Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ın halkettiği şeyleri görmezler mi? Hepsinin de gölgesi, sağdan, soldan, alçalarak Allah'a secde etmededir.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Öyleyse gerçekleri örtbas edenler, Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'ın iradesine bütünüyle boyun eğerek, bir sağa, bir sola dönüp Allah için saygı ve ta'zimle nasıl yere kapanmaktadırlar.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Adem Uğur = Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ahmed Hulusi = Allâh'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki, gölgeleri (varlıkları) boyun bükerek, Allâh'a (hakikatleri olan Esmâ'ya) secde eder hâlde, sağdan (hidâyet) ve sollardan (dalâlet) döner durur.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ahmet Tekin = Onlar Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin Allah’a secde halinde, kısmen koyu, çoğunlukla hafif gölgeler şeklinde sürünerek, uzayıp kısalarak yer değiştirdiğini görüp düşünmüyorlar mı?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ahmet Varol = Allah'ın yarattığı bir şeyin gölgelerinin nasıl sağdan ve soldan boyun eğmiş halde, Allah'a secde ederek döndüğünü görmediler mi?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ali Bulaç = Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar, Allah’ın yarattığı (ağaç gibi) herhangi bir şeyi görmediler mi ki, gölgeleri, Allah’ın kudretine boyun eğerek sağ ve sol taraflardan Allah’a secde eder olduğu halde meyledip dönüyor.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ali Ünal = Hiç bakıp görmüyorlar mı ki, Allah’ ın yarattığı her bir şeyin gölgesi, sadece Allah’ın emrine boyun eğerek sağdan ve soldan sürünüp, Allah’a secde halinde dönmektedir?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Bayraktar Bayraklı = Kâfirler Allah'ın yarattığı varlıkları görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'ın iradesine boyun eğip kendi içyapılarında hareket edip dönerek Allah'a saygı ile yere kapanmaktadırlar.[270]

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Bekir Sadak = Allah'in yarattigi seylerin, golgeleri saga sola vurarak, Allah'a boyun egerek secde etmekte olduklarini gormuyorlar mi?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Celal Yıldırım = Allah'ın yarattığı herhangi, bir şeye bakmıyorlar mı ki gölgesi boyun eğip (bağlı bulunduğu kanuna teslimiyet içinde) Allah'a secde ederek sağa sola dönüp dururlar.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Cemal Külünkoğlu = (İnkârcılar) Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri (bile Allah'ın kudretine) bütünüyle boyun eğerek Allah'a secde eder olduğu halde sağda ve solda yer değiştirir(ler).

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah'ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Diyanet Vakfi = Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Edip Yüksel = ALLAH'ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı ki, gölgeleri ALLAH'a secde ederek sağdan ve soldan sürünerek gidip gelir

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ya görmedilerde mi? Her hangi bir şeyden Allahın yarattığına bir baksalar a: gölgeleri sağ ve sollarında sürünerek Allaha secdeler ederek döner dolaşır

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar, Allah'ın yarattığı herhangi birşeyi görmüyorlar mı? Bir baksalar ya, gölgeleri sağlarından, sollarından sürüklenerek, Allah'a secdeler ederek dönüp dolaşır.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Gültekin Onan = Tanrı'nın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Tanrı'ya secde eder vaziyette döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Harun Yıldırım = Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar Allahın yaratdığı her hangi bir şey'e (dikkatle) bakmadılar mı ki onların gölgeleri bile zelîl zelîl Allaha secdekâr olarak durmadan sağa sola dönüyor.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar) Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi ki, onun gölgeleri (dahi)Allah’a secde ediciler ve zilletle boyun eğenler oldukları hâlde sağ ve sol (taraflar)a dönerler!

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 İbni Kesir = Allah'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin sağa sola vurarak boyun eğip Allah'a secde ettiklerini görmüyorlar mı?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Kadri Çelik = Allah'ın yarattığı herhangi bir şeye bakmıyorlar mı (ki nasıl da) sağdan ve soldan gölgeleri kısalarak ve Allah'a secde eder vaziyette (gerisin geri) dönmektedir?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Muhammed Esed = Öyleyse, (hakkı inkar edenler) Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, (Allah'ın iradesine) bütünüyle boyun eğerek bir sağa bir sola dönüp Allah için saygı ve tazimle (nasıl) yere kapanmaktadırlar.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Mustafa İslamoğlu = İmdi onlar, Allah'ın yarattığı çevrelerindeki şeylere hiç mi bakmıyorlar? Onların gölgeleri sağ ve sollarından süzülüp dönerken, Allah'a teslim olup (koyduğu yasaya) derin bir tevazu ile boyun eğmekteler.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi ki, onun gölgesi Allah için mütevaziyane bir halde secde ederek sağa ve sol taraflara eğiliverir.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ömer Öngüt = Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Şaban Piriş = Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Boyun eğip, Allah’a secde ederek gölgeleri sağa sola eğilir.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Sadık Türkmen = Öyleyse onlar, Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri sağdan ve soldan sürünerek Allah’a secde halinde dönüp dolaşır.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Seyyid Kutub = Kâfirler, Allah'ın yarattığı her şeyin gölgesinin uzayıp kısalarak sağdan sola döndüğünü ve böylece O'na boyun eğerek secde ettiğini görmüyorlar mı?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Suat Yıldırım = Görmüyorlar mı ki Allah’ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile nasıl sağdan soldan sürünüp Allah’a secde ederek dönmektedir?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Süleyman Ateş = Allâh'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin dahi nasıl sağdan, soldan sürünüp Allah'a secde ederek döndüğünü görmediler mi? (Her şeyin gölgesi yerde uzanıp kısalarak hep Allah'a secde etmektedir).

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Ümit Şimşek = Onlar Allah'ın yarattığı herhangi birşeyi görmezler mi ki, gölgeleri sağa sola sürünerek Allah'a secde etmektedir?

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bakıp görmediler mi, Allah'ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 İskender Ali Mihr = Onlar, Allah’ın yarattığı herşeyi (elektronları) görmediler mi? Onun gölgeleri (karşıt elektronları), tâbî olarak (elektronlara), sağdan (sağ spinli) ve soldan (sol spinli), Allah’a secde ederek dönerler.

an el yemîni

  Nahl / 48 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar Allah’ın yarattığı herhangi bir şeye bakmıyorlar mı? Rablerinin yanında kendi acizliklerini bilerek, gölgelerinin sağdan ve soldan saygı ile secde ederek eğildiğini görürler.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Diyanet İşleri = (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir görseydin, güneş doğunca ışığı, mağaralarının içine değil de sağ tarafına vurmadaydı, batarken de sol tarafına ve onlar, mağaranın geniş bir yerindeydiler ve bu, Allah'ın delillerindendir. Allah, kimi doğru yola sevk ederse odur doğru yolu bulan ve kimi saptırırsa artık ona, kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yıllarca güneşin doğarken, onların mağarasını sağ taraftan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların mağaranın genişce bir bölümünde bulunduğunu görürdün, Allah'ın ayetlerinden biriydi bu. Allah kime yol gösterirse, doğru yolu bulan odur, kimi de saptırırsa, artık ona kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Adem Uğur = (Resûlüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ahmed Hulusi = Güneş doğduğunda, mağaralarınının sağından döner. . . Gurubunda da sol taraflarından geçer. . . Onlar mağaranın geniş avlusu içindedirler. . . İşte bu, Allâh'ın işaretlerindendir. . . Allâh kime hidâyet ederse, işte o hakikate erdirilmiştir. . . Kimi de saptırmışsa artık onu aydınlatacak bir velî bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ahmet Tekin = Rasûlüm, orada bulunsaydın, güneşle mağara arasındaki ilişkiyi görürdün. Güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneliyor, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçiyordu. Böylece onlar güneş ışığından rahatsız olmaksızın, mağaranın geniş bir yerinde uyuyorlardı. İşte bu Allah’ın kudretini gösteren delillerdendir. Allah, kimlere hak yolu aydınlatıcı bilgiler lütfederse, onlar doğru yolu bulup tercih eder. Kimlerin de hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine özgürlük tanırsa, artık onu doğru yola sevkedecek bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ahmet Varol = Güneşin, doğduğunda onların mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini battığında da onların sol yanlarını kesip geçtiğini görürsün. Kendileri ise oranın geniş bir yerindedirler. Bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa onun için doğru yola iletici bir dost bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ali Bulaç = (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, bir baksaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yönelir (ışınları onlara zarar vermez); battığı zaman da, onları sol taraftan terkederdi, Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, Allah’ın mûcizelerindendir. Allah’ın hidayet ettiği kimse, o, doğru yol üzeredir. Şaşırttığı kimse için de, asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın.

zâte el yemîni

  Kehf / 17 -

 Ali Ünal = (Mağaraya girdiler ve derin bir uykuya daldılar). Onlara baksaydın görürdün ki, güneş doğduğu zaman içinde bulundukları mağaranın sağından dolaşıyor, batarken sol taraftan onları makaslıyordu; onlar ise, mağaranın tam içinde geniş bir alanda idiler. Onların bu durumu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse doğru yolda olan sadece odur. Kimi de saptırırsa, artık onun için doğruyu gösterecek bir dost, bir sahip bulamazsın.