Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Diyanet İşleri = “Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Artık girin cehennem kapılarından, ebedî kalacaksınız orada. Ululuk satanların yurtları, ne de kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Abdullah Parlıyan = Artık girin cehennem kapılarından, ebedi kalacaksınız orada, büyüklük duygusuna kapılanların düştüğü durum ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Adem Uğur = O halde, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ahmed Hulusi = "O hâlde, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere cehennemin kapılarına girin! Mütekebbirun'un (benlikli - kibirlilerin) yeri ne kötüdür!"

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ahmet Tekin = 'O halde, içinde ebedî kalacağınız Cehennem’in kapılarından girin. Büyüklük taslayarak serkeşlik, zorbalık ve diktatörlük yapanların devamlı ikametgâhları ne kötüdür.'

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ahmet Varol = 'O halde, içinde sonsuza kadar kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! Büyüklenenlerin oturacakları yer ne kadar kötüdür!'

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ali Bulaç = Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ali Fikri Yavuz = O halde, içinde ebedî kalmak üzere, hepiniz cehennem kapılarından giriniz bakalım!... İşte büyüklenenlerin (hakkı kabul etmiyenlerin) yeri ne kötüdür!...

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ali Ünal = “Şimdi, Cehennem’de sonsuzca kalmak üzere girin bakalım kapılarından içeri! Ne de kötüdür gurur ve kibir heykellerinin yeri!”

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Bayraktar Bayraklı = O halde, içinde süreli kalacağınız cehennemin kapılarından giriniz! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Bekir Sadak = Temelli kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin. Buyuklenenenlerin duragi ne kotudur!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Celal Yıldırım = O sebeple, içinde ebedî kalacağınız Cehennem kapılarından giriniz ! Büyüklük taslayıp gururlananların makamı ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Cemal Külünkoğlu = “Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Diyanet İşleri (eski) = Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Diyanet Vakfi = «O halde, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!»

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Edip Yüksel = İçinde sürekli kalacağınız cehennemin kapsından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onun için girin bakalım Cehennemin kapılarına: içinde kalmak üzere, bak artık mütekebbirlerin mevkıi ne fena?

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onun için girin bakalım, ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından! Bak, kibirlenenlerin yeri ne kötü!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin» denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Gültekin Onan = Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Harun Yıldırım = "O halde, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Hasan Basri Çantay = O halde, içinde ebedî kalıcı olarak, girin cehennemin kapılarından. (Bak) büyüklük taslayanların mevkii ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Hayrat Neşriyat = Öyle ise içinde ebedî kalıcılar olarak Cehennemin kapılarından girin! Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 İbni Kesir = Haydi cehennemin kapılarından girin. Orada temelli kalacaksınız. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Kadri Çelik = Öyleyse içinde temelli kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri pek de kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Muhammed Esed = Haydi, girin kapılarından bakalım, içinde kalıp duracağınız cehennemin! Gerçekten de, ne kötü olacak (o gün), kendilerini boş yere büyüklük duygusuna kaptırmış olanların düştüğü durum!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Mustafa İslamoğlu = Haydi o halde, içerisinde yerleşip kalmak üzere cehennemin kapılarından buyurun!" İşte, büyüklük taslamayı kişiliğinin bir parçası haline getirenlerin düştüğü berbat konum.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık giriniz cehennemin kapılarına içinde müebbet kalmak üzere. Artık mütekebbirlerin yurdu ne kadar fena!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ömer Öngüt = “O halde içinde ebedî kalmak üzere, cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Şaban Piriş = Bu sebeple, içinde ebedi kalacağınız cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların ikametgahı ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Sadık Türkmen = Öyleyse; haydi cehennemin kapılarından girin, içinde ölümsüzce/sonsuz kalıcılar olarak! Büyüklenenlerin yurdu ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Seyyid Kutub = Bunun için ebedi olarak cehennemde kalmak üzere oranın kapılarından içeri giriniz. Kendini beğenmişlerin barınağı ne kötü bir yerdir.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Suat Yıldırım = (28-29) Kendi öz canlarına zulmederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler azabı görünce; "Biz, bir kötülük olsun diye yapmıyorduk!" diye başlarını öne eğerler. Kendilerine iman ilmi nasib edilmiş olanlar da; "Hayır, hayır! Allah yaptığınız işi ne maksatla yaptığınızı pek iyi biliyor! O halde girin bakalım içinde ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından! Ne fena bir yerdir o kibirlilerin yeri!" derler.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Süleyman Ateş = "Onun için, içinde sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarına girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Tefhim-ul Kuran = Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Ümit Şimşek = Sürekli kalmak üzere şimdi girin Cehennemin kapılarından! Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 İskender Ali Mihr = Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

fedhulû (fe udhulû)

  Nahl / 29 -

 İlyas Yorulmaz = “Sürekli kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Allah’a karşı büyüklük taslayanlar için, kalınacak yer olarak ne kadar kötü bir yer. ”

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, yemeğe dâvet edilmeden Peygamberin evlerine gitmeyin, dâvet edilirseniz yemek vaktini beklemek üzere daha önce gitmeyin; fakat çağrılınca gidin ve yemek yiyince dağılın, konuşmak için uzun uzadıya oturmayın; şüphe yok ki bunlar, Peygamberi incitir de utanır sizden ve Allah'sa doğruyu söylemekten çekinmez ve kadınlarından bir şey istediğiniz zaman perde ardından isteyin; bu, sizin yürekleriniz bakımından da daha temizdir, onların yürekleri bakımından da ve Allah'ın Peygamberini incitmeniz câiz olmadığı gibi onun eşlerini de bundan böyle ebedîyen almayın; şüphe yok ki bu, Allah katında pek büyük bir günahtır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Abdullah Parlıyan = Ey inananlar! İzin verilmedikçe, peygamberin evlerine girmeyin ve yemek için davet edildiğiniz zaman, erkenden gidip, hazırlanmasını beklemeye kalkışmayın. Çağrıldığınızda en uygun zamanda girin, yemeği yiyince hemen ayrılın, lafa dalmayın, bu durum peygamberi üzüyordu fakat O, size bunu söylemekten utanıyordu. Ama Allah, doğruyu size öğretmekten çekinmez. Peygamber hanımlarından birşey isteyeceğiniz veya soracağınız zaman, perde arkasından isteyin ve sorun. Bu durum, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri bakımından fitne ve kötü zannı giderici, temiz bir davranıştır. Allah'ın peygamberini incitmeniz ve kendisinden sonra, O'nun eşleriyle evlenmeniz, size asla helal değildir. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Adem Uğur = Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah)tır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman edenler. . . O Nebi'nin evlerine, sizin için bir yemeğe izin verilmeniz dışında, girmeyin. . . (Bu da) onun (yemeğin pişme) vaktini beklemeksizin - gözlemeksizin (olsun). . . Fakat davet olunduğunuzda girin. . . Yemek yedikten sonra da (ev halkı veya birbirinizle) lakırdıya dalmaksızın dağılın! Muhakkak ki bu (davranışınız - laubaliliğiniz), O Nebi'ye eziyet veriyor, fakat O sizden çekiniyor (bir şey diyemiyor kırmamak için)! Allâh, Hakk'ı açığa vurmaktan çekinmez! Onlardan (Nebi'nin eşlerinden) bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. . . İşte bu, sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha temizdir. . . Sizin Rasûlullah'a eziyet vermeniz de, O'ndan sonra O'nun eşlerini nikâhlamanız da ebeden olacak bir şey değildir. . . Muhakkak ki bu, Allâh indînde Aziym'dir.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ahmet Tekin = Ey iman edenler, bir yemeğe davet edilmedikçe, vakitli vakitsiz, Peygamberin evlerine girmeyin. Ancak dâvet edildiğiniz vakit girin. Evde yemeğin pişirilmesi ve hazırlanmasını bekleyerek ayak altında dolaşmayın. Yemeği yediğiniz zaman hemen dağılın. Sohbete dalarak evi dost meclisine çevirmeyin. Bu haliniz peygamberi meşgul ediyor, incitiyor, ama o size bir şey söylemeye utanıyor. Allah, hakkı, doğruyu söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından ihtiyacınız olan bir hâceti isterken, evlerine girmeden, kapı önünde durarak isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz, daha nezih, kalplere şüphe düşürmeyen bir davranıştır. Sizin Allah’ın Rasulüne eziyet etmeye hakkınız yoktur. Kendisinden sonra da, ebediyyen onun hanımlarıyla evlenemezsiniz. Bu Allah katında çok büyük bir günahtır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ahmet Varol = Ey iman edenler! Peygamberin evlerine yemek için size izin verilmeden girmeyin ve (başka bir amaçla girdiğinizde) yemek vaktini gözetlemeyin. Ancak davet edildiğiniz zaman girin ve yemeği yediğinizde dağılın. Sohbet etmek için de (izinsiz girmeyin). Çünkü bu Peygamberi rahatsız ediyor ancak siz(e söylemek)den çekiniyordu. Ama Allah gerçe(ği bildirme)kten çekinmez. Onlardan (Peygamberin eşlerinden) bir şey istediğinizde perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temizdir. Sizin Allah'ın Peygamberine eziyet etmeniz doğru olmadığı gibi ondan sonra eşlerini nikahlamanız da ebediyen caiz olmaz. Şüphesiz bu Allah katında pek büyüktür. [5]

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ali Bulaç = Ey iman edenler! (Rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak(kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resûlü'ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey iman edenler! Yemek vaktini gözetmeksizin, size izin verilib de davetli olduğunuz vakitten başka zamanlarda, Peygamberin evlerine girmeyin. Fakat çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yediğinizde de hemen (yanından) dağılın. Söz konuşmak, sohbet etmek için de izinsiz girmeyin; çünkü bu, Peygambere eziyyet veriyor, (sonra, “çıkın” veya “girmeyin” demeğe) sizden utanıyor. Fakat Allah, gerçeği açıklamayı terk etmez. Bir de (Peygamberin) zevcelerine gerekli bir şey soracağınız vakıt de, perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için daha temizdir. Allah’ın Rasûlüne, sizin eziyyet etmeniz doğru olmaz; arkasından (irtihalinden sonra) zevcelerini nikâh eylemeniz de hiç bir zaman caiz olmaz. Bu (Peygambere eziyyet etmek ve arkasından zevcelerini nikâhlamak), Allah katında çok büyük bir günahtır.

fedhulû (fe udhulû)

  Ahzâb / 53 -

 Ali Ünal = Ey iman edenler! Peygamber’in odalarından herhangi birine size girme izni verilmeden girmeyin ve yemeğe çağrıldığınızda da yemeğin hazırlanmasını bekleyecek kadar erken gelmeyin. Ancak çağrıldığınız zaman girin ve yemek bittiği zaman da dağılın; aranızda sohbete dalmayın. Bu söylenenlerin aksine davranmanız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat O utandığından, size karşı bir şey söyleyememektedir. Ama Allah, gerçeği açıklamaktan çekinmez. Eğer O’nun hanımlarına bir şey soracak veya onlardan bir şey isteyecek olursanız, onu perde gerisinden sorun veya isteyin. Böyle yapmanız, hem sizin kalbleriniz hem de onların kalbleri için çok daha nezih bir iştir. Allah’ ın Rasûlü’nü rahatsız etmeniz ve O’nun vefatından sonra da hanımlarını nikâhlamanız asla helâl değildir. Bunları işlemeniz, Allah katında çok ağır bir vebaldir.