Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Diyanet İşleri = “Nihayet ölüm bize gelip çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bize ölüm gelip çatıncaya dek.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Sonra da bu halimiz ölüm bize gelinceye kadar devam etti.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Adem Uğur = Sonunda bize ölüm geldi çattı.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ahmed Hulusi = "Sonunda yakîn (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ahmet Tekin = 'Kesin iman edilecek hakikatlerle yüz yüze gelme vaktine kadar yalanlıyorduk.'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ahmet Varol = Sonunda kesin gerçek (ölüm) bize gelip çattı.'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ali Bulaç = "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet bize ölüm gelib çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ali Ünal = “Derken, kaçınılması mümkün olmayan ölüm gerçeği geldi çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Bayraktar Bayraklı = (43-47) Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: “İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Bekir Sadak = «lum bize o haldeyken geldi.»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Celal Yıldırım = Tâ ki, ölüm bize gelip çattı.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Cemal Külünkoğlu = (46-47) “(Ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar hesap gününü de yalan sayardık.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Ölüm bize o haldeyken geldi.'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Diyanet Vakfi = Sonunda bize ölüm geldi çattı.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Edip Yüksel = 'Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Tâ gelinciye kadar bize o yakîn

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = bize o ölüm gelinceye kadar!»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Nihayet bize ölüm gelip çattı.»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Gültekin Onan = "Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Harun Yıldırım = “Kesin olan bize gelip çatıncaya değin.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Hasan Basri Çantay = «Nihayet bize ölüm gelib çatdı».

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Hayrat Neşriyat = 'Nihâyet bize yakin (inkâr edemeyeceğimiz ölüm) geldi!'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 İbni Kesir = Nihayet ölüm bize gelip çattı.

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Kadri Çelik = “Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Muhammed Esed = (ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Mustafa İslamoğlu = ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (46-47) «Ve biz ceza gününü tekzîp eder olmuştuk.. Bize ölüm gelinceye değin.»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ömer Öngüt = "Ölüm bize bu haldeyken gelip çattı. "

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Şaban Piriş = Ölüm bize gelene dek..

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Sadık Türkmen = Sonunda, ölüm bize (bu halde iken) gelip çattı.”

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Seyyid Kutub = Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Suat Yıldırım = Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Süleyman Ateş = "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Tefhim-ul Kuran = «Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.»

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Ümit Şimşek = 'Sonunda kesin bilgi bize ulaştı.'

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 İskender Ali Mihr = Bize yakîn gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar).

etâ-nâ

  Müddessir / 47 -

 İlyas Yorulmaz = “Taki o günü kesin bir şekilde görünceye kadar” dediler.