Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hubren

  Kehf / 68 -

 Diyanet İşleri = “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İç yüzünü kavramana imkân olmayan birşeye nasıl sabredebilirsin ki?

hubren

  Kehf / 68 -

 Abdullah Parlıyan = “İç yüzünü kavramana imkan olmayan tecrübe alanı içine girmeyen bir şeye, nasıl dayanabilirsin ki?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Adem Uğur = (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Ahmed Hulusi = "Hakikatinden haberin olmayan bir olayı gördüğünde, nasıl dayanabilirsin ki!"

hubren

  Kehf / 68 -

 Ahmet Tekin = 'İç yüzünü bilmediğin, hakikatini kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredersin?' dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Ahmet Varol = Özünü etraflıca kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?'

hubren

  Kehf / 68 -

 Ali Bulaç = (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Ali Fikri Yavuz = İç yüzünü bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Ali Ünal = “Bütün yönleriyle bilgi sahibi olmadığın meseleler karşısında nasıl katlanabilirsin ki?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Bayraktar Bayraklı = “Hakkında hiçbir bilgin olmayan şeylere sen nasıl sabredeceksin?” dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Bekir Sadak = (67-68) O: «Sen dogrusu benim yaptiklarima dayanamazsin, bilgice kavrayamadigin bir seye nasil dayanabilirsin?» dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Celal Yıldırım = «İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin ?»

hubren

  Kehf / 68 -

 Cemal Külünkoğlu = (67-68) (Hızır,) şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. İç yüzünü kavrayamayacağın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin ki?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Diyanet İşleri (eski) = Musa: 'İnşallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiçbir işte baş kaldırmayacağım' dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Diyanet Vakfi = (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Edip Yüksel = 'Bilmediğin bir şeye nasıl dayanabilirsin?'

hubren

  Kehf / 68 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Havsalanın almadığı şey'e nasıl sabredeceksin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Havsalanın almadığı şeye nasıl sabredeceksin!» dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?»

hubren

  Kehf / 68 -

 Gültekin Onan = (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Harun Yıldırım = Kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Hasan Basri Çantay = «(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabr edersin?» dedi.

hubren

  Kehf / 68 -

 Hayrat Neşriyat = 'Hem içyüzünü kavrayamadığın (ve zâhiren yanlış anlaşılan) bir şeye (bir peygamber olarak) nasıl sabredeceksin?' (dedi).

hubren

  Kehf / 68 -

 İbni Kesir = Kavrayamayacağın bir bilgiye nasıl dayanırsın?

hubren

  Kehf / 68 -

 Kadri Çelik = (Böyleyken) “İlim açısından ihata edemediğin bir şey hakkında nasıl sabredebilirsin?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Muhammed Esed = "çünkü tecrübe alanı içinde kavrayamayacağın şeye nasıl katlanabilirsin ki?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Mustafa İslamoğlu = "Kaldı ki sen, tecrübe bilgi kapsamına tümüyle girmeyen şeye nasıl (ve neden) katlanasın ki?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve hakikatından tamamen haberdar olmadığın bir şeye karşı nasıl sabredebilirsin?»

hubren

  Kehf / 68 -

 Ömer Öngüt = “Hakikatini kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Şaban Piriş = Gerçek yönünü bilmediğin bir şeye nasıl sabredebilirsin?

hubren

  Kehf / 68 -

 Sadık Türkmen = Nasıl sabredebilirsin ki; iç yüzünü bilmediğin ve onunla (bizzat kendi ilminle yakinen anlayamadığın) kavrayamadığın bir şeye?”

hubren

  Kehf / 68 -

 Seyyid Kutub = Sebeplerini kavrayamayacağın olaylar karşısında nasıl sabredeceksin.

hubren

  Kehf / 68 -

 Suat Yıldırım = (67-68) "Doğrusu" dedi, "sen benimle beraberliğe sabredemezsin. Bütün yönleriyle kavrayamadığın meseleler karşısında nasıl kendini tutabilirsin ki?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Süleyman Ateş = "Sana bildirilmeyen bir şeye nasıl dayanabilirsin?"

hubren

  Kehf / 68 -

 Tefhim-ul Kuran = (Böyleyken) «Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?»

hubren

  Kehf / 68 -

 Ümit Şimşek = 'İçyüzünden haberdar olmadığın birşeye nasıl sabredebilirsin ki?'

hubren

  Kehf / 68 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın?"

hubren

  Kehf / 68 -

 İskender Ali Mihr = Ve haberdar edilmediğin cihetle, ihata edemediğin şeye nasıl sabredeceksin?

hubren

  Kehf / 68 -

 İlyas Yorulmaz = Sonra (neden olduğunu) kavrayamadığın bir olaya nasıl sabredebilirsin ki?” dedi.

hubren

  Kehf / 91 -

 Diyanet İşleri = İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

hubren

  Kehf / 91 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Böyleydi işte bu, gerçekten de nesi var, nesi yoksa bilgimiz hepsine şâmildir, hepsinden de haberdarız.

hubren

  Kehf / 91 -

 Abdullah Parlıyan = İşte Zülkarneyn'in gücü ve saltanatı böylece idi. Fakat onun yanında ne türlü alet ve bilgiler vardı ki, biz hepsini ilmimizle kuşatmışızdır.

hubren

  Kehf / 91 -

 Adem Uğur = İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ahmed Hulusi = İşte böyle. . . Biz Onu, ondaki ile ihâta etmiştik.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ahmet Tekin = Zülkarneyn burada da, önceki gibi, ihtiyaçlara cevap vererek sorumluluğunu yerine getirdi. Biz, onun sahip olduğu bilgiyi, medeniyet araçlarını, imkânlarını, gücünü, kudretini, tecrübesini biliyorduk.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ahmet Varol = İşte böyle. Biz, onun yanında ne tür bilgi ve tecrübe varsa [3] (ilmimizle) kuşatmıştık.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ali Bulaç = İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte Zü’l-karneyn’in kudret ve saltanatı böyleydi. Halbuki onun yanında (asker ve harp vasıtaları gibi daha) neler vardı ki, biz, tamamını ilmimizle kuşatmışızdır.

hubren

  Kehf / 91 -

 Ali Ünal = Zülkarneyn’in haşmet ve saltanatına karşılık onların durumu böyle idi. Andolsun Biz, Zülkarneyn’in maddî ve manevî yönden nelere sahip olduğunu biliyorduk; (dolayısıyla, O’nun böyle bir kavme karşı nasıl davranacağı da belli idi.)