Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Diyanet İşleri = Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Mûsâ dedi ki: Ey Firavun, şüphe yok ki ben, âlemlerin Rabbinden gelen bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Abdullah Parlıyan = Musa dedi ki: Ey Firavun! Gerçek şu ki, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Adem Uğur = Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ahmed Hulusi = Musa dedi ki: "Ey Firavun! Muhakkak ki ben âlemlerin Rabbinden bir Rasûlüm. "

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ:'Ey Firavun, ben âlemlerin, bütün varlıkların Rabbinden bir elçiyim, Rasulüm' dedi.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ahmet Varol = Musa şöyle demişti: 'Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ali Bulaç = Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (gönderilme) bir elçiyim."

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ali Fikri Yavuz = Mûsa, şöyle dedi: “- Ey Firavun! Ben, âlemlerin Rabbi tarafından (sana) gönderilen bir Peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ali Ünal = “Ey Firavun,” demişti Musa, “şüphesiz ki ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Bayraktar Bayraklı = Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir peygamberim.”

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Bekir Sadak = Musa, «Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Celal Yıldırım = Musa dedi ki: Ey Fir'avn! Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbinden (görevlendirilip gönderilen) bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Cemal Külünkoğlu = Musa dedi ki: “Ey Firavun, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.”

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Diyanet İşleri (eski) = Musa, 'Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Diyanet Vakfi = Musa dedi ki: «Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Edip Yüksel = Musa: 'Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim.'

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Musâ, ey Fir'avn! dedi: Bil ki ben rabbül'âlemîn tarafından bir Resulüm

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Musa: «Ey Firavun, ben alemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Musa: «Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.» dedi.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Gültekin Onan = Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten ben alemlerin rabbinden bir elçiyim."

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Harun Yıldırım = Musa dedi ki: “Ey Firavun, muhakkak ben alemlerin rabbinden bir rasulüm.”

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Hasan Basri Çantay = Musa: «Ey Fir'avn, dedi, ben hiç şübhesiz ki âlemlerin Rabbi katından gönderilmiş bir peygamberim».

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Hayrat Neşriyat = İşte Mûsâ dedi ki: 'Ey Fir'avun! Şübhesiz ki ben, âlemlerin Rabbi tarafından(gönderilmiş) bir peygamberim!'

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 İbni Kesir = Musa dedi ki: Ey Firavun; ben, alemlerin Rabbından gönderilmiş bir peygamberim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Kadri Çelik = Musa, “Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinden (gönderilme bir) elçiyim” dedi.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Muhammed Esed = Musa: "Ey Firavun!" dedi, "gerçek şu ki, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim;

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim!

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Mûsa dedi ki: «Ey Fir'avun! Şüphesiz ki ben Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.»

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ömer Öngüt = Musa dedi ki: “Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. ”

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Şaban Piriş = Musa şöyle dedi: -Ey Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim!

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Sadık Türkmen = Musa dedi ki: “Ey Firavun! Gerçekten ben, âlemlerin Rabbinden bir elçiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Seyyid Kutub = Musa dedi ki; «Ey Firavun, ben tüm varlıkların Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.»

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Suat Yıldırım = Mûsâ: "Ey Firavun, dedi, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir resulüm."

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Süleyman Ateş = Mûsâ dedi ki: "Ey Fir'avn, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Tefhim-ul Kuran = Musa dedi ki: «Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (gönderilme) bir peygamberim.»

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Ümit Şimşek = Musa 'Ey Firavun,' dedi, 'ben Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Musa dedi ki: "Ey Firavun! Kuşkun olmasın ki ben, alemlerin Rabbi'nin bir resulüyüm."

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 İskender Ali Mihr = Ve Musa (A.S): “Ey firavun! Muhakkak ki; ben bir resûlüm, âlemlerin Rabbinden (O’nun tarafından görevlendirilmiş).” dedi.

yâ fir’avnu

  A’râf / 104 -

 İlyas Yorulmaz = Musa “ Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim” dedi.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Diyanet İşleri = Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun, ben size izin vermeden önce ona inanıyor musunuz dedi, bu, şüphe yok ki halkını oradan çıkarmak için şehirde kurup düzdüğünüz bir düzen; yakında ne yapacağımı öğrenirsiniz.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Abdullah Parlıyan = Firavun sihirbazlara: “Ben size izin vermeden, O'na inandınız öyle mi?” dedi. “Bakın, bu yaptığınız, şehrin halkını oradan çekip götürmek için yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzaktır. Ama yakında başınıza ne geleceğini bilirsiniz siz.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Adem Uğur = Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ahmed Hulusi = Firavun: "Ben izin vermeden mi Ona iman ettiniz? Muhakkak ki bu bir mekrdir (hiledir); halkı oradan çıkarıp götürmek için, bunu şehirde tezgâhlayıp kurdunuz. . . (Cezanızı) yakında göreceksiniz" dedi.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ahmet Tekin = Firavun:'Ben size izin vermeden Allah’a, Mûsâ’nın peygamberliğine iman edersiniz ha! Bu bir hiledir. Bu şehrin ahalisini buradan çıkarmak için, şehirde sinsice hazırladığınız bir tuzaktır. Yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz.' dedi.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ahmet Varol = Firavun şöyle dedi: 'Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Bu, halkını içinden çıkarmak amacıyla şehirde kurmuş olduğunuz bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ali Bulaç = Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ali Fikri Yavuz = Firavun, onlara şöyle dedi: “- Ben, size izin vermeden, siz ona iman ettiniz ha! Şüphesiz bu bir hiledir ki, siz onu, şehirde (Mısır’da) anlaşıp kurmuşsunuz; yerli halkı bu şehirden çıkarmak (ve kendiniz yerleşmek) istiyorsunuz. O halde (başınıza ne geleceğini) yakında bilirsiniz.

fir’avnu

  A’râf / 123 -

 Ali Ünal = Firavun, (tehdit ederek) dedi: “Benden izin almadan iman etmek ha? Bu, şu (baş) şehrin yerli halkını sürüp çıkarmak için orada birlikte planladığınız bir oyundur. Başınıza neler gelecek, göreceksiniz!