Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Diyanet İşleri = Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve dileseydik onları kör ederdik de doğru yolu ararlar, bulamazlardı, nasıl görebilirlerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer insanların, doğru ile yanlışı ayırt edememelerini dilemiş olsaydık, onların gözlerini kör ederdik. Bu sefer doğruyu bulmak için, hepsi yollara dökülürlerdi, ama bu durumda doğruyu nereden ve nasıl görebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Adem Uğur = Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ahmed Hulusi = Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda (öylece) koşuşurlardı. . . Fakat nasıl görebilecekler (bu gerçeği)?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ahmet Tekin = Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, elbette gözlerini silme kör ederdik. Bu durumda doğru yola gelmeye yarış ederlerdi. Ama kâinattaki ve peygamberlerin getirdiği sayısız delilleri göremeyen basiret yoksunları bunun nasıl farkına varacaklardı?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ahmet Varol = Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda koşuşup dururlardı. Ama nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ali Bulaç = Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ali Fikri Yavuz = Eğer dileseydik, o kâfirlerin (hakkı görmiyen dalâlet) gözlerini silme kör ederdik de (onlar akıllarını başlarına alarak) hak yola (imana) koşar, yarış ederlerdi. Fakat şimdi onlar nasıl görecekler (hakkı anlayacaklar)?...

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ali Ünal = Eğer dileseydik, gözlerini dümdüz silme kör ederdik de, yollarını bulabilmek için yalpalayıp dururlardı. O takdirde nasıl görebilirlerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Bayraktar Bayraklı = Dileseydik, onların gözlerini tamamen kör ederdik. O zaman yola koyulmak isterler, ama nasıl görecekler!

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Bekir Sadak = Dilesek, gozlerini kor ederdik de yol bulmaga calisirlardi. Nasil gorebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Celal Yıldırım = Dilemiş olsak, gözlerini silme kör ederdik de yolu bulabilmek için koşuşup dururlardı; ama nerede görebilirlerdi ?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer dileseydik, o inkârcıların (hakkı görmeyen) gözlerini büsbütün kör ederdik de (akıllarını başlarına alarak) hak yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat o zaman nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Diyanet İşleri (eski) = Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Diyanet Vakfi = Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Edip Yüksel = Dilesek gözlerini büsbütün silerdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler.

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Gültekin Onan = Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Harun Yıldırım = Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer dileseydik onları gözlerinin üzerinden silme kör yapardık da yolda koşuşub (didişib) kalırlardı. Artık nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı; o hâlde nasıl görecekler(di)?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 İbni Kesir = Biz isteseydik; onların gözlerini kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı. Ama nasıl göreceklerdi ki.

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Kadri Çelik = Eğer dilemiş olsaydık onların gözlerini büsbütün kör ederdik de o zaman doğru yolda öne geçmeye çalışırlardı; ama (kör olduklarından) nasıl görebilirlerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Muhammed Esed = Eğer (insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini) dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık da (doğru) yoldan hep şaşarlardı, ama (öyle olsaydı) onlar (doğruyu) nasıl görebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Mustafa İslamoğlu = Eğer (Ademoğlu'nu iradesiz yaratmak) isteseydik, onların görüp kavrama yeteneklerini iyice köreltirdik de (hayvanlar gibi) yoldan (çıkmak için) yarışırlardı. O takdirde (doğruyu) nereden, nasıl görebileceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve eğer dilese idik gözlerini büsbütün mahvederdik de yola koşar dururlardı. Artık nereden görebilecekler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ömer Öngüt = Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yol bulmaya çalışırlardı. Fakat nasıl görebilirlerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Şaban Piriş = Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de yol bulmak için didinirlerdi, oysa nasıl görebilirler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Sadık Türkmen = Dilesek, gözlerini silip kör ederdik de sonra, doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Ama artık nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Seyyid Kutub = Dilersek, gözlerini kör ederdik de, yol bulmaya çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Suat Yıldırım = Eğer dileseydik gözlerini dümdüz, silme kör ederdik, o zaman yola dökülür, hidayete ulaşmak için yarışırlardı. Fakat o takdirde nasıl görebilirlerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Süleyman Ateş = Dilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Tefhim-ul Kuran = Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Ümit Şimşek = Dileseydik, gözlerini tümüyle silip kör ederdik de öylece yollarda koşuşurlardı. O zaman nasıl göreceklerdi?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 İskender Ali Mihr = Ve eğer dileseydik, elbette gözlerini mahvederdik (kör ederdik). O zaman yolda (sağa sola) koşuştururlardı. Bundan sonra nasıl görürler?

es sırâta

  Yâsîn / 66 -

 İlyas Yorulmaz = Biz istesek gözlerinin görmemelerini sağlardık ve sonra onlar doğru yolu bulmak için koşuşturup dururlardı. Ancak onlar (bu halleriyle gerçek doğruları) nasıl görecekler.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Diyanet İşleri = Onları doğru yola ilettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve ikisini de dosdoğru yola sevkettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Abdullah Parlıyan = Ve onları doğru yola ilettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Adem Uğur = Her ikisini de doğru yola ilettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ahmed Hulusi = O ikisini de sırat-ı müstakime yönlendirdik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ahmet Tekin = Her ikisini de doğru, muhkem ve güvenli yolda, İslâmî hayatta başarıya ulaştırdık.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ahmet Varol = Onları dosdoğru yola ilettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ali Bulaç = Onları dosdoğru yola yöneltip ilettik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ali Fikri Yavuz = Kendilerine doğru yolu gösterdik.

es sırâta el mustekîme

  Sâffât / 118 -

 Ali Ünal = Her meselede onların Doğru Yol’da gitmelerini sağladık.