Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
gâfilîne
Diyanet İşleri = Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
gâfilîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki üstünüzde yedi yol yarattık ve bu yaratıştan gafil değiliz biz.
gâfilîne
Abdullah Parlıyan = Andolsun ki, biz sizin üzerinizde yedi tabaka veya yedi yol veya yedi sistem, yedi yörünge yarattık. Biz yaratmaktan gafil değiliz.
gâfilîne
Adem Uğur = Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Ahmed Hulusi = Andolsun ki fevkinizde yedi yol (yedi bilinç mertebesinin yaşam yolu - evrendeki tüm yaratılmışlar bu yedi düzeyden birini yaşar) yarattık. . . Onların halk edilişinden gâfiller değiliz.
gâfilîne
Ahmet Tekin = Andolsun, biz sizin üstünüzde manyetik bağlantılı yedi atmosfer katmanı yarattık. Biz, muhtaç olduğunuz ortamı ve imkânları yaratmayı ihmal edecek değiliz.
gâfilîne
Ahmet Varol = Andolsun sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan habersiz değiliz.
gâfilîne
Ali Bulaç = Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; Biz yaratmada gafiller değiliz.
gâfilîne
Ali Fikri Yavuz = Doğrusu biz, sizin üzerinizde yedi kat (gök) yarattık. Biz yaratmaktan gafil olmadık (onu korumaktayız).
gâfilîne
Ali Ünal = Andolsun sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan habersiz değiliz.
gâfilîne
Bayraktar Bayraklı = Andolsun biz, sizin üzerinizde yedi yol/yörünge yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
gâfilîne
Bekir Sadak = And olsun ki, ustunuzde yedi tabaka yarattik. Biz, yarattigimizdan habersiz degiliz.
gâfilîne
Celal Yıldırım = And olsun ki, üzerinizde yedi tabaka (veya yol, ya da sistem) yarattık. Ve biz yarattığımızdan habersiz değilizdir.
gâfilîne
Cemal Külünkoğlu = Gerçekten biz sizin üzerinizde yedi yol (yörünge) yarattık ve şüphesiz, biz yarattığımız âlemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.
gâfilîne
Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
gâfilîne
Diyanet Vakfi = Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Edip Yüksel = Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.
gâfilîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Filhakıka biz, sizin fevkınızda yedi tarıyk yarattık ve halktan gafil olmadık
gâfilîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gerçekte Biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Gültekin Onan = Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller değiliz.
gâfilîne
Harun Yıldırım = Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz sizin üstünüzde yedi yol yaratdık. Biz yaratmakdan gaafiller değiliz.
gâfilîne
Hayrat Neşriyat = Ve and olsun ki, sizin üstünüzde yedi yol (yedi gök) yarattık. (Biz)yaratılanlardan gafiller değiliz.
gâfilîne
İbni Kesir = Andolsun ki; biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan gafiller değiliz.
gâfilîne
Kadri Çelik = Şüphesiz biz sizin üstünüzde yedi yol (gök) yarattık; biz yaratıktan gafiller değiliz.
gâfilîne
Muhammed Esed = Yine, gerçek şu ki, Biz sizin üzerinizde yedi (semavi) yörünge yarattık; ve şüphesiz, Biz yarattığımız alemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.
gâfilîne
Mustafa İslamoğlu = Doğrusu yine Biz, sizin üzerinizde kat kat yollar yaratmışız: zira Biz hiçbir varlıktan habersiz değiliz.
gâfilîne
Ömer Nasuhi Bilmen = And olsun ki, üzerinizde yedi tabaka (veya yol, ya da sistem) yarattık. Ve biz yarattığımızdan habersiz değilizdir.
gâfilîne
Ömer Öngüt = Andolsun ki biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
gâfilîne
Şaban Piriş = Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.
gâfilîne
Sadık Türkmen = Ant olsun, Biz sizin üzerinizde yedi kat yol/gök yarattık; Biz, yaratmaktan gafil değiliz.
gâfilîne
Seyyid Kutub = Üstünüzde birinden diğerine geçilebilen yedi katman yarattık. Bu yarattıklarımızı başıboş bırakmayız.
gâfilîne
Suat Yıldırım = Yine şu da bir gerçektir ki, Biz sizin üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz yaratmadan da, yarattıklarımızdan da habersiz değiliz.
gâfilîne
Süleyman Ateş = Üstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gâfil değiliz.
gâfilîne
Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; biz yaratmada gafiller değiliz.
gâfilîne
Ümit Şimşek = Şu da bir gerçek ki, Biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Yarattıklarımızdan ise Biz asla habersiz değili
gâfilîne
Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıştan/yaratılmışlardan gafil de değiliz.
gâfilîne
İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.
gâfilîne
İlyas Yorulmaz = Elbetteki biz sizin yaratılışınızın üzerinde, yedi yol (yedi kat gök) yarattık ve biz yaratmaktan asla geri duracak değiliz.
le gâfilîne
Diyanet İşleri = (156-157) “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
le gâfilîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Hiç şüphe yok ki bizden önce ancak iki tâifeye kitap indirildi ve bizse onu okumaktan âcizdik, bir şey anlamıyorduk demeyesiniz.
le gâfilîne
Abdullah Parlıyan = O'nu size indirdik ki, “Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa, yani Yahudi ve Hıristiyanlara indirilmişti de, biz onların eğitim ve öğretimlerinden habersizdik” demeyesiniz diye,
le gâfilîne
Adem Uğur = Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik demeyesiniz diye;
le gâfilîne
Ahmed Hulusi = "BİLGİ, sadece bizden önceki iki taife (Yahudi ve Nasara) üzerine inzâl edildi; biz, onların kendilerine geleni okuyup değerlendirmesinden gâfildik" demeyesiniz. . .
le gâfilîne
Ahmet Tekin = 'Kitaplar, bizden önceki iki topluluğa indirildi; biz, onlara öğretilenlerden, o kitabın içindeki hükümlerden habersizdik' diyerek itiraz edememeniz için bu Kur’ân’ı indirdik.
le gâfilîne
Ahmet Varol = 'Kitap yalnızca bizden önceki iki topluluğa indirildi ve biz onların okumalarından habersizdik' demeyesiniz.
le gâfilîne
Ali Bulaç = "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;
le gâfilîne
Ali Fikri Yavuz = (Ey Mekke’liler! Siz): “- Bizden önce Yahudî’lerle Hristiyanlara indirilen kitap, konuştuğumuz dilde olmadığından onu okumaktan gafilleriz” derdiniz. Bunu dememeniz (için lisanınız üzere KUR’AN’ı gönderdik.)
le gâfilîne
Ali Ünal = Ayrıca, “Kitap, yalnızca bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okuyup üzerinde çalıştıkları gerçeklerden habersizdik.” demeyesiniz.