Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Diyanet İşleri = Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Namaz kılın ve Tanrıdan çekinin dendi ve o, öyle bir Tanrıdır ki varıp toplanacağınız yer, onun tapısıdır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Abdullah Parlıyan = Namazlarımızda dikkatli ve devamlı olmakla, yolumuzu Allah'ın kitabıyla bulmakla emrolunduk. Çünkü hepimiz, sonunda O'nun huzurunda toplanacağız.”

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Adem Uğur = Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah'tır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ahmed Hulusi = Ve "Salâtı ikame edin ve O'nun azabından korunun; O ki (sizi toplayacak), O'na haşrolunursunuz!

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ahmet Tekin = 'Namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan kılın. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun' de. O, toplanıp huzuruna getirilecek, hesap verilecek olan Allah’tır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ahmet Varol = Yine namazı kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının (diye emredildi). Huzuruna toplanacağınız O'dur.'

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ali Bulaç = Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ali Fikri Yavuz = Yine namaza devamla Allah’dan korkun diye emrolunmuşuz. Huzuruna varıp toplanacağınız O’dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ali Ünal = “Bir de şu buyruldu bize: ‘Bütün şartlarına riayet ederek, vaktinde ve aksatmadan namaz kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakınıp takvaya sarılın!’” O Allah ki, (öldükten sonra diriltilip) O’nun huzurunda toplanacaksınız.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Bayraktar Bayraklı = “Namazı kılınız, Allah'a saygı duyunuz” diye de emrolunduk. O, huzuruna varıp toplanacağımız Allah'tır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Bekir Sadak = (71-72) De ki: «Arkadaslari bize gel diye dogru yola cagirirken, seytanlarin yeryuzunde sasirttiklari bir kimse gibi geriye mi donelim. Allah bizi dogru yola eristirdikten sonra, bize faydasi olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan baska seylere mi yalvaralÙm?» De ki, «Doru yol ancak Allah'Ùn yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kÙlÙn, Allah'tan sakÙnÙn diye emrolunduk.» Kendisine toplanacaÙnÙz O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Celal Yıldırım = Ayrıca namazı dosdoğru kılın, Allah'tan korkup kötülüklerden sakının diye emrolunduk. Haşrolunacağımız da ancak O'nadır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Cemal Külünkoğlu = Bir de (emrolundu ki): “Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Huzuruna varıp toplanacağınız ancak O'dur.”

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Diyanet İşleri (eski) = (71-72) De ki: 'Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?' De ki, 'Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk.' Kendisine toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Diyanet Vakfi = «Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun» (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah'tır.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Edip Yüksel = 'Namazı gözetmeli ve O'nu sayıp dinlemelisiniz. Huzurunda toplanacağınız O'dur.'

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem namazı kılın ve ondan korkun, haşrolunub varacağınız o.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de: «Namazı kılın ve O'ndan korkun!» Haşrolunup varacağınız O!

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bize: «Namazı dosdoğru kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının» (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Gültekin Onan = Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur."

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Harun Yıldırım = Ayrıca: “Namazı dosdoğru kılın ve O’ndan sakının!” Yalnız O’nun huzuruna toplanacaksınız.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Hasan Basri Çantay = Bir de «Namaz kılın, Ondan (Allahdan) korkun» (diye emrolunmuşuzdur). Huzuruna varıb toplanacağınız (Zât-i kibriyâ) Odur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Hayrat Neşriyat = Bir de: 'Namazı hakkıyla edâ edin ve O’ndan (Allah’dan) sakının!' diye(emredildi). Zîrâ (kıyâmet günü) huzûruna toplanacağınız ancak O’dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 İbni Kesir = Ve bir de namaz kılın ve O'ndan korkun diye. O'dur kendisine varıp toplanacağınız.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Kadri Çelik = (Aynı şekilde) Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan sakının (diye emrolunduk.) Kendisine doğru toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Muhammed Esed = namazlarımızda dikkatli ve devamlı olmakla ve kendimizi Ona karşı sorumluluk bilinci içinde tutmakla: Çünkü hepimiz sonunda Onun huzurunda toplanacağız".

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Mustafa İslamoğlu = ve namazı hakkını vererek kılmak ve O'na karşı sorumluluk duymakla..." Çünkü sonunda huzurunda toplanacağınız varlık yalnızca O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve namaz kılın, ve O'ndan korkunuz ve O, o (Hâlik-ı Azîm) dir ki, O'na haşrolunacaksınızdır diye de emrolunduk.»

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ömer Öngüt = Ve bir de: “Namaz kılın ve O'ndan korkun!” diye. Huzuruna varıp toplanacağınız yalnız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Şaban Piriş = (71-72). De ki: -Allah, bize hidayet verdikten sonra, şeytanların yeryüzünde ayartıp, şaşkın bir vaziyette bıraktıkları, dostlarının ise “bize gel” diyerek doğru yola davet ettikleri kimse gibi, topuklarımız üzerinde geri dönelim de bize faydası da zararı da dokunmayan Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım? Yine de ki: -Allah’ın hidayeti, işte asıl hidayet odur. Biz, alemlerin Rabbine teslim olmakla, namaz kılmak ve Allah’tan korkmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacağınız O’dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Sadık Türkmen = Ayrıca: “namazı ikame edin ve O’ndan sakının! Huzurunda toplanacağınız O’dur.”

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Seyyid Kutub = Ayrıca bize «namazı kılınız ve Allah'dan korkunuz» diye emredildi. Huzurunda toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Suat Yıldırım = (71-72) De ki: «Arkadaslari bize gel diye dogru yola cagirirken, seytanlarin yeryuzunde sasirttiklari bir kimse gibi geriye mi donelim. Allah bizi dogru yola eristirdikten sonra, bize faydasi olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan baska seylere mi yalvaralÙm?» De ki, «Doru yol ancak Allah'Ùn yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kÙlÙn, Allah'tan sakÙnÙn diye emrolunduk.» Kendisine toplanacaÙnÙz O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Süleyman Ateş = "Namazı kılın ve O'ndan korkun (diye emredilmiştir)!" Varıp huzûruna toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Tefhim-ul Kuran = Bir de: «Namazı kılın ve O'ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.)» Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Ümit Şimşek = Bir de namazı dosdoğru kılmamız, Allah'a karşı gelmekten sakınmamız emredildi. Çünkü sonunda toplanacağımız yer Onun huzurudur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve "Namazı kılın, O'ndan sakının!" diye emrolunduk. Huzurunda haşrolunacağınız O'dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 İskender Ali Mihr = Ve namazı ikame etmek (ile de emrolunduk). Ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve Zat’ına haşrolunacağınız, O’dur.

ve en ekîmû

  En’âm / 72 -

 İlyas Yorulmaz = “Ve aynı zamanda namazı kılmak ve O ndan korunmakla emrolunduk. Kendisinin huzurunda toplanacağımız kimsede O dur. ”

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Diyanet İşleri = “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Dîne âit hükümlerden, Nûh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiklerimizi ve İbrâhîm'e, Mûsâ ve İsâ'ya tavsiye ettiklerimizi, size de gidilecek yol olarak bildirdi, açıkladı; dîne yapışın ve o hususta hiçbir ayrılığa düşmeyin. Onları, inanmaya çağırdığın şey, müşriklere pek büyük, pek ağır gelmede. Allah, dilediğini kendisine seçer ve kim, ona dönerse doğru yolu gösterir ona.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Adem Uğur = Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Ahmed Hulusi = O tek Din'den (muhakkak geçerli Allâh Sistem ve düzeninden) Nuh'a uygulamasını istediğimizi; sana vahyettiğimizi; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da uygulamalarını söylediğimiz gerçeği; "Din'i ikame edip, onda ayrılığa düşmeyesiniz" diye, sizin için de kurallaştırdı! Kendilerini çağırdığın bu şey (lâ ilâhe illAllâh gerçeği; Sistem realitesi), şirk koşanlara büyük geldi! Allâh dilediğini kendine seçer; kendine yönelenleri de hakikate erdirir!"

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Ahmet Tekin = Allah, Nûh’a tekrar tekrar tavsiye ettiği dinî kuralları, sana vahyettiğimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tekrarladığımız tavsiyelerimizi size açıklayarak şeriat haline getirdi.'Bütün peygamberlere tavsiye edilen esasları içeren bu dini, medenî kuralları açıkça ortaya koyup uygulayarak, şeriatı ayakta tutun. İnsanlığın bu tek hak dininden ayrı kalarak, dinde ayrılık yaratmayın, dinî esaslarda ihtilâfa düşmeyin, farklı yollara gitmeyin.' buyurdu. Fakat, senin, kendilerini davet ettiğin dinî esasları, tevhid esaslarını kabul, senin peygamberliğine ve Kur’ân’a iman, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan müşriklere, Allah’a imanın gerektirdiği esasları inkâr edenlere ağır geldi. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri kendisine peygamber seçer. Kendisine yöneleni, yoluna baş koyanı da doğru ve hak yolda başarıya ulaştırır.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Ahmet Varol = O: 'Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye dinden Nuh'a buyurduğunu, sana vahyettiğimizi ve İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya buyurduğumuzu sizin için de bir şeriat kıldı. Müşrikleri kendisine çağırdığın şey onlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve gönülden yöneleni kendine iletir.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Ali Bulaç = O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Ali Fikri Yavuz = “-Dini elbirlik tatbik edin ve ayrılığa düşmeyin.” diye Allah, dinden (tevhid esasından) Nûh’a tavsiye ettiğini ve sana vahy eylediğimizi; bir de İbrahîm’e, Mûsa’ya, İsâ’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için şeriat yaptı. Müşriklere, kendilerini davet ettiğin bu tevhid dini ağır geldi. Allah ona, (bu hak dine) dilediklerini seçecek ve ona dönüb itaat edenleri hidayete erdirecektir.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Bekir Sadak = Allah Nuh'a buyurdugu seyleri size de din olarak buyurmustur. Sana vahyettik; Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya da buyurduk ki: «Dine bagli kalin, onda ayriliga dusmeyin.» Putperestleri cagirdigin sey onlarin gozunde buyumektedir. Allah diledigini kendine secer, kendisine yneleni de dogru yola eristirir.

en ekîmû

  Şûrâ / 13 -

 Celal Yıldırım = O, Nuh'a vasiyyet ettiği şeyleri, sana vahyettiklerimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyyet ettiklerimizi size şeriat yaptı da «dini dosdoğru ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin!» (buyurdu). Allah'a ortak koşanlara, kendilerini davet ettiğin şey çok ağır gelmektedir. Allah dilediğini ona (o çağrıya veya kendine) seçer ve kendine yönelip gönül vereni doğru yola eriştirir.