Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el kavmi ez zâlimîne
Diyanet İşleri = Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.
el kavmi ez zâlimîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Sen ve seninle berâber bulunanlar, gemiye oturunca da hamdolsun Allah'a ki de, bizi zâlim topluluktan kurtardı.
el kavmi ez zâlimîne
Abdullah Parlıyan = Sen ve seninle beraber olanlar, gemiye yerleşince de ki: “Bütün eksiksiz övgüler, bizi bu varoluş gayesi dışında yaşayan topluluktan kurtaran Allah'a aittir.”
el kavmi ez zâlimîne
Adem Uğur = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
el kavmi ez zâlimîne
Ahmed Hulusi = "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde, de ki: 'Hamd, bizi zâlimler topluluğundan kurtaran Allâh'a aittir. '"
el kavmi ez zâlimîne
Ahmet Tekin = Sen, beraberindekilerle birlikte gemilere yerleştiğinde:'Bizi inkâr ile, isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun.' de.
el kavmi ez zâlimîne
Ahmet Varol = Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: 'Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Alah'a hamdolsun' de.
el kavmi ez zâlimîne
Ali Bulaç = "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun."
el kavmi ez zâlimîne
Ali Fikri Yavuz = (Ey Nûh), sen beraberindekilerle geminin üzerine çıktığın zaman de ki: “- Hamd, O Allah’a olsun ki, bizi zalim bir kavimden kurtarmıştır.”
el kavmi ez zâlimîne
Ali Ünal = Nihayet yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde şöyle de: “Bizi o zalim topluluktan kurtaran Allah’a hamdolsun.”
el kavmi ez zâlimîne
Bayraktar Bayraklı = “Sen ve beraberindekiler gemiye binip yerleşince, ‘Bizi bu zâlim toplumdan kurtaran Allah'a hamdolsun' de!”
el kavmi ez zâlimîne
Bekir Sadak = Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerlesince: «Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun» de.
el kavmi ez zâlimîne
Celal Yıldırım = Artık sen ve beraberindekiler gemiye yerleşip yerinizi alınca, de ki: «Bizi zâlim bir kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun.»
el kavmi ez zâlimîne
Cemal Külünkoğlu = Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun” de.
el kavmi ez zâlimîne
Diyanet İşleri (eski) = Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: 'Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun' de.
el kavmi ez zâlimîne
Diyanet Vakfi = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.
el kavmi ez zâlimîne
Edip Yüksel = 'Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde, 'Bizi o zalim halktan kurtaran ALLAH'a övgüler olsun,' de.'
el kavmi ez zâlimîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Binaenaleyh sen maıyyetindekilerle geminin üzerine çıktığında da de ki: hamd o Allaha ki bizi o zalim kavminden kurtardı
el kavmi ez zâlimîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: «Hamd o Allah'a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı» de.
el kavmi ez zâlimîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.
el kavmi ez zâlimîne
Gültekin Onan = "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Tanrı'ya hamdolsun."
el kavmi ez zâlimîne
Harun Yıldırım = Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
el kavmi ez zâlimîne
Hasan Basri Çantay = Artık sen, maiyyetinde bulunanlarla beraber, geminin üstüne doğrulunca (şöyle) de: «Bizi o zaalimler güruhundan selâmete erdiren Allaha hamd olsun».
el kavmi ez zâlimîne
Hayrat Neşriyat = O hâlde sen, yanında bulunanlarla berâber gemiye yerleştiğin zaman artık de ki: 'Bizi o zâlimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamd olsun!'
el kavmi ez zâlimîne
İbni Kesir = Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun, de.
el kavmi ez zâlimîne
Kadri Çelik = “Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğin zaman de ki: “Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun.”
el kavmi ez zâlimîne
Muhammed Esed = "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleşir yerleşmez de ki: 'Bütün övgüler, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a aittir!"
el kavmi ez zâlimîne
Mustafa İslamoğlu = Ardından sen ve beraberinde bulunanlar gemiye yerleşir yerleşmez deyin ki: "Zalim kavimden bizi kurtaran Allah'a sonsuz hamdü senalar olsun!"
el kavmi ez zâlimîne
Ömer Nasuhi Bilmen = İmdi sen ve seninle beraber olanlar geminin üzerine çıktığınızda de ki: «Hamd o Allah'a olsun ki, bizi o zalimler olan kavimden kurtardı.»
el kavmi ez zâlimîne
Ömer Öngüt = “Sen ve beraberindekiler, birlikte gemiye yerleştiğiniz zaman de ki: 'Bizi o zâlim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun. ”
el kavmi ez zâlimîne
Şaban Piriş = Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: -Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de!
el kavmi ez zâlimîne
Sadık Türkmen = Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: “Bizi, zalim kavimden kurtaran Allah’a övgüler olsun!” de.
el kavmi ez zâlimîne
Seyyid Kutub = Ey Nuh, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde «Bizi zalim soydaşlarımızdan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.
el kavmi ez zâlimîne
Suat Yıldırım = "Sen ve beraberinde olanlar gemiye yerleşince de ki: "Bizi o zalim toplumun elinden kurtaran Allah’a hamd-u senalar olsun!"
el kavmi ez zâlimîne
Süleyman Ateş = Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: "Bizi o zâlim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de.
el kavmi ez zâlimîne
Tefhim-ul Kuran = «Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: «Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun.»
el kavmi ez zâlimîne
Ümit Şimşek = 'Sen ve beraberindekiler gemiye bindiğiniz zaman, 'Hamd olsun bizi o zalimler güruhundan kurtaran Allah'a' de.
el kavmi ez zâlimîne
Yaşar Nuri Öztürk = Sen, yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında şöyle de: "Zalimler topluluğundan bizi kurtaran Allah'a hamt olsun!"
el kavmi ez zâlimîne
İskender Ali Mihr = Böylece sen ve seninle beraber olan kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Zalim kavimden bizi kurtaran Allah’a hamdolsun.” de.
el kavmi ez zâlimîne
İlyas Yorulmaz = Sen ve senin yanında olanlar, gemiyi doldurduğunuzda “Yalnızca övülmesi gereken, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah dır. ”
li el kavmi ez zâlimîne
Diyanet İşleri = Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
li el kavmi ez zâlimîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
li el kavmi ez zâlimîne
Abdullah Parlıyan = Derken o korkunç ses onları gerçek bir şekilde yakaladı da, bu yüzden onları sel önündeki kıyılara atılıp itilmiş, çerçöp haline getirdik. Yaratılış gayesi dışına çıkanlar, her türlü rahmet ve yardımdan uzak olsunlar.
li el kavmi ez zâlimîne
Adem Uğur = Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
li el kavmi ez zâlimîne
Ahmed Hulusi = Korkunç ses dalgası onları Hak olarak yakaladı da, onları süprüntüye çevirdik! Zulmedenler kalabalığına, uzaklığın sonuçları yaşatılır!
li el kavmi ez zâlimîne
Ahmet Tekin = Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
li el kavmi ez zâlimîne
Ahmet Varol = Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!
li el kavmi ez zâlimîne
Ali Bulaç = Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
li el kavmi ez zâlimîne
Ali Fikri Yavuz = Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah’dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...
li el kavmi ez zâlimîne
Ali Ünal = Derken, hak ettikleri o korkunç çığlık Allah’ın adilane hükmü olarak onları yakalayıverdi de, hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Ah, hep uzak olası o zalim topluluk!