Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Diyanet İşleri = Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şeytan, üstlerine saldırmıştır, üst olmuştur da onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur; onlardır Şeytan'ın fırkası; bilin ki şüphe yok, Şeytan'ın fırkası, ziyan edenlerin ta kendisidir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Abdullah Parlıyan = Şeytan onlar üzerinde üstünlük kurmuş ve onları Allah'ı anmaktan uzaklaştırmıştır. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır, iyi bilin ki, şeytanın taraftarları mutlaka kaybedenlerdir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Adem Uğur = Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ahmed Hulusi = Şeytan (yalnızca beden olma fikri) onlara yerleşti de, onlara Allâh'ın zikrini (hatırlatılan hakikatlerini, bedeni terk edip Allâh Esmâ'sıyla var olmuş yapılarıyla {şuur} sonsuza dek yaşayacaklarını) unutturdu! İşte onlar Hizbüş Şeytan'dır (şeytanî fikir yandaşları - kendini yalnızca beden sananlar). . . Dikkat edin, muhakkak ki Hizbüş Şeytan (kendini yalnızca beden sananlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir!

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ahmet Tekin = Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onları etkisine almış ve onlara Allah’ı anmayı, Allah’ı zikri, Kur’ân’ı, İslâm’ı tebliği, Allah’a itaati ve şükrü unutturmuştur. Onlar şeytanın yandaşlarıdır. Unutmayın, şeytanın yandaşları, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ahmet Varol = Şeytan onları kuşatmış ve kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. İyi bilin ki şeytanın taraftarları, zarara (hüsrana) uğrayacakların kendileridirler.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ali Bulaç = Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunları şeytan kaplamış da Allah’ı hatırlamayı kendilerine unutturmuştur. Bunlar şeytan taraftarlarıdırlar. Bilin ki, şeytan taraftarı olanlar, hep hüsrana (perişanlığa) düşenlerdir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ali Ünal = Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah’ı hatırlamayı unutturmuştur. O (pek değersiz yaratıklar) şeytanın takımıdır. Bilin ki, şeytanın takımıdır kaybetmeye mahkûm ve her zaman kayıpta olanlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Bayraktar Bayraklı = Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi biliniz ki, şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Bekir Sadak = seytan onlarin baslarina dikilip Allah'i anmayi unutturmustur. Iste onlar seytanin taraftarlaridir. Iyi bilin; seyatanin taraftarlari elbette husrandadirlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Celal Yıldırım = Şeytan onlara karşı üstünlük sağlamıştır da Allah'ı anmayı kendilerine unutturmuştur. İşte bunlar şeytanın dostları ve yandaşlarıdır. Haberiniz olsun ki, hüsrana uğrayanlar, ancak şeytanın dost ve yandaşlarıdır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Cemal Külünkoğlu = Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanlardır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Diyanet İşleri (eski) = Şeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Diyanet Vakfi = Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Edip Yüksel = Şeytan onları sahiplenmiş ve onlara ALLAH'ın mesajını unutturmuştur. Onlar şeytanın partisidir. Şeytanın partisi kesinlikle kaybedecektir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şeytan üzerlerine istîlâ etmiştir de kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur, onlar şeytan hizbi, (şeytan tarafdarı)dırlar, uyanık ol ki şeytanın hizbi hep husrana düşenlerdir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki, şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şeytan onları istilâ etmiş, onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbi (partisi)dir. İyi bilin ki şeytanın partisi kaybedecektir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Gültekin Onan = Şeytan onları sarıp kuşatmıştır, böylelikle onlara Tanrı'nın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Harun Yıldırım = Şeytan onları kuşatmış; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Hasan Basri Çantay = Bunları şeytan istîlâ etmiş, artık o, bunlara Allâhı hatırlamayı bile unutdurmuşdur. Bunlar şeytan fırkası (mensûbları) dır. Gözünüzü açın ki şeytan fırkası (na tâbi' olanlar) hakıykaten hüsrana düşenlerin ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Hayrat Neşriyat = Şeytan onları hükmü altına almıştır da Allah’ı zikretmeyi kendilerine unutturmuştur.İşte onlar, şeytanın tarafdarlarıdırlar! Dikkat edin! Şeytanın tarafdarları hüsrâna uğrayanların ta kendileridir!

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 İbni Kesir = Şeytan onlara baskın gelip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki; şeytanın taraftarları muhakkak hüsrana uğrayanların kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Kadri Çelik = Şeytan onları sarıp kuşatmıştır da onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın taraftarları, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Muhammed Esed = Şeytan, onlar üzerinde üstünlük kurmuş ve onları Allah'ı anmaktan uzaklaştırmıştır. Böyleleri Şeytan'ın yandaşlarıdır. Gerçekten hüsranda olanlar onlardır, Şeytan'ın yandaşları!

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Mustafa İslamoğlu = Şeytan onlar üzerinde egemenlik kurmuş ve sonunda onlara Allah'ı hatırlamayı unutturmuştur. İşte bunlar Şeytanın yoldaşıdırlar. Bakın, Şeytanın yoldaşları var ya: işte onlar hüsrana uğrayacaklar.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onların üzerlerine şeytan galebe etmiş de onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın askerleridir. Haberiniz olsun ki şüphe yok şeytanın askerleri, onlar, hüsrâna uğramış olanlardır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ömer Öngüt = Şeytan onları istilâ etmiş, onlara Allah'ı anmayı bile unutturmuştur. Onlar şeytan taraftarı olanlardır. İyi bilin ki asıl kayba uğrayanlar şeytan taraftarı olanlardır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Şaban Piriş = Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah’ın uyarılarını/zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın askerleridir. Şunu bilin ki şeytanın askerleri hüsrana uğrayacaktır.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Sadık Türkmen = Şeytan onlar üzerinde tam bir egemenlik kurmuş, kendilerine Allah’ı anmayı/düşünmeyi unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki; şeytanın tarafında olanlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Seyyid Kutub = Şeytan onları istila etmiş, onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki şeytanın taraftarları mutlaka kaybedenlerdir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Suat Yıldırım = Şeytan onların akıllarını çelmiş de onlara, Allah’ı hatırlamayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın takımıdır ve şunu unutmayın ki şeytanın takımı ziyan ve hüsrana mahkûmdur.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Süleyman Ateş = Şeytân onları kuşatmış (ruhlarına hâkim olmuş) onlara Allâh'ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytânın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki şeytânın hizbi kaybedecektir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Tefhim-ul Kuran = Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle de onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Ümit Şimşek = Şeytan onları avucunun içine almış ve onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar Şeytanın taraftarlarıdır. Ama bilin ki, Şeytanın taraftarları, hüsrana düşenlerin tâ kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Şeytan onları kuşattı da Allah'ın zikrini/Kur'an'ını onlara unutturdu. İşte bunlar şeytanın hizbidir. Dikkat edin! Şeytanın hizbi hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 İskender Ali Mihr = Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah’ın zikrini onlara unutturdu. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Şeytanın taraftarları, gerçekten hüsranda olanlar, onlar değil mi?

hizbu

  Mücâdele / 19 -

 İlyas Yorulmaz = Şeytan onları aldattı ve onlara Allah’ı anmayı unutturdu. Onlar aldatıcı güç şeytanın gurubundandır. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Diyanet İşleri = Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğu, Allah'ın ve Peygamberinin sınırlarına aykırı hareket edip onlara karşı gelen birisini sever bulamazsın ve isterse onlar, babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut da aşîretlerinden olsun; onlar, öyle kişilerdir ki Allah, gönüllerine îman nasîp ve mukadder etmiştir ve onları, kendinden bir ruhla, îmanla kuvvetlendirmiştir ve onları, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedî olarak kalırlar; râzı olmuştur Allah onlardan ve râzı olmuşlardır onlar da ondan; onlardır Allah fırkası; bilin ki şüphe yok, Allah fırkası, kurtulanların, murâdına erenlerin ta kendisidir.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah'a ve Rasulüne düşman olanlarla, dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah onların kalplerine imanı yerleştirmiş ve Kur'ânı Kerîm ile onları desteklemiştir. Zamanı gelince onları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. İşte onlar Allah'tan yana olanlardır. Dikkat edin, Allah'tan yana olanlar, gerçek mutluluğa ulaşacaklardır.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Adem Uğur = Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ahmed Hulusi = Esmâ'sıyla hakikatleri olan Allâh'a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden bir topluluğu, Allâh ve Rasûlü ile zıtlaşanlarla sevişir bulamazsın! Bunlar, onların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri veya aşiretleri olsalar bile! İşte bunlar kalplerinin içine imanı yazdığı (şuurlarında imanı yaşattığı) ve tarafından ruhu olarak teyit ettikleridir! Onları, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere dâhil eder. Allâh onlardan razı olmuş, onlar da Allâh'tan razı olmuş hâlde. . . İşte bunlar Hizbullah'tır (Allâh taraftarları). . . Dikkat edin, muhakkak ki Hizbullah kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ahmet Tekin = Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman eden bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Rasulüne, Kur’ân’a ve sünnete isyan edip düşman olanlarla karşılıklı dostluk ettiğini göremezsin. Onlar, Allah’ın kalplerine, akıllarına imanı yerleştirdiği, kendilerini tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran vahyile, Kur’ân ile desteklediği mü’minlerdir. Onları altından ırmaklar akan, içinde ebedî yaşayacakları Cennet konaklarına koyacaktır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı oldular. Onlar Allah’ın orduları ve Allah’ın dinine yardım edenlerdir. Unutmayın, Allah’ın dinine yardım edenler, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ahmet Varol = Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun; babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri bile olsa Allah'a ve Peygamber'ine karşı gelenlerle dostluk ettiklerini görmezsin. Onlar, Allah'ın kalplerine imanı yazdığı ve kendilerini tarafından bir ruhla desteklediği kimselerdir. Onları içinde sonsuza kadar kalmaları üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdırlar. İyi bilin ki Allah'ın taraftarları, kurtuluşa erecek olanların tâ kendileridir.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ali Bulaç = Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmi, Allah’a ve peygamberine muhalefete kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; velev ki, o muhalifler, (soyca) babaları ve oğulları, veya kardeşleri veya hısım ve hemşehrileri olsun... İşte Allah, böyle (zalim) kimseleri sevmiyen bir kavmin kalblerine imanı tesbit buyurmuş ve kendilerini yüce katından bir rahmet ile kuvvetlendirmiştir. Onları, (ev ve ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyacak, içlerinde ebedî olarak kalacaklardır. Öyle ki, Allah onlardan razı, onlar da (bol ikramlardan dolayı) Allah’dan razı...İşte bunlar, Allah taraftarıdır, (dininin yardımcılarıdır). Dikkat edin ki, Allah taraftarı olanlar, gerçekten onlar, zafer bulanlardır (dünya ve ahiret saadetine erenlerdir).

hizbu allâhi

  Mücâdele / 22 -

 Ali Ünal = Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman eden bir topluluğu, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı duran hiç kimse ile, isterse o kimseler babaları veya çocukları veya kardeşleri veya sülâleleri olsun, karşılıklı sevgi ve dostluk içinde görmezsin. Allah, o topluluk fertlerinin kalblerine imanı nakşetmiştir ve onları Kendi katından bir ruhla desteklemektedir. Onları, içlerinde sonsuzca kalmak üzere, (ağaçlarının arasından ve köşklerinin) altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdırlar. İşte o (kutlu) insanlar Allah’ın tarafında olanlardır. Bilin ki, Allah’ın tarafında yer alanlar, gerçek kurtuluşa ve mazhariyete ermiş olanlardır.