Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ellezîne ettehazû
Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.
ellezîne ettehazû
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, sizden önce, kendilerine kitap verilenlerle kâfirlerden, dininizi alay konusu yapan, onu oyuncak sayan kişileri dost edinmeyin, çekinin Allah'tan inanmışsanız.
ellezîne ettehazû
Abdullah Parlıyan = Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilmiş olanlardan ve gerçekleri örtbas edenlerden, dininizi oyun ve eğlence yerine koyanları dost edinmeyin. Eğer mü'minlerseniz yolunuzu Allah ve kitabıyla bulun.
ellezîne ettehazû
Adem Uğur = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.
ellezîne ettehazû
Ahmed Hulusi = Ey iman edenler. . . Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerin, dininizi alay, eğlence konusu edinenlerini ve hakikati inkâr edenleri velîler edinmeyin! Eğer iman ehliyseniz Allâh'tan korunun!
ellezîne ettehazû
Ahmet Tekin = Ey iman nimetine kavuşanlar, sizden önce kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlardan, dininizi, şeriatınızı, düzeninizi, medeniyetinizi alay ve oyun konusu haline getirenleri ve kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri candan dost, müttefik edinmeyin. Onları, kamu görevlerini icraya yetkili kılmayın. Eğer mü’minseniz Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun.
ellezîne ettehazû
Ahmet Varol = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah'a karşı gelmekten sakının.
ellezîne ettehazû
Ali Bulaç = Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup sakının.
ellezîne ettehazû
Ali Fikri Yavuz = Ey iman edenler! Ne sizden önce kitab verilenlerden dininizi oyuncak ve eğlence yerine tutanları, ne de diğer kâfirleri dost edinmeyin. Eğer gerçek müminlerseniz Allah’dan korkun.
ellezîne ettehazû
Ali Ünal = Ey iman edenler! Daha önce kendilerine Kitap verilmiş bulunanlardan dininizi alay ve eğlence konusu yapanlarla, (vahiy, Kitap, Din kabul etmeyen) kâfirleri gerçek dost, müttefik ve işlerinizi kendilerine havale edeceğiniz vekiller edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz, Allah’ın buyruklarına karşı gelmekten sakının ve O’nun korumasına girin.
ellezîne ettehazû
Bayraktar Bayraklı = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyiniz. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakınınız.
ellezîne ettehazû
Bekir Sadak = Ey Inananlar! Kendilerine sizden once kitab verilenlerden, dininizi alaya ve eglenceye alanlari ve inkarcilari dost olarak benimsemeyin. Inaniyorsaniz Allah'tan sakinin.
ellezîne ettehazû
Celal Yıldırım = Ey imân edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi eğlence konusu edinip oyuncak yerine koyanları ve bir de kâfirleri dostlar edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz, Allah'tan korkup (bu gibi dostluk ve yakınlıktan) sakının.
ellezîne ettehazû
Cemal Külünkoğlu = Ey inananlar! Sakın sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve inkârcılardan dininizi alaya alanları, eğlence konusu yapanları dost edinmeyin! Eğer gerçekten inanıyorsanız, Allah'ın emirlerine uygun yaşayın!
ellezîne ettehazû
Diyanet İşleri (eski) = Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının.
ellezîne ettehazû
Diyanet Vakfi = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.
ellezîne ettehazû
Edip Yüksel = İnananlar, sizden önceki kitap halkı ve inkarcılar arasında dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. İnanmış iseniz ALLAH'ı dinlemelisiniz.
ellezîne ettehazû
Elmalılı Hamdi Yazır = Ey o bütün iyman edenler! Ne o sizden evvel kitab verilenlerden dininizi eğlence ve oyuncak yerine tutanları ne de diğer kâfirleri dost tutmayın, Allahdan korkun eğer mü'minlerseniz
ellezîne ettehazû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey iman edenler, ne sizden önce kitap verilenlerden dininizi eğlenceye alıp oyuncak yerine koyanları ne de kafirleri dost tutmayın! Allah'tan korkun, eğer inananlar iseniz.
ellezîne ettehazû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah'dan gereğince korkun.
ellezîne ettehazû
Gültekin Onan = Ey inananlar, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inançlılarsanız Tanrı'dan korkup sakının.
ellezîne ettehazû
Harun Yıldırım = Ey iman edenler, sizden önce kitap verilenlerden dininizi eğlence ve oyun edinenleri ve kâfirleri veliler edinmeyin. Mü’minler iseniz Allah’tan sakının!
ellezîne ettehazû
Hasan Basri Çantay = Ey îman edenler, sizden evvel kendilerine kitab verilenlerle kâfirlerden dîninizi bir eğlence ve bir oyun (yerine) tutanları dostlar (ve üzerinize haakimler) edinmeyin. Allahdan korkun, eğer (Ona) inanmış kimselerseniz.
ellezîne ettehazû
Hayrat Neşriyat = Ey îmân edenler! Sizden önce kendilerine kitab verilenlerden, dîninizi alaya ve eğlenceye alanları ve kâfirleri dostlar edinmeyin! O hâlde (gerçek) mü’min kimseler iseniz, Allah’dan sakının!
ellezîne ettehazû
İbni Kesir = Ey iman edenler; sizden önce kendilerine kitab verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'min iseniz; Allah'tan korkun.
ellezîne ettehazû
Kadri Çelik = -Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kafirleri veli edinmeyin. Müminseniz Allah'tan korkun.
ellezîne ettehazû
Muhammed Esed = Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer gerçek müminler iseniz, inancınızı küçümseyen ve onunla eğlenenleri bunlar ister sizden önce vahiy verilenlerden, isterse (bu vahyin) hakikati(ni) inkar edenlerden olsunlar- dost edinmeyin ve Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun:
ellezîne ettehazû
Mustafa İslamoğlu = Siz ey iman edenler! Gerek önceki vahyin mensuplarından, gerekse (vahyi) inkar edenlerden dininizi hafife alan ve inancınızla oynayanları müttefik edinmeyin. Eğer gerçekten inanıyorsanız Allah'a karşı saygılı olun.
ellezîne ettehazû
Ömer Nasuhi Bilmen = Ey imân edenler! Sizden evvel kendilerine kitap verilmiş olanlardan dininizi eğlence ve oyuncak ittihaz edenleri ve müşrikleri dostlar ittihaz etmeyiniz. Allah Teâlâ'dan korkunuz, eğer imân etmiş kimseler iseniz.
ellezîne ettehazû
Ömer Öngüt = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mümin iseniz Allah'tan korkun!
ellezîne ettehazû
Şaban Piriş = Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kâfirleri dostlar (veliler) edinmeyiniz. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup sakının.
ellezîne ettehazû
Sadık Türkmen = Ey iman EDENLER! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden, dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri veli/yönetici edinmeyin. Eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.
ellezîne ettehazû
Seyyid Kutub = Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakının.
ellezîne ettehazû
Suat Yıldırım = Ey iman edenler! Ne dininizi alay ve eğlence konusu yapan sizden önce kendilerine kitap verilenleri, ne de diğer kâfirleri dost (ve üzerinize yönetici) edinmeyin. Mümin iseniz, Allah’ın bu buyruklarına karşı gelmekten sakının.
ellezîne ettehazû
Süleyman Ateş = Ey inananlar, sizden önce Kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden dininizi eğlence ve oyun yerine koyanları dost tutmayın; inanıyorsanız Allah'tan korkun.
ellezîne ettehazû
Tefhim-ul Kuran = Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kâfirleri dostlar (veliler) edinmeyiniz. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup sakının.
ellezîne ettehazû
Ümit Şimşek = Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan sizin dininizi oyun ve eğlence edinenler ile kâfirleri kendinize veli tutmayın. Eğer mü'min iseniz Allah'tan korkun.
ellezîne ettehazû
Yaşar Nuri Öztürk = Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakının.
ellezîne ettehazû
İskender Ali Mihr = Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayi dileyenler)! Sizden önce kendilerine Kitap verilmiş olanlardan, dîninizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve de kâfirleri velîler (dostlar) edinmeyin. Ve eğer mü’minlerseniz, Allah’a karşı takva sahibi olun.
ellezîne ettehazû
İlyas Yorulmaz = Ey İman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve gerçekleri kabul etmeyen inkarcılardan dininizi eğlenceye alan ve onu bir oyun haline getirenlerle yakınlık kurmayın (veli edinmeyin). Eğer inanıyorsanız Allah dan sakının.
ettehazû
Diyanet İşleri = Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.
ettehazû
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, dinlerini eğlence ve oyun saymışlardır, dünyâ yaşayışı, onları aldatmıştır. Onlar, nasıl bugüne kavuşacaklarını unutup bile-bile âyetlerimizi inkâr ettilerse biz de bugün onları unuturuz.
ettehazû
Abdullah Parlıyan = O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler ki, dünya hayatına kapılıp, dinlerini oyun ve eğlenceye çevirmişlerdi” diye cevap verecekler. Ve Allah: “Onlar bu hesap gününün gelip çatacağını nasıl gözardı edip unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öylece gözardı edip, unutacağız” diyecek.
ettehazû
Adem Uğur = O kâfirler ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler de dünya hayatı onları aldattı. Onlar, bu günleri ile karşılaşacaklarını unuttukları ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz.
ettehazû
Ahmed Hulusi = Onlar, Din anlayışlarını (hakikat ve sistem - Sünnetullah ilmini) eğlence ve oyuna çevirmiş, (sefil) dünya hayatına aldanmış kimselerdir. . . Onlar bugünlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi; delillerimizi nasıl bile bile inkâr ediyorlardıysa; biz de bugün onları unuturuz!
ettehazû
Ahmet Tekin = Kâfirler, dinlerini, şeriatlarını, medeniyetlerini eğlence, oyun konusu yapanlar; eğlenceleri ve oyunları dinleri haline getirenler ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimselerdir. Onlar bugün diriltilerek hesaba çekilip cezalandırılacaklarını nasıl unuttularsa, bile bile âyetlerimizi, peygamberlerimizin sünnetlerini nasıl inkâr ettilerse biz de bugün onları cehennemde unutuyoruz.
ettehazû
Ahmet Varol = Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişlerdir ve dünya hayatı kendilerini aldatmıştır. Onlar bu günle karşılaşacaklarını unuttukları ve bizim ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz.
ettehazû
Ali Bulaç = Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, biz de bugün onları unutacağız.
ettehazû
Ali Fikri Yavuz = O kâfirler ki, dinlerini bir eğlence ve bir oyun edinmişlerdi ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı; bunlar, şu güne kavuşmayı unuttukları ve âyetlerimizi inkâr ettikleri gibi, biz de bugün onları unutacağız.
ettehazû
Ali Ünal = O kâfirler ki, dinlerini oyun ve eğlence edinip, din adına oyun ve eğlence türünden şeylerle meşgul olmuşlardı; dünya hayatı kendilerini aldatmıştı. Onlar nasıl kendilerini bekleyen bu önemli günle yüz yüze gelmeyi unutmuşlardı ve âyetlerimiz karşısında ayak direyip onları inkâr ediyorlardı, işte Biz de bugün onları öyle unutur, (affetme ve nimet verme hususunda) hiç hatırlamayız.