Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Diyanet İşleri = Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Abdullah Parlıyan = Derken o korkunç ses onları gerçek bir şekilde yakaladı da, bu yüzden onları sel önündeki kıyılara atılıp itilmiş, çerçöp haline getirdik. Yaratılış gayesi dışına çıkanlar, her türlü rahmet ve yardımdan uzak olsunlar.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Adem Uğur = Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ahmed Hulusi = Korkunç ses dalgası onları Hak olarak yakaladı da, onları süprüntüye çevirdik! Zulmedenler kalabalığına, uzaklığın sonuçları yaşatılır!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ahmet Tekin = Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ahmet Varol = Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ali Bulaç = Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ali Fikri Yavuz = Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah’dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ali Ünal = Derken, hak ettikleri o korkunç çığlık Allah’ın adilane hükmü olarak onları yakalayıverdi de, hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Ah, hep uzak olası o zalim topluluk!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Bayraktar Bayraklı = Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zâlimler topluluğunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Bekir Sadak = Gercekten, onlari bir ciglik yakaladi ve onlari supruntu yigini haline getirdik. Haksizlik eden millet, rahmetden irak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Celal Yıldırım = Derken korkunç bir ses gerçekten onları yakaladı da bu yüzden onları (kıyılara atılıp itilmiş) çerçöp haline getirdik. Zâlim kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık!.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Cemal Külünkoğlu = Derken onları korkunç bir ses, kıskıvrak yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Diyanet İşleri (eski) = Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Diyanet Vakfi = Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Edip Yüksel = Korkunç felaket onları eşitçe yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı hakketmişti.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o topluluk, o zalimler!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Gültekin Onan = Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Harun Yıldırım = Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Hasan Basri Çantay = İşte onları o müdhiş (azâb) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Hayrat Neşriyat = Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 İbni Kesir = Gerçekten onları müthiş bir çığlık yakaladı. Ve onları bir süprüntü yığını haline getirdik. Zulmeden kavim uzak olsun.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Kadri Çelik = Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Muhammed Esed = Ve ani bir darbe şeklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kaçınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Mustafa İslamoğlu = Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ömer Öngüt = Nitekim onları vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi. Biz onları bir süprüntü yığını hâline getirdik. Uzak olsun zâlim kavim!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Şaban Piriş = Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Sadık Türkmen = Derken, gerçekten korkunç bir ses onları yakaladı. Onları bir sel süprüntüsü haline getirdik! O zalimlerin toplumu uzak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Seyyid Kutub = Derken ansızın hakettikleri müthiş bir gürültüye tutuluverdiler de kendilerini sel süprüntüsüne dönüştürdük. Kahrolsun zalimler güruhu!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Suat Yıldırım = Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Süleyman Ateş = Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zâlim kavim!.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Tefhim-ul Kuran = Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Ümit Şimşek = Derken, gerçekten korkunç bir ses onları yakaladı. Onları bir sel süprüntüsü haline getirdik! O zalimlerin toplumu uzak olsun!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 İskender Ali Mihr = Böylece hak ile (hakettikleri) bir sayha onları aldı (yakaladı). Onları gusa kıldık (zerreler haline getirdik). Artık zalim kavim, (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

es sayhatu

  Mü’minûn / 41 -

 İlyas Yorulmaz = Verilen söz karşılığında, onları şiddetli bir ses dalgası yakaladı. Haksızlık yapan bir topluluk olduğu için, onları yere çökmüş kupkuru bir ot haline getirdik.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Diyanet İşleri = Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir bağırış, o zulmedenleri kapıverdi, yurtlarında, diz çökmüş bir halde helâk oluverdiler.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Abdullah Parlıyan = Yaratılış gayelerine aykırı hareket eden o kavme gelince, onları Allah tarafından cezalandırıcı bir ses, bir gürültü yakalayıverdi de, kendi yurtlarında dizlerinin bağı çözülüp cansız olarak serilip kaldılar.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Adem Uğur = Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ahmed Hulusi = O zulmedenleri, (dördüncü gün) o malûm sayha (şiddetli, titreşimli korkunç ses) yakaladı da evlerinde göçüp kaldılar!

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ahmet Tekin = Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ahmet Varol = Zulmedenleri de korkunç bir çığlık aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ali Bulaç = O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ali Fikri Yavuz = O zulmedenleri ise, korkunç gürültü yakalayıverdi de evlerinde çöküp helâk oldular.

es sayhatu

  Hûd / 67 -

 Ali Ünal = (En büyük zulüm olan) şirkte direten ve hem başkalarına, hem kendilerine zulmedenleri ise korkunç bir çığlık yakalayıverdi de, (hiçbir kurtuluş zaman ve imkânı bulamadan) oldukları yerde yüzüstü kapaklanıp gittiler.