Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
hunâlike
Abdulbaki Gölpınarlı = Oracıkta yenildiler ve hor, hakir bir halde yaptıklarından ferâgat ettiler.
hunâlike
Abdullah Parlıyan = Ve böylece Firavun ve yandaşları yenilmiş ve adamakıllı küçük düşmüş oldular.
hunâlike
Adem Uğur = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.
hunâlike
Ahmet Tekin = İşte Firavun ve kavmi orada yenildi. Küçük düşerek geri döndüler.
hunâlike
Ali Bulaç = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.
hunâlike
Ali Ünal = Oracıkta, (herkesin gözü önünde) Firavun ve takımı yenilip küçük düştüler.
hunâlike
Bayraktar Bayraklı = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.
hunâlike
Celal Yıldırım = Artık sihirbazlar orada yenilgiye uğradılar ve alçalmış, küçülmüş olarak gerisingeri döndüler.
hunâlike
Cemal Külünkoğlu = Artık (böylece) orada onlar yenilmiş ve küçük düşmüşlerdi.
hunâlike
Diyanet Vakfi = İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.
hunâlike
Gültekin Onan = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler (kalebu).
hunâlike
Hayrat Neşriyat = Artık orada mağlûb oldular ve (kendilerini üstün görüyorlar iken) küçük düşen kimselere döndüler.
hunâlike
Muhammed Esed = Ve (yine) böylece onlar yenilmiş, adamakıllı küçük düşmüş oldular.
hunâlike
Mustafa İslamoğlu = Sonunda (Firavun ve avanesi) yenik düştüler. İşte orada ve o anda, onların küstahça gururunu yerle bir eden bir inkılab gerçekleşti;
hunâlike
Ömer Nasuhi Bilmen = Artık orada mağlup oldular ve zelil kimseler olarak geri dönüverdiler.
hunâlike
Seyyid Kutub = Orada yenilgiye uğradılar ve burunları (onurları) kırılıverdi.
hunâlike
Tefhim-ul Kuran = Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.
hunâlike
Diyanet İşleri = İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
hunâlike
Abdulbaki Gölpınarlı = İşte bu makamda yardım ve nusret, ancak Allah'ındır ve ona itâat, hem mükâfat bakımından daha hayılıdır, hem son bakımından daha hayırlı.
hunâlike
Abdullah Parlıyan = İşte bunun içindir ki, her zaman ve her yerde koruyucu ve kayırıcı güç, tamamen Allah'a aittir. Hak edilen karşılığı vermekte de, sonucun ne olacağını belirlemekte de en hayırlı olan O'dur.
hunâlike
Adem Uğur = İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O'dur.
hunâlike
Ahmed Hulusi = İşte fark edileceği üzere, velâyet (El Veliyy isminin zuhuru) yalnızca, Hak olan Allâh'a aittir (velayet yaşamını yaşatan Allâh'tır)! O mükâfat verici olarak da hayırlıdır, sonucu yaşatıcı olarak da.
hunâlike
Ahmet Tekin = İşte, bu noktada, yardım ve dostluk, sığınılacak devlet, otorite, varlığında şüphe olmayan Hak ilâh Allah’a aittir. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti sağlayan yine O’dur.
hunâlike
Ahmet Varol = İşte burada velayet (dostluk, yardım) Hakk olan Allah'ındır. O'nun vereceği sevap da daha hayırlı, sonuç da daha hayırlıdır.
hunâlike
Ali Bulaç = İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır.
hunâlike
Ali Fikri Yavuz = İşte bu halde, yardım ve hâkimiyyet, hak olan Allah’a mahsustur. O, mükâfatça da hayırlıdır, âkıbetçe de hayırlıdır.
hunâlike
Ali Ünal = (Her zaman olduğu gibi) böyle felâket anlarında da yardım, (ancak kudreti, iradesi, ilmi ve izzetiyle gerçek tedbir ve hakimiyet sahibi olan) Allah’tandır. O’dur mükâfatın gerçekten hayırlı ve güzel olanını da, gerçekten hayırlı ve güzel âkıbeti de nasip eden.