Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ellâ (en lâ) ta’budû
Diyanet İşleri = (1-2) Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
ellâ (en lâ) ta’budû
Abdulbaki Gölpınarlı = Emreder ki ancak Allah'a kulluk edin; şüphe yok ki ben, onun tarafından sizi korkutmak ve size müjde vermek için gelmişim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Abdullah Parlıyan = Ki Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz. Ey peygamber! De ki: “Bakın ben size O'nun tarafından bir uyarıcı ve müjdeci olarak görevlendirildim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Adem Uğur = (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmed Hulusi = Yalnızca Allâh'a kulluk etmekte olduğunuzun farkındalığına erin, diye (bu BİLGİ inzâl olundu). "Muhakkak ki ben, size 'HÛ'dan bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim. "
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmet Tekin = 'Ancak, Allah’ı ilâh tanımanız, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanmanız, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet etmeniz için indirilmiştir. Ben de size Allah tarafından vazifelendirilmiş sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı ve rahmetini, merhametini, ihsanını, sevgisini açıklayan müjdeleyiciyim.'
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmet Varol = Öyle ki, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Bulaç = Öyle ki, Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben, sizi O'nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim;
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Fikri Yavuz = Öyle ki, Allah’dan başkasına ibadet etmeyin. Ben, size, onun tarafından, cennetle müjdeleyen ve cehennemle korkutan, mürsel bir Peygamberim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Ünal = Ki, Allah’tan başkasına ibadet etmeyesiniz: “–(Ey insanlar,) hiç şüphesiz ben sizin için Allah tarafından gönderilmiş, (her türlü dalâlet yollarına ve bu yolların sonuçlarına karşı) uyarıcı, (iman ve salih amel yolunun neticeleri hususunda ise) bir müjdeleyiciyim.–
ellâ (en lâ) ta’budû
Bayraktar Bayraklı = “Allah'tan başkasına kesinlikle kulluk etmeyiniz. Şüphesiz ben size Allah'tan gelen bir uyarıcıyım; bir müjdeciyim.”
ellâ (en lâ) ta’budû
Bekir Sadak = (1-2) Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafindan, Allah'tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kilinmis, sonra da uzun uzadiya aciklanmis bir Kitap'dir. Ben size, O'nun tarafindan gonderilmis bir uyarici ve mujdeciyim. Rabbinizden magfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir sureye kadar sizi guzelce gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karsÙlÙgÙnÙ versin. Eger yuz cevirirseniz o zaman ben dogrusu hakkÙnÙzda buyuk gunun azabÙndan korkarÙm.
ellâ (en lâ) ta’budû
Celal Yıldırım = Öyle ki, Allah'tan başkasına ibâdet etmiyesiniz. Ben de şüphesiz O'ndan (gönderilen) bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Cemal Külünkoğlu = (1-2) Elif-Lam-Ra. (Bu) öyle bir kitaptır ki, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri hikmet sâhibi, her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından sağlamlaştırılmış, açık ve anlaşılır kılınmıştır. (De ki:) “Şüphesiz ben, O'nun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
ellâ (en lâ) ta’budû
Diyanet İşleri (eski) = (1-3) /--. Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
ellâ (en lâ) ta’budû
Diyanet Vakfi = (De ki: Bu Kitap) «Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Edip Yüksel = Ki ALLAH'tan başkasına tapmayasınız. Kuşkusuz ben, O'ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Elmalılı Hamdi Yazır = Şöyle ki Allahdan başkasına kul olmayın, ben size onun tarafından tebşir ve inzar için gönderilmiş bir Peygamberim
ellâ (en lâ) ta’budû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = şöyle ki, Allah'tan başkasına kul olmayın! Ben size O'nun tarafından müjdelemek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!
ellâ (en lâ) ta’budû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Gültekin Onan = Öyle ki, Tanrı'dan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben, sizi O'nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim;
ellâ (en lâ) ta’budû
Harun Yıldırım = Öyle ki, Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Şüphesiz ben, sizi O’nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Hasan Basri Çantay = Tâki Allahdan başkasına ibâdet etmeyin. Şübhesiz, ben sizi Onun tarafından (eğri yolun akıbetinden) korkutan, (mü'minlere) müjde veren (bir peygamber) im.
ellâ (en lâ) ta’budû
Hayrat Neşriyat = Tâ ki Allah’dan başkasına ibâdet etmeyesiniz! (Ey Resûlüm! De ki:) 'Şübhesiz ki ben, size O’nun tarafından (gönderilmiş) bir korkutucu ve bir müjdeleyiciyim.'
ellâ (en lâ) ta’budû
İbni Kesir = Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye. Muhakkak ki ben, size O'nun katından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Kadri Çelik = (Bu kitap) Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Muhammed Esed = ki, Allahtan başkasına kulluk etmeyesiniz. (Ey Peygamber, de ki:) "Bakın ben size Onun tarafından bir uyarıcı ve müjdeleyici (olarak) görevlendirildim:
ellâ (en lâ) ta’budû
Mustafa İslamoğlu = ki, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz. (Ey Peygamber! De ki): "Hiç şüphesiz ben de O'nun katından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim!
ellâ (en lâ) ta’budû
Ömer Nasuhi Bilmen = Şunun içindir ki, Allah Teâlâ'dan başkasına ubûdiyette bulunmayın. «Şüphe yok ki, ben sizin için O'nun tarafından bir nezîr ve beşîrim.»
ellâ (en lâ) ta’budû
Ömer Öngüt = “Allah'tan başkasına ibadet etmeyesiniz. ” diye. Şüphesiz ki ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Şaban Piriş = (2-3) Ben, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bağışlanma dileyip, kendisine yönelesiniz diye vakti belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir geçimlikle sizi geçindirmesi ve her fazilet sahibine değerini vermesi için O’ndan size bir uyarıcı ve müjdeciyim. Şayet yüz çevirirseniz, başınıza gelecek büyük günün azabından korkarım.
ellâ (en lâ) ta’budû
Sadık Türkmen = Ta ki; Allah’tan başkasına kul olmayasınız! (De ki:) Ben de O’ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim!
ellâ (en lâ) ta’budû
Seyyid Kutub = (İçeriğinin özü şudur): Allah'dan başkasına kulluk sunmayınız. Ben, O'nun size gönderdiği bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Suat Yıldırım = Bundan maksat, Allah’tan başkasına ibadet etmemenizdir. Gerçek şu ki: Ben sizi cennetle müjdelemek ve cehennemle uyarmak için O’nun tarafından gönderilmiş bulunuyorum.
ellâ (en lâ) ta’budû
Süleyman Ateş = Tâ ki Allah'tan başkasına tapmayasınız. Ben de, O'ndan size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Tefhim-ul Kuran = Öyle ki, Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben, sizi onun tarafından uyarıp korkutan ve müjdeleyenim;
ellâ (en lâ) ta’budû
Ümit Şimşek = Tâ ki Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz. Ben de Onun tarafından size bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Yaşar Nuri Öztürk = Ki başkasına değil, yalnız Allah'a ibadet edesiniz! Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
İskender Ali Mihr = (Bu kitap), Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir. Muhakkak ki ben, O’ndan (O’nun tarafından) sizin için bir uyarıcı ve müjdeciyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
İlyas Yorulmaz = Yalnızca Allah’a kulluk edesiniz diye. Ben de sizin için, sadece kitabın içindekilerle uyaran ve müjdeleyen birisiyim.
ellâ (en lâ) ta’budû
Diyanet İşleri = “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
ellâ (en lâ) ta’budû
Abdulbaki Gölpınarlı = Sizin, ondan başka taptığınız şeyler, ancak sizin ve atalarınızın uydurup adlandırdığı şeylerden ibâret, Allah, onların tanrılığına dâir hiçbir delil indirmemiştir; hüküm ancak Allah'ındır. Ancak ona kulluk etmenizi emretmiştir, başkasına değil. İşte dosdoğru din de budur, fakat insanların çoğu bilmez.
ellâ (en lâ) ta’budû
Abdullah Parlıyan = Siz Allah'ı bırakıp, sadece sizin ve atalarınızın taptığı birtakım anlamsız isimlere tapıyorsunuz ki, Allah onların haklılığı hakkında hiçbir belge ve kanıt indirmemiştir. Neyin eğri, neyin doğru olduğu konusunda hüküm, yalnızca Allah'a aittir. O da, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi buyuruyor. İşte dosdoğru olan tek din budur. Ama insanların çoğu bilmezler.
ellâ (en lâ) ta’budû
Adem Uğur = Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmed Hulusi = "Onun dûnunda olan tapındıklarınız, sadece isim olarak var ki (yani o isimlerin müsemması olarak hiçbir varlıkları yoktur), o isimleri de siz ve atalarınız oluşturdunuz; onların varlıkları hakkında Allâh'tan gelmiş bir delil yoktur. Hüküm ancak ve yalnız Allâh'ındır! Hükmetmiştir, sadece kendisine kulluk edilmesini! İşte geçerli Din (anlayışı) budur. . . Fakat insanların çoğu bu gerçeğin farkında değildir!"
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmet Tekin = 'Sizin Allah’ı bırakıp, kulu durumundakilerden taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu hayal mahsûlü isimlerden ibaret. Bu konuda, Allah size bir ferman indirmiş de değildir. Hükümranlık, yargı ve icra kesinlikle Allah’a aittir. O size, kendisinden başkasını ilâh tanımamanızı, candan bağlanarak teslim olmamanızı, başkasına kulluk ve ibadet etmemenizi, yalnızca kendi şeriatına bağlanmanızı, kendisine boyun eğmenizi emretti. İşte doğru ve insanlığı, insanî değerleri ayakta tutan din, medeniyet, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.' dedi.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ahmet Varol = O'nun dışında taptıklarınız Allah'ın haklarında hiç bir hüccet indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka şeyler değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, kendinden başkasına tapmamanızı emretti. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Bulaç = "Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler."
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Fikri Yavuz = Sizin Allah’dan başka taptıklarınız, bir takım isimlerden ibaret putlardır ki, o isimleri siz ve atalarınız uydurmuşsunuzdur. Allah, bunlara (ibadet için) hiç bir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’ındır; ve o, yalanız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. İşte doğru ve gerçek din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
ellâ (en lâ) ta’budû
Ali Ünal = “O’nu bırakıp da kendilerine taptığınız şeyler, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden ibarettir. Allah, onların ilâh ve ma’bud olabileceklerine dair hiç bir delil indirmemiştir. Şurası bir gerçek ki, mutlak manâda hükmetme yetkisi sadece Allah’a aittir. O, Kendisinden başka hiç bir varlığa ibadet etmemenizi emretmiştir. Budur doğru ve her bakımdan sağlam din. Ne var ki, insanların çoğu bilmemekte ve bilgisizce hareket etmektedir.