Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Diyanet İşleri = Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, tövbenizi kabul etmeyi diler, şehvetlerine uyanlarsa, sizin doğru yoldan tamamıyla sapmanızı.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Abdullah Parlıyan = Öyle ya, Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyarak kötü arzularının esiri olanlar ise, dosdoğru yoldan sizin sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Adem Uğur = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ahmed Hulusi = Allâh, (yanlışlarınıza olan) tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvaniyete (bedensel dürtülere) tâbi olanlar ise, sizin büyük bir sapma ile (hakikatten) uzaklaşmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ahmet Tekin = Allah tevbenizi, günah işlemekten vazgeçerek kendisine itaate yönelmenizi kabul etmek ister. Allah’ın haram kıldıklarının peşinden koşanlar, kötü arzularının esiri olanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı, haram işlemenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ahmet Varol = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ali Bulaç = Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah, sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Halbuki şehvetlerine uyanlar (Yahudi, hristiyan ve diğer kâfirler) sizi doğru yoldan büyük bir meyil ile harama götürmek isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ali Ünal = Allah, (haramları ve helâlleri size açıklayarak) sizi günahlardan, yanlış yollara gitmekten alıkoyup affına, rahmetine ve her bakımdan hakka yöneltmek diliyor; buna karşılık, (karşı cinse, çocuklara, mal, para, makam, şöhret, ekin gibi her türlü dünyalığa ve kazanca karşı besledikleri) aşırı tutkuların peşinde gidip keyiflerine tâbi olanlar ise, sizin büsbütün yoldan çıkıp uçurumlara sürüklenmeniz dileğindedirler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, iğreti arzularına uyanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Bekir Sadak = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, sehvetlerine uyanlar ise sizin buyuk bir sapikliga girmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Celal Yıldırım = (Öyle ya) Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyup gidenler ise, sizin (doğru yoldan) iyice sapmanızı arzu ederler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Cemal Külünkoğlu = Allah; sizin tevbenizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar da sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Diyanet Vakfi = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Edip Yüksel = ALLAH sizin kendisine yönelişinize karşılık vermek ister; heva ve heveslerine uyanlar ise sizin büsbütün sapıtmanızı ister

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allah tevbekâr olduğunuzu görerek size nazar buyurmak istiyorken o şehvetleri ardında koşanlar sizin büyük bir yamıklıkla yamılmanızı istiyorlar

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah tevbekar olduğunuzu görerek size nazar buyurmak isterken, o şehvetleri peşinde koşanlar sizin büyük bir yamuklukla yamulmanızı, yoldan sapmanızı istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Gültekin Onan = Tanrı, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Harun Yıldırım = Allah sizin tevbe etmenizi ister. Şehvetlerine uyan kimseler de çok büyük bir meyille sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Hasan Basri Çantay = (Evet) Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir meyi ile (yoldan) sapmanızı dilerler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Hayrat Neşriyat = Ve Allah, sizin tevbelerinizi kabûl etmek ister; şehvetler(in)e uyanlar ise, (sizin)büyük bir meyil ile (bütün bütün haktan) sapmanızı ister.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 İbni Kesir = Allah; sizin tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlarda sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Kadri Çelik = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Muhammed Esed = Allah size bağışlayacağı ile yaklaşırken (yalnızca) kendi ihtiraslarının ardından gidenler ise doğru yoldan sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Mustafa İslamoğlu = Allah size olanca bağışlayıcılığıyla yönelmek isterken, ayartıcı içgüdülerine esir olanlar sizi yoldan tamamen çıkarmak isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah Teâlâ sizin tevbe ederek aff-ı ilâhiye nâiliyetinizi diler. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir meyil ile sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ömer Öngüt = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor, şehvetlerine uyanlar ise sizin büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Şaban Piriş = Allah, tevbe etmenizi ister; şehvetlerine tabi olanlar ise büyük bir sapıklığa meyletmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Sadık Türkmen = Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Seyyid Kutub = Allah sizin tevbelerinizi kabuk etmek ister. Oysa nefislerinin arzuları peşinden koşanlar sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler..

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Suat Yıldırım = Evet Allah sizin yuvanıza dönüş yapıp tövbenizi kabul buyurmak istiyorken, Şehvetlerinin ardına düşenler ise, büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Süleyman Ateş = Allâh, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor; şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Ümit Şimşek = Allah size böylece tevbe nasip etmek ve günahlarınızı bağışlamak istiyor; ihtiraslarının peşine düşenler ise sizin büsbütün yoldan çıkmanızı arzuluyor.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlarsa sizin büyük bir sapışla sapmanızı isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 İskender Ali Mihr = Ve Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir meyille (şehvete) meyletmenizi isterler.

eş şehevâti

  Nisâ / 27 -

 İlyas Yorulmaz = Allah, yaptığınız hatalardan dolayı sizi bağışlamayı dilerken, arzularının isteklerine uyanlar ise, sizin büyük bir ümitle (onların saflarına) kaymanızı istiyorlar.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, Allah için daima adâleti tam yerine getirin ve tanıklığı o yolda yapın, hattâ kendi aleyhinize, yahut anayla babanın ve yakınların aleyhine bile olsa. Hattâ zengin, yahut yoksul bile olsa, çünkü Allah ikisine de sizden daha ziyade sahiptir, sizden daha fazla korur onları ve siz, adâleti icra ederken nefsinizin dileğine uymayın. Bir tarafı gözeterek hüküm verir, yahut birinden yüz çevirirseniz bilin ki Allah, şüphe yok, yaptıklarınızın hepsinden haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Abdullah Parlıyan = Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun; kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın zararına bile olsa… Allah rızası için şahitlik yapanlar olun. Şahitlik yaptığınız kimseler, zengin de olsa, fakir de olsa adaletten ayrılmayın. Allah'ın hakkı, onların her birinin hakkının önüne geçer. Hislerinize uyup, adaletten şaşmayın. Şahitliği eğer, büker veya şahitlikten kaçınırsanız biliniz ki, Allah tüm yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Adem Uğur = Ey iman edenler, Allah adına Kurân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler, Allah için doğruları konuşan şâhitler olarak, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni adâletle yaşatanlar, ayakta tutanlar, sosyal adâleti, sosyal güvenliği sağlayanlar, refah payını artırarak dengeli dağıtanlar olun; kendinizin, yandaşlarınızın, ana-babanızın, akrabalarınızın aleyhinde de olsa, düzenin kurallarını aksatmadan uygulayın. Zengin ve fakir de olsalar uygulamada ayırım gözetmeyin; şunu bilin ki, Allah onlara sizden daha yakındır.Haktan ve adâletten ayrılarak şahsî arzu ve ihtiraslarınıza uymayın. Dilinizi eğip bükerek, doğru, âdil idarecilik ve şâhitlik etmezseniz; idarecilikten ve şâhitlik etmekten çekinirseniz, bilin ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman edenler! Kendi nefisleriniz, anne babalarınız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlikte bulunarak adaleti gereği gibi uygulayan kimseler olun. (Muhatabınız) zengin de olsa fakir de olsa, (bilin ki) Allah onlara daha yakındır. Şu halde adaleti yerine getirme konusunda kendi tutkularınıza uymayın. Eğer dilinizi büker veya yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ahmet Tekin = Ey iman edenler, Allah adına Kurân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler, Allah için doğruları konuşan şâhitler olarak, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni adâletle yaşatanlar, ayakta tutanlar, sosyal adâleti, sosyal güvenliği sağlayanlar, refah payını artırarak dengeli dağıtanlar olun; kendinizin, yandaşlarınızın, ana-babanızın, akrabalarınızın aleyhinde de olsa, düzenin kurallarını aksatmadan uygulayın. Zengin ve fakir de olsalar uygulamada ayırım gözetmeyin; şunu bilin ki, Allah onlara sizden daha yakındır.Haktan ve adâletten ayrılarak şahsî arzu ve ihtiraslarınıza uymayın. Dilinizi eğip bükerek, doğru, âdil idarecilik ve şâhitlik etmezseniz; idarecilikten ve şâhitlik etmekten çekinirseniz, bilin ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ahmet Varol = Ey mü’minler! Hak üzere durup adâleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyliyen şahidler olun. Velev ki şahidliğiniz, nefsinizin yahut ana ve babanızla yakın akrabanızın aleyhinde olsun, ister üzerine şahidlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun... Çünkü Allah, ikisine de (zengin ile fakire) sizden daha yakındır. Onun için siz, hakdan yüz çevirip nefsin arzusuna uymayın. Eğer adâlet üzere hüküm vermekten, şahitliğinizde doğru söylemekten dilinizi bükerseniz veya (büsbütün ondan) yüz çevirirseniz, şüphe yok ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ali Bulaç = Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey mü’minler! Hak üzere durup adâleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyliyen şahidler olun. Velev ki şahidliğiniz, nefsinizin yahut ana ve babanızla yakın akrabanızın aleyhinde olsun, ister üzerine şahidlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun... Çünkü Allah, ikisine de (zengin ile fakire) sizden daha yakındır. Onun için siz, hakdan yüz çevirip nefsin arzusuna uymayın. Eğer adâlet üzere hüküm vermekten, şahitliğinizde doğru söylemekten dilinizi bükerseniz veya (büsbütün ondan) yüz çevirirseniz, şüphe yok ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

el hevâ

  Nisâ / 135 -

 Ali Ünal = Ey iman edenler! Bizzat kendinizin, annebabanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa, haktan yana ve Allah için şahitlik yapanlar olarak var gücünüzle ve kılı kırk yararcasına adaleti gerçekleştirin ve koruyun. (Lehinde ve aleyhinde şahitlikte bulunacağız kişi) zengin de olsa fakir de olsa bilin ki Allah, onların her ikisine de sizden daha yakındır; bu sebeple (zengine hürmetinize veya ondan beklentinize ve fakire merhametinize takılarak), nefsinizin meyillerine uyup adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek doğru şahitlikte bulunmaz veya şahitlik yapmaktan (ya da doğruyu söylemekten) büsbütün kaçınırsanız, unutmayın ki Allah, her yaptığınızdan hakkıyla haberdardır.