Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve huve es semîu el alîmu
Diyanet İşleri = Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbinin sözleri, gerçek olarak ve adâlet üzere tamdır, tekemmül etmiştir, sözlerini değiştirecek yoktur ve odur duyan, bilen.
ve huve es semîu el alîmu
Abdullah Parlıyan = Zira Rabbinin vaadi doğruluk ve adaletle yerine getirilmiştir. O'nun vaadlerinin gerçekleşmesini engelleyebilecek, hiçbir güç yoktur. Ve yalnızca O'dur, herşeyi duyan ve herşeyi bilen.
ve huve es semîu el alîmu
Adem Uğur = Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Ahmed Hulusi = Rabbinin sözü doğrulanmış ve hak edilen şekilde sonuçlanmıştır! O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. . . Semi', Aliym "HÛ"dur!
ve huve es semîu el alîmu
Ahmet Tekin = Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tam kemâlindedir. Onun kelimelerini değişdirici (hiç bir şey ve hiç bir kuvvet) yokdur. O, (dedikoduları) hakkıyle işiden (küfr edenlerin içlerini) kemâliyle bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Ahmet Varol = Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tastamamdır. [12] O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, duyandır, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Ali Bulaç = Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Ali Fikri Yavuz = Rabbinin emir ve yasakları, doğruluk ve adalet yönünden tamam oldu. Onun kelimelerini değiştirebilecek hiç bir şey yoktur. Allah, onların dediklerini hakkıyla işiticidir, gizlediklerini de kemâliyle bilicidir.
ve huve es semîu el alîmu
Ali Ünal = zira, Rabbinin vaadi doğruluk ve adaletle yerine getirilmiştir. Onun vaatlerini(n gerçekleşmesini) engelleyebilecek hiçbir güç yoktur: ve yalnızca Odur her şeyi duyan, her şeyi bilen.
ve huve es semîu el alîmu
Bayraktar Bayraklı = Rabbinin sözü, doğruluk ve adâlet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir; bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Bekir Sadak = Rabbinin kelimesi, doğruluk ve adaletce tamamlanmıştır. Onun kelimelerini tebdîl edecek yoktur. O semîdir, alîmdir.
ve huve es semîu el alîmu
Celal Yıldırım = Rabbin sözü doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tamamlanmıştır. O'nun sözünü değiştirecek yoktur. O, işiten ve bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Cemal Külünkoğlu = Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O'nun sözlerini/kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Diyanet İşleri (eski) = Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.
ve huve es semîu el alîmu
Diyanet Vakfi = Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Edip Yüksel = Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, İşitendir, Bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Elmalılı Hamdi Yazır = Rabbının kelimesi doğrulukça da, adaletçe de tam kemalindedir, onun kelimelerini değiştirebilecek yok, semi' o, alîm o
ve huve es semîu el alîmu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Rabbinin sözü, doğrulukça da adaletçe de tam kemalindedir. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Gültekin Onan = rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Harun Yıldırım = Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Şüphesiz O Semî’dir, Alîm’dir.
ve huve es semîu el alîmu
Hasan Basri Çantay = Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tam kemâlindedir. Onun kelimelerini değişdirici (hiç bir şey ve hiç bir kuvvet) yokdur. O, (dedikoduları) hakkıyle işiden (küfr edenlerin içlerini) kemâliyle bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Hayrat Neşriyat = Ve Rabbinin sözü (emir ve yasakları) doğruluk ve adâlet cihetiyle tamamlandı. O’nun kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur! Çünki O, Semî' (herşeyi hakkıylaişiten)dir, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir.
ve huve es semîu el alîmu
İbni Kesir = Rabbının sözü; doğruluk ve adalet yönünden tam kemalindedir. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O; Semi'dir, Alim'dir.
ve huve es semîu el alîmu
Kadri Çelik = Doğruluk ve adalet üzere olan Rabbinin sözü (dini, Kur'an'ın inişiyle birlikte) sona (kemale) erdi. O'nun sözlerini (artık) değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Muhammed Esed = zira, Rabbinin vaadi doğruluk ve adaletle yerine getirilmiştir. Onun vaatlerini(n gerçekleşmesini) engelleyebilecek hiçbir güç yoktur: ve yalnızca Odur her şeyi duyan, her şeyi bilen.
ve huve es semîu el alîmu
Mustafa İslamoğlu = Zira Rabbinin sözü aslına sadık olarak (yerine ulaşmış) ve adaletle uygulanmıştır: O'nun sözlerini alıp da yerine başka söz koyacak hiçbir güç yoktur: Zira her şeyi işiten, her şeyi bilen sadece O'dur.
ve huve es semîu el alîmu
Ömer Nasuhi Bilmen = Rabbinin kelimesi, doğruluk ve adaletce tamamlanmıştır. Onun kelimelerini tebdîl edecek yoktur. O semîdir, alîmdir.
ve huve es semîu el alîmu
Ömer Öngüt = Rabbinin sözü doğruluk bakımından da adalet bakımından da tamamlanmıştır, tam kemalindedir. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Şaban Piriş = Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç bir şey yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Sadık Türkmen = Rabbinin sözü/kelimeleri doğruluk ve adaletçe tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini(n aslını) değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Seyyid Kutub = Rabbinin sözü doğrulanmış ve hak edilen şekilde sonuçlanmıştır! O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. . . Semi', Aliym "HÛ"dur!
ve huve es semîu el alîmu
Suat Yıldırım = Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tam kemalindedir. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O hakkıyla işitir ve bilir.
ve huve es semîu el alîmu
Süleyman Ateş = Rabbinin sözü hem doğruluk, hem de adâlet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Tefhim-ul Kuran = Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Ümit Şimşek = Rabbinin sözü doğruluk yönüyle de, adalet yönüyle de tamdır. Onun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
Yaşar Nuri Öztürk = Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O.
ve huve es semîu el alîmu
İskender Ali Mihr = Ve Rabbinin sözü sadakatle ve adaletle tamamlandı. O’nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O, en iyi işiten ve en iyi bilendir.
ve huve es semîu el alîmu
İlyas Yorulmaz = Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle tamamlandı. Kesinlikle onun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O her şeyi işiten ve bilendir.
huve es semîu el basîru
Diyanet İşleri = Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
huve es semîu el basîru
Abdulbaki Gölpınarlı = Noksan sıfatlardan münezzehtir kulunu geceleyin Mescid-i Harâm'dan çevresini kutladığımız Mescid-i Aksâ' ya götüren, âyetlerimizden bir kısmını ona da gösterelim diye, şüphe yok ki o, her şeyi duyar, görür.
huve es semîu el basîru
Abdullah Parlıyan = Yüceliğinde sınır olmayan O Allah ki, kulu Muhammed'i geceleyin, kendisine bazı ayetlerini göstermek için, Mekkede'ki Mescii Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız, Mescidi Aksâ'ya götürdü. Çünkü, gerçekten herşeyi duyan ve gören O'dur.
huve es semîu el basîru
Adem Uğur = Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.
huve es semîu el basîru
Ahmed Hulusi = Subhan ki, kulunu gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya isrâ (tayy'i mekân) etti. . . O'na delillerimizi gösterelim diye. . . Hakikat şu; "HÛ"; Semi'dir, Basıyr'dir!
huve es semîu el basîru
Ahmet Tekin = Bir gece, kulu Muhammedin Mescidi Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya, en yüce makama vuslatını gerçekleştiren, huzurunda secdesini sağlayan Allah’ı tesbih, tenzih ve takdis ederiz. Kudretimizin açık delillerinden olan o evrensel peygamberi ins-ü cinne, bütün kainata tanıtalım; kainat ve ötesinin, geçmişte olanlar ve gelecekte olacakların bir kısmını ona müşahede ettirelim diye bu miracı gerçekleştirdik.Şüphesiz Rasulü Muhammedin, kainat ve ötesinin duyduklarını ve gördüklerini duyuran ve gösteren Odur.
huve es semîu el basîru
Ahmet Varol = Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.
huve es semîu el basîru
Ali Bulaç = Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
huve es semîu el basîru
Ali Fikri Yavuz = Her türlü noksanlıktan münezzeh olan O Allah’dır ki, kulunu (Hz. Peygamber Aleyhisselâmı) gece Mescid-i Harâm’dan (Mekke’den alıp) o etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya kadar götürdü; ona, âyetlerimizden (kudretimize delâlet eden acaibliklerden) gösterelim diye yaptık. Hakikat bu: O Semî’dir = her şeyi işitir, Basîr’dir= her şeyi görür.
huve es semîu el basîru
Ali Ünal = Kulu (Muhammed’i Ulûhiyet ve Rubûbiyetimizle ilgili) bazı büyük işaret ve delilleri kendisine göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan etrafını bereketlerle donattığımız ve katımızda mübarekliği bulunan Mescidi Aksâ’ya götüren O şanı yüce Zât, her türlü noksanlıktan, âcizlikten ve ihtiyaçtan uzaktır. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.