Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Diyanet İşleri = Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Orasının en hafif bir sesini bilmez duymaz onlar ve canlarının dilediği, arzuladığı şeylerin içinde ebedîdir onlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar cehennemin uğultusunu da duymazlar, cennette canlarının arzu ettiği şeyler arasında, temelli yaşayıp gidecekler.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Adem Uğur = Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ahmed Hulusi = Onun (cehennemin) gümbürtüsünü işitmezler. . . Nefslerinin arzu ettiği her şey içinde sonsuza dek yaşarlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ahmet Tekin = Bunlar cehennemin uğultusunu duymazlar. Bunlar, canlarının çektiği, istedikleri nimetler içinde ebedî yaşarlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ahmet Varol = Onun uğultusunu duymazlar ve onlar canlarının çektiği şeyler içinde sonsuzdurlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ali Bulaç = Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ali Fikri Yavuz = Cehennemden uzaklaştırılan o cennetlikler, cehennemin hışıltısını bile duymazlar ve bunlar canlarının istediği şeyler (çeşitli nimetler) içinde ebedi olarak kalıcıdırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ali Ünal = Öyle ki, onun hışırtısını bile duymazlar; (Cennet’te) canlarının çektiği nimetler içinde sonsuzca yaşayıp gideceklerdir onlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar, cehennemin uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde çok uzun süreli kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Bekir Sadak = Cehennemin ugultusunu duymazlar. Canlarinin istedigi seyler icinde temelli kalirlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Celal Yıldırım = Cehennem uğultusunu da duymazlar ve onlar canlarının çektiği nîmetler içinde ebedîdirler.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlar onun (cehennemin) hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde (orada) ebedî olarak kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Diyanet İşleri (eski) = Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Diyanet Vakfi = Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Edip Yüksel = Onun uğultusunu işitmezler. Canlarının istediği şeyler içinde ebedi kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = ve bunlar canlarının istediğinde muhalled kalacaklardır

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onun uğultusunu bile duymazlar. Bunlar canlarının istediği şeyler içinde sonsuza dek kalacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Gültekin Onan = Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Harun Yıldırım = Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Hasan Basri Çantay = Bunlar gönüllerinin dilediği (ni'metler) içinde ebedî (yaşamlarken onun (cehennemin) gizli sesini bile duymazlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Hayrat Neşriyat = (O mü’minler) onun (o Cehennemin çok uzak mesâfelerden bile işitilen)uğultusunu duymazlar. Ve onlar canlarının çektiği şeyler (hesabsız ni'metler) içinde ebedî olarak kalıcıdırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 İbni Kesir = Onun uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Kadri Çelik = Onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcılardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Muhammed Esed = onlar (cehennemin) soluğunu (bile) işitmeyecekler ve canlarının arzu edegeldiği şeyler arasında sonsuza kadar yaşayıp gidecekler.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar oranın uğultusunu bile duymayacaklar. Ve onlar canlarının çektiği şeyler arasında kalıcı bir hayat sürecekler.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onun hışıltısını bile duymazlar ve onlar nefislerinin hoşlandığı şeyler içinde daima kalacak kimselerdir.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ömer Öngüt = Cehennemin uğultusunu bile duymazlar. Canlarının çektiği nimetler içinde ebedî kalacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Şaban Piriş = Onun uğultusunu duymazlar. Canlarının arzu ettiği şeyler içinde ebedi kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Sadık Türkmen = Onun uğultusunu duymazlar, canlarının istediği şey/nimetler içinde sonsuz kalacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Seyyid Kutub = Onlar cehennem ateşinin uğultusunu duymazlar ve ebedi olarak canlarının çektiği nimetler içinde kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Suat Yıldırım = Onlar cehennemin hışırtısını bile işitmeyecek, canlarının çektiği nimetler içinde ebedî kalacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Süleyman Ateş = Onun uğultusunu duymazlar. Ve canlarının çektiği (ni'metler) içinde ebedi kalırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Tefhim-ul Kuran = Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Ümit Şimşek = Onun hışırtısını bile işitmezler. Onlar, canlarının çektiği nimetler içinde ebediyen kalacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onun uğultusunu duymazlar. Onlar, gönüllerinin istediği şeyler içinde sürekli yaşayacaklardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 İskender Ali Mihr = Onun (cehennemin) uğultusunu işitmezler. Ve onlar, istedikleri şeyler içinde ebedî kalacak olanlardır.

enfusu-hum

  Enbiyâ / 102 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar cehennemin fokurtularını işitmezler ve canlarının çektiği, kendileri için hazırlanmış güzellikler içinde devamlı kalıcıdırlar.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki İsrailoğullarından söz almıştık, peygamberler göndermiştik onlara. Fakat hangi peygamber onlara gelip canlarının istemediği bir şey getirdiyse o peygamberlerin bir kısmını yalanlamışlardı, bir kısmını öldürmüşlerdi.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Abdullah Parlıyan = Andolsun ki, biz İsrailoğullarından sağlam bir söz almış ve kendilerine peygamberler göndermiştik. Ama ne zaman bir elçi onlara, hoşlanmadıkları bir şey getirdiyse, isyan edip o elçilerin bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Adem Uğur = Andolsun ki İsrailoğullarının sağlam sözünü aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun biz, İsrailoğullarının sözünü aldık ve onlara Rasûller irsâl ettik! Onlara ne zaman benliklerinin hoşlanmayacağı bir şey ile bir Rasûl gelse, kimini yalanladılar ve kimini de öldürdüler!

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, biz İsrâiloğulları’nın, kesin sözlerini, taahhütlerini almıştık. Onlara özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasuller göndermiştik. Ne zaman bir Rasul onlara, nefislerinin arzu etmediği bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz biz İsrailoğullarından kesin söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Ama her ne zaman bir peygamber onlara hoşlarına gitmeyen bir şey getirdiyse bu peygamberlerin kimilerini öldürdü, kimilerini de yalanladılar.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, biz, Allah’a ve Peygamberine iman hususunda, İsraîl Oğullarından kuvvetli söz almış ve kendilerine Peygamberler göndermiştik. Ne zaman bir peygamber, nefislerinin istemediği bir hükmü kendilerine getirdi ise, o peygamberlerin bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını da öldürüyorlardı.

lâ tehvâ enfusu-hum

  Mâide / 70 -

 Ali Ünal = Andolsun, İsrail Oğulları’ndan (bu iman ve salih amel esası üzere) sağlam söz almış ve kendilerine pek çok rasûller göndermiştik. Ama ne zaman onlara nefislerinin hoşlanmayacağı, heva ve heveslerine hizmet etmeyecek mesaj ve hükümlerle bir rasûl gelmişse, (o rasûllerden) kimisini yalanlıyor, kimisini de öldürüyorlardı.