Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Diyanet İşleri = O peygamberin kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor.”

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kavminin ileri gelenlerinden kâfir olanlar ve âhirete ulaşmayı yalanlayanlar, onlara dünyâ yaşayışında nîmetler verdiğimiz halde bu dediler, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğiniz şeylerden o da yemekte ve içtiğiniz şeylerden o da içmekte.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yine Nuh'tan sonra gelen kuşaklardan, kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz, O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden ve ahiret hayatına kavuşmayı yalanlayanların ileri gelenleri dediler ki: “Bu da sizin gibi insandan başka biri değil ki, yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Adem Uğur = Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ahmed Hulusi = Toplumunun, dünya hayatında servet ve refaha ulaştırdığımız halde inkâra sapıp âhiretteki buluşmayı yalanlayan kodaman takımı şöyle dedi: "Bu adam, sadece sizin gibi bir insan; yemekte olduğunuzdan yiyor, içmekte olduğunuzdan içiyor."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ahmet Tekin = Kavminden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar eden küfre saplananlar, âhirette, ebedî yurtta hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı yalanlayanlar, dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodamanlar:'Bu sadece sizin gibi bir insan. Sizin yediklerinizden yiyor, sizin içtiğiniz şeylerden içiyor.' dediler.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ahmet Varol = Kavminden inkâr eden, ahiret buluşmasını yalanlayan ve kendilerine dünya hayatında bolluk, refah vermiş olduğumuz ileri gelenler dediler ki: 'Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizin yediğinizden yiyor ve sizin içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ali Bulaç = Kendi kavminden, inkâr edip ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ali Fikri Yavuz = Dünya hayatında kendilerine nimet (mal ve evlâd bolluğu) verdiğimiz halde, küfredip ahiretteki hesabla karşılaşmayı yalanlıyan ve o peygamberin kavminden ileri gelen bir topluluk şöyle dedi: “- Bu, ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor (bu bir peygamber olamaz).

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ali Ünal = Her bir rasûlün kavmi içinde küfürde ileri giden, Âhiret buluşmasını yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine bol geçimlikler verdiğimiz elebaşıları, “Bu adam,” dediler, “sadece sizin gibi bir beşer. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Bayraktar Bayraklı = İnkâr eden ve âhiret buluşmasını yalanlayan kavminin ileri gelenleri ve kendilerine dünya hayatında nimet verdiklerimiz, şöyle dediler: “Bu da sizin gibi, insandan başka bir şey değildir. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.”

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Bekir Sadak = Onun, inkarci ve ahirete kavusmayi yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dunya hayatinda nimet vermistik soyle dediler: «Bu, yediginizden yiyen, ictiginizden icen sizin gibi bir insandan baska birsey degildir.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Celal Yıldırım = O'nun kavminden küfredip Âhiret'e kavuşmayı yalan (ve saçma) sayan, Dünya hayatında refaha kavuşturduğumuz ileri gelenler dediler ki: «Bu da ancak sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Cemal Külünkoğlu = O peygamberin kavminden, Allah'ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bolca nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor.”

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: 'Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir.'

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Diyanet Vakfi = Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: «Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Edip Yüksel = Dünya hayatında kendilerine alabildiğine nimetler bağışlamamıza rağmen, ahiret karşılaşmasını yalanlayıp inkar eden, halkının ileri gelenleri şöyle dediler: 'Bu, yalnızca sizin gibi bir insandır. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor.'

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Dünya hayatta kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip Âhıret likasını tekzib eyliyen kavminden o (mele') kodaman güruh ise şöyle dedi: «bu başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip ahirete ulaşmayı yalanlayan kavminden o kodaman güruh ise şöyle dedi: «Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: «Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Gültekin Onan = Kendi kavminden, küfredip ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Harun Yıldırım = Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Hasan Basri Çantay = Onun kavminden — kendilerine dünyâ hayâtında refah verdiğimiz halde küfr (-ü inkâr) eden, âhirete kavuşmayı yalan sayan — bir gurüh dedi ki: «Bu, sizin gibi bir beşerden başkası değildir. Sizin yediklerinizden yiyor, içdiklerinizden içiyor».

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Hayrat Neşriyat = Onun kavminden, inkâr edip âhirete kavuşmayı yalanlayan ve dünya hayâtında kendilerine refah verdiğimiz ileri gelenleri ise şöyle dedi: 'Bu sâdece sizin gibi bir insandır; yemekte olduğunuzdan yiyor; içmekte olduğunuzdan içiyor.'

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 İbni Kesir = Onun kavminden; kendilerine dünya hayatında rızık verdiğimiz halde küfr ederek ahirete kavuşmayı yalanlayan ileri gelenler dediler ki: Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Sizin yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Kadri Çelik = Kendi kavminden, küfre sapıp da ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenleri dedi ki: “Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir.”

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Muhammed Esed = Ve (yine) toplumun -(sırf) kendilerine dünya hayatında bolluk ve genişlik bahşettik diye, bununla kurumlanıp hakkı kabule yanaşmayan, ahiret gerçeğini yalanlayan seçkinler çevresi (her defasında): "Bu (adam) yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen, sizin gibi bir ölümlüden başka bir şey değil" dediler,

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Mustafa İslamoğlu = Bunun üzerine, kavminin seçkinlerinden inkarda ısrar eden ve ahiret gerçeğiyle yüzleşeceğini yalanlayan kimseler -ki bunları Biz dünya hayatında refaha kavuşturmuştuk- şöyle demişlerdi: "Bu da sizin gibi ölümlü birinden başkası değil; sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onun kavminden bir tâife ki, kâfir oldular ve ahirete kavuşmayı tekzîp ettiler ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz halde dediler ki: «Bu başka değil, ancak sizin gibi bir insan, sizin yediğinizden yiyor ve sizin içtiğinizden içiyor.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ömer Öngüt = Onun kavminden, kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz halde küfrederek ahirete kavuşmayı yalanlayan ileri gelenler dediler ki: “Bu da ancak sizin gibi bir insandır, sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor. ”

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Şaban Piriş = Dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan kavminin ileri gelenleri şöyle dediler: -Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Sadık Türkmen = Onun kavminden inkârcı olan, ahiret buluşmasını yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında lükse izin verdiğimiz ileri gelenler dediler ki: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor ve içtiklerinizden de içiyor!

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Seyyid Kutub = Soydaşları arasındaki ahiret buluşmasını yalanlayan ve kendilerine bol nimet verdiğimiz için baştan çıkan öncü kâfirler dediler ki; «Bu adam tıpkı sizin gibi bir insandır, sizin yediğinizden yiyor ve sizin içtiğinizden içiyor.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Suat Yıldırım = (33-34) Onun halkından kâfir olup âhiret buluşmasını yalan sayan ve kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz eşraf takımı: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin içtiklerinizden içiyor. Eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, büyük bir kayba ve hüsrana uğrarsınız."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Süleyman Ateş = Kavminden, kendilerine dünyâ hayâtında bol ni'met verdiğimiz o inkâr eden ve âhiret buluşmasını (hesap ve cezâsını) yalanlayan eşraf takımı dedi ki: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Tefhim-ul Kuran = Kendi kavminden, küfredip de ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: «Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir.»

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Ümit Şimşek = Kavminin ileri gelenlerinden, dünya hayatında nimetler içinde yüzdürdüğümüz halde âhirete kavuşmayı yalanlayan kâfirler dediler ki: 'Bu da sizin gibi bir beşerdir. Sizin yediğinizden yer, içtiğinizden içer.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Toplumunun, dünya hayatında servet ve refaha ulaştırdığımız halde inkâra sapıp âhiretteki buluşmayı yalanlayan kodaman takımı şöyle dedi: "Bu adam, sadece sizin gibi bir insan; yemekte olduğunuzdan yiyor, içmekte olduğunuzdan içiyor."

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 İskender Ali Mihr = Ve onun kavminden kâfirlerin ileri gelenleri, ahirete mülâki olmayı (Allah’a mülâki olmayı) yalanlayanlar ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kimseler: “Bu, sizin gibi beşerden (insandan) başka bir şey değil. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, sizin içtiğiniz şeylerden içiyor.” dediler.

fî el hayâti ed dunyâ

  Mü’minûn / 33 -

 İlyas Yorulmaz = O toplumun inkar eden ve ahiret gününde dirileceklerini yalanlayan, dünyada kendilerine nimetler verip rahata erdirdiğimiz o şehrin önde gelenleri “Bu elçide sizin gibi bir insan, sizin yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor. ”

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Allah'ın kulları için meydana getirdiği süslenilecek şeylerle rızık olarak verdiklerinin içinden tertemiz şeyleri kim harâm etmiştir ki? De ki: Bunlar, dünyâda, inanan kişilerindir, âhiretteyse yalnız onlara âittir. Delilleri, bilenlere bu çeşit açıklamadayız.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Allah'ın kulları için yarattığı güzellikleri, süsleri ve rızıkların iyisini, temizini yasaklayan kim? De ki: Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir. Kıyamet gününde ise sadece inananlarındır. Anlama ve kavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları biz böyle apaçık dile getiriyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Adem Uğur = De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Kim Allâh'ın, kulları için çıkarmış olduğu güzelliklerini ve rızkın temiz - pak olanını haram etti?". . . De ki: "Onlar, dünya hayatında iman edenlere helaldir; kıyamet gününde ise yalnızca onlara ait olacaktır. " Kavrayabilecekler için işaretlerimizi işte böyle tafsil ediyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ahmet Tekin = 'Allah’ın kulları için ürettiği güzel elbiseleri, süsleri, helâl, temiz ve sağlıklı rızıkları kim haram kıldı?' de.'Onlar dünya hayatında, özellikle Kıyamet gününde mü’minlerindir' de. Biz, şeriatın, dinin, helâl ve haram ile ilgili hükümlerin mükemmelliğini gösteren âyetleri, ilimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumları için böyle ayrıntılı açıklıyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Allah'ın kulları için çıkarmış olduğu süsü ve rızkların temiz olanlarını haram kılan kimdir?' De ki: 'Onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özeldir.' Bilen bir topluluk için ayetlerimizi işte böyle etraflıca açıklıyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ali Bulaç = De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ali Fikri Yavuz = De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı zineti (elbiseleri) temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki, bu zinet ve hoş rızık, dünya hayatında, iman edenler içindir (kâfirler de faydalanır). Fakat kıyamet gününde yalnız müminlere aittir. Böylece âyetleri, bilen kimselere açıklıyoruz.

fî el hayâti ed dunyâ

  A’râf / 32 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) De ki: “Allah’ın, kulları için yaratıp ortaya çıkardığı (ve bitkilerden, hayvanlardan ve madenlerden elde edilen helâl) giyim, takı ve eşyayı, ayrıca rızık türünden temiz, hoş ve sağlığa zararsız yiyecek ve içecekleri kim haram kılabilir ki?” Yine de: “Onların hepsi, dünya hayatında (başkaları da şüphesiz onlardan faydalanmakla birlikte, temelde) mü’minler içindir; Kıyamet Günü ise sadece mü’minler içindir.” Yolumuzun işaretleri olan gerçekleri, ilimle alâkası bulunan ve öğrenmek maksadıyla araştıran bir topluluk için işte böyle detaylarıyla açıklıyoruz.