Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Diyanet İşleri = O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün tartı olacak, gerçektir bu. Kimlerin iyi amelleri, terazide ağır gelirse onlardır kurtulanlar, muratlarına erenler.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Abdullah Parlıyan = Ölçme ve tartma işi o gün dosdoğru gerçekleşecek ve tartıda doğru ve yararlı davranışlarının yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Adem Uğur = O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ahmed Hulusi = O süreçte vezn (her şeyin Allâh hükümlerine göre artısıyla eksisiyle değerlendirilmesi) Hak'tır. . . Artık kimin mizanları (değerlendirilmeleri) ağır basarsa (nefsinde), işte onlar, engelleri yarıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ahmet Tekin = O gün, kullanılacak ölçünün, tartının birimi haktır, adâlettir, Kur’ân hükümleridir. Kimlerin tartıları, sevapları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ahmet Varol = Gerçek tartı o gündedir. [1] Kimin tartıları ağır gelirse işte kurtuluşa erecekler onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ali Bulaç = O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ali Fikri Yavuz = Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse, işte onlar, kurtulanlardır.”

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ali Ünal = O gün tartı haktır: (herkesin dünyada yaptıkları mutlaka tartılacak ve kesin netice ortaya çıkacaktır). Artık kimin (hakka uygun) iyilikleri olur da bunlar tartıda ağır basarsa, onlar nihaî başarı ve kurtuluşa ermiş olanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Bayraktar Bayraklı = O gün, tartı haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.[131]

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Bekir Sadak = Gercek tarti kiyamet gunundedir. Tartilari agir gelenler, iste onlar kurtulanlardir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Celal Yıldırım = O gün (amellerin) tartısı haktır. Artık kimlerin tartıları ağır gelirse, işte onlar korktuklarından kurtulup umduklarına kavuşanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Cemal Külünkoğlu = O (kıyamet) gün(ü herkesin dünyada yaptığını) tartmak haktır. Kimin tartıları (sevap bakımından) ağır gelirse; işte onlar mutluluğa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Diyanet İşleri (eski) = Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Diyanet Vakfi = O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Edip Yüksel = O gün tartı dosdoğrudur. Tartıları ağır gelenler başarmış olanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem vezn o gün tam hak, artık kimin mizanları ağır basarsa işte onlar, o felâh bulacaklar

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O gün tartı tam hakkiyle yapılacaktır. Artık kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar, arzularına ereceklerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O gün (amelleri tartacak) terazi haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Gültekin Onan = O gün tartı haktır (dosdoğrudur). Kimin tartıları ağır basarsa, İşte kurtulanlar onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Harun Yıldırım = O gün tartı haktır. Tartıları ağır gelenler var ya; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Hasan Basri Çantay = (Herkesin dünyâda yapıb etdiğini) tartmak da o gün hakdır. Artık kim (ler) in terazileri ağır basarsa işte onlar murada erenlerin ta kendileridir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Hayrat Neşriyat = (Amelleriniz için) hak tartı da o gündür. Artık kimlerin tartıları ağır gelirse, işte kurtuluşa erenler ancak onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 İbni Kesir = Tartı, o gün haktır. Kimin terazisi ağır basarsa; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Kadri Çelik = O gün (amelleri tartacak) tartı haktır. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Muhammed Esed = Ve ölçme-tartma işi o Gün dosdoğru gerçekleşecek; ve tartıda (doğru ve yararlı davranışlarının) yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar;

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Mustafa İslamoğlu = Ölçme ve değerlendirme o gün hakkıyla gerçekleşir; sonuçta kimin sevabı tartıda ağır gelirse, işte o kesintisiz mutluluğa erişir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Vezin de o günde haktır. Artık her kimin terazileri ağır gelirse işte felâha erenler onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ömer Öngüt = Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Şaban Piriş = İşte o gün tartı haktır. Tartıları ağır gelenler, işte onlar, kurtulmuş olanlardır

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Sadık Türkmen = O gün tartı gerçektir. Kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Seyyid Kutub = O gün tam doğru tartı vardır. Kimlerin tartıları ağır çekerse, onlar kurtuluşa ermişlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Suat Yıldırım = O gün, dünyada yapılan işlerin tartılması kesin gerçekleşecek. Artık kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse, işte onlar muratlarına ereceklerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Süleyman Ateş = O gün tartı tam doğrudur. Kimin (sevâp) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Tefhim-ul Kuran = O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Ümit Şimşek = Kıyamet gününün terazisi gerçektir. Kimin iyilikleri ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 Yaşar Nuri Öztürk = O gün, iyi ve kötüyü ayıran ölçü haktır. Artık kimin ölçülüp tartılacak şeyleri ağır basarsa kurtuluşa erenler onlar olacaktır.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 İskender Ali Mihr = İzin günü (hesaplaşma günü) tartı (ölçü) haktır (gerçektir). Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar, onlar felâha erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 8 -

 İlyas Yorulmaz = O gün (hesap günü) ölçü-tartı mutlak olacak. Kimin tartısı (iyilikleri) ağır basarsa, işte onlar kurtulmuştur.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Diyanet İşleri = Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, öyle kişilerdir ki ellerindeki Tevrat'ta ve İncil'de de yazılmış olarak bulacakları şeriât sâhibi Ümmî Peygambere uyarlar ve o, onlara iyiliği emreder, kötülükten nehy eder onları ve temiz şeyleri onlara helâl etmededir, pis ve kötü şeyleri harâm etmede. Sırtlarındaki ağır yükleri indirmededir, bağlandıkları zincirleri kırmada. Artık ona inananlar, onu ululayanlar, ona yardım edenler ve ona indirilen ışığa uyanlardır kurtulanlar, muratlarına erenler.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar ki, ellerindeki Tevrat'ta ve daha sonra da, İncil'de ismini ve sıfatını yazılı bulacakları elçinin, okuması yazması olmayan habercinin, izinden gidecekler. Ve o elçi ki, onlara yapılması doğru olanı buyurup, yanlış olanı yasaklayacak, yine onlara temiz ve hoş şeyleri helal, kötü ve çirkin şeyleri haram kılacak, onların sırtlarına vurulmuş yükü indirip, boyunlarına geçirilmiş zincirleri çözecek ve sonuç olarak ona inanan, onu yüce tutup destekleyen ve yücelerden bahşedilen ışığın ardına, O'nunla birlikte düşenler; işte böyleleri gerçek kurtuluşa ermiş kimseler olacaklardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Adem Uğur = Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ahmed Hulusi = Onlar ki ellerindeki Tevrat ve İncil'de belirtilmiş O Rasûl'e, Ümmî (asıl fıtratı bozulmamış - yaratıldığı saflık üzere) Nebi'ye tâbi olurlar. . . Onlara, Allâh'a göre olumlu olanları emreder ve olumsuz fiilleri yasaklar; onlara temiz şeyleri helal kılar; pis, çirkin şeyleri haram eder; onlardan sırtlarındaki ağır yükü (benliklerinin getirilerini) kaldırır ve üzerlerindeki zincirleri (yüzlerini Allâh'a döndürmelerini engelleyen tüm bağlarını) çözer. . . İşte O'na iman eden, O'na saygı gösteren (destekleyen), O'na yardım eden ve O'nunla birlikte inzâl olunan Nur'a (Kur'ân) tâbi olanlar var ya, işte onlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ahmet Tekin = Önlerindeki yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat ve İncil’de adının yazılı olduğunu gördükleri Ümmî Rasule, Mekkeli, aslı nesli belli, öğrenim görmeyen, idraklerin ötesini kavrayabilen bütün insanlığın peygamberine, onun sünnetine tâbi olanlara O, iyiliği, meşrû olanı emreder, Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, âdaleti uygulayarak, kamu düzenini sağlar. Şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin eder, temiz, iyi ve sağlıklı şeyleri onlara helâl kılar; murdar, pis ve sağlıksız şeyleri de onlara haram kılar; omuzlarındaki ağır sorumlulukları, riayeti güç sınırlamaları, altından kalkılmaz katı hükümleri kaldırır, onları müsamahalı bir düzene kavuşturur. Onları baskılardan kurtarır, hürriyetlerine kavuşturur. İşte o peygambere iman edip, ona saygı gösterenler, onu destekleyenler, ona yardım edenler, onunla birlikte, indirilen nura, Kur’ân’a tâbi olanlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ahmet Varol = Onlar, kendi yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları okuma yazma bilmeyen, kendilerine iyiliği emredip kötülükten sakındıran, temiz şeyleri onlara helal kılıp pis şeyleri haram eden, ağır yüklerini ve daha önce üzerlerinde bulunan bağları indiren o nebi peygambere iman ederler. Ona iman eden, saygı gösteren, yardımda bulunan ve onunla indirilmiş olan nura uyan kimseler işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ali Bulaç = Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil’de ismini yazılı buldukları ümmi Peygamber o Rasûle tâbi olurlar; o (Rasûl) kendilerine iyiliği emrediyor, onları fenalıktan alıkoyuyor; onlara (nefislerine) haram ettikleri temiz şeyleri halâl kılıyor, murdar şeyleri de üzerlerine haram kılıyor, onların ağır yüklerini, üzerlerindeki bağları indiriyor. Ve onlar ki, ona (Rasûle) iman ederler, kendisine tâzim ederler, ona yardım ederler ve kendisine indirilen (Kur’an’a) tâbi olurlar, işte bunlar kurtulanlardır.

hum el muflihûne

  A’râf / 157 -

 Ali Ünal = Onlar ki, ellerinde bulunan Tevrat ve İncil’de bütün vasıflarıyla kaydedilmiş olduğunu gördükleri ümmî (okuyup yazmamış ve dolayısıyla yazılı kültürden uzak, zihni ve kalbi tamamen vahiyle şekillenmiş bulunan, Allah’tan insanlara elçi, insanlar katında ise) nebî o en büyük Rasûl’e (bütün emir ve yasaklarında) tâbi olurlar. O Rasûl, onlara iyilik, doğruluk ve güzelliği tebliğ ve emretmekte, kötülük, yanlışlık ve çirkinliği yasaklamakta; Allah’ın pak yaratıp pak saydığı bütün sağlıklı yiyecek ve içecekleri onlara helâl, murdar yaratıp murdar saydıklarını ise haram kılmakta ve sırtlarındaki (kendi şeriatlarından kalma) ağır yükü indirip, boyunlarına vurulmuş zincirleri çözmektedir. İşte, O’na bütün samimiyetleriyle iman etmiş bulunanlar, O’nu destekleyen, O’na yardım eden ve (risalet misyonuyla gönderilmesiyle birlikte) O’na indirilmeye başlayan Nûr’a (Kur’ân) tâbi olanlar: işte onlar, (hem dünyada hem de ve bilhassa Âhiret’te) gerçek kurtuluşa erenlerdir.