub = Biz Nuh'u soydaşlarına peygamber olarak gönderdik. O dedi ki; «Ey soydaşlarım, Allah'a kulluk ediniz, O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Allah'dan korkmaz mısınız?»
ilâ kavmi-hi
Suat Yıldırım = Bir zaman, halkını irşad etmesi gayesiyle Nûh’u gönderdik de: "Ey halkım, dedi, yalnız Allah’a ibadet ediniz. Zira sizin Ondan başka ilahınız yoktur. Gerçek bu iken hâlâ şirkten sakınmaz mısınız?"
ilâ kavmi-hi
Süleyman Ateş = Andolsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur, korunmaz mısınız?"
ilâ kavmi-hi
Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: «Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de korkup sakınmayacak mısınız?»
ilâ kavmi-hi
Ümit Şimşek = Biz Nuh'u da kavmine peygamber olarak göndermiştik. O da 'Ey kavmim, yalnız Allah'a kulluk edin,' demişti. 'Sizin Ondan başka tanrınız yoktur. Hiç sakınmaz mısınız?'
ilâ kavmi-hi
Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, Nûh'u toplumuna resul olarak gönderdik de o şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah'a kulluk/ibadet edin! O'ndan başka tanrınız yok sizin. Hâlâ sakınmayacak mısınız?"
ilâ kavmi-hi
İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki Nuh (A.S)’ı kendi kavmine gönderdik. O zaman (onlara): “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka İlâh yoktur. Hâlâ takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” dedi.
ilâ kavmi-hi
İlyas Yorulmaz = Nuh’u kavmine elçi olarak göndermiştik. Kavmine “Ey kavmim! Sizin için ondan başka hiçbir ilahın olmadığı, Allah’a kulluk edin. Artık sakınıp korunmaz mısınız?” dedi.
ilâ kavmi-hi
Diyanet İşleri = Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
ilâ kavmi-hi
Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki Nûh'u, kavmine peygamber olarak gönderdik de ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, ondan başka bir mabudunuz yoktur. Şüphe yok ki ben, büyük bir günün azâbına uğrayacağınızdan korkuyorum.
ilâ kavmi-hi
Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, biz Nuh'u kendi toplumuna gönderdik: “Ey kavmim!” dedi “Yalnızca Allah'a kulluk edin. O'ndan başka gerçek ilâhınız yoktur ve olamaz. Doğrusu ben, dehşetli azabıyla büyük bir günün gelip, sizi bulmasından korkuyorum.”
ilâ kavmi-hi
Adem Uğur = Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.
ilâ kavmi-hi
Ahmed Hulusi = Andolsun ki, Nuh'u halkına irsâl ettik de: "Ey kavmim. . . Allâh'a kulluk edin. . . O'nun gayrı bir ilâhınız yoktur. . . Muhakkak ki ben, size gelip çatacak aziym sürecin azabından korkuyorum" dedi.
ilâ kavmi-hi
Ahmet Tekin = Andolsun ki, Nûh’u özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasul olarak kavmine gönderdik. Nuh:'Ey kavmim, Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanın, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan başka tanrınız yoktur. Ben sizin adınıza, büyük bir günün azâbından korkuyorum.' dedi.
ilâ kavmi-hi
Ahmet Varol = Biz Nuh'u kavmine gönderdik. O da: 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum' dedi.
ilâ kavmi-hi
Ali Bulaç = Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."
ilâ kavmi-hi
Ali Fikri Yavuz = Andolsun, biz Nûh’u Peygamber (olarak kavmine) gönderdik de o, şöyle dedi: “- Ey kavmim! Allah’a ibadet ve itaat edin. Sizin için ondan başka bir ilâh yoktur. Ben, üzerinize gelecek çok büyük bir günün azâbından hakikaten korkuyorum.”
ilâ kavmi-hi
Ali Ünal = Şurası bir gerçek ki, Nuh’u kendi halkına rasûl olarak gönderdik de, onlara şu tebliğde bulundu: “Ey halkım! Allah’a ibadet edin; sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Aksi halde korkarım ki, dehşetli bir günün azabı başınızda patlayabilir.”