Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Diyanet İşleri = Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bu da, dünyâ yaşayışını sevip âhiretten üstün tutmalarındandır ve şüphe yok ki Allah, kâfir olan topluluğu doğru yola sevketmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun da sebebi, dünya hayatının sevilip, ahiretten üstün tutulmasındandır. Şüphe yok ki, Allah kendisinden gelen gerçekleri örtbas eden kimseleri doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Adem Uğur = Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ahmed Hulusi = Bunun sebebi, onların (sınırlı - sefil) dünya hayatını sonsuz geleceğe tercih etmeleri; Allâh'ın hakikat bilgisini inkâr edenler topluluğunu hakikate erdirmemesidir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ahmet Tekin = Bu azap, onların dünya hayatını severek, âhirete ebedî yurda tercih etmelerinden dolayıdır. Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir bir toplumu, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ahmet Varol = Bu, onların dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmemesinden dolayıdır.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ali Bulaç = Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ali Fikri Yavuz = Şundan dolayı ki, onlar, dünya hayatını ahiret üzerine tercih edip sevmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ali Ünal = Onları böyle bir yola iten, ancak dünya hayatına gönül verip onu Âhiret’e tercih etmeleridir; Allah da, artık küfürde kökleşmiş inkârcılar güruhunu hidayete erdirmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Bayraktar Bayraklı = Bu, onların âhirete karşı dünya hayatını tercih etmelerinden ve Allah'ın da inkâr eden toplumu doğru yola getirmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Bekir Sadak = Bu, dunya hayatini ahirete tercih etmelerinden ve Allah'in da, inkarci milleti dogru yola eristirmemesinden oturu boyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Celal Yıldırım = Bu böyledir. Çünkü onlar Dünya hayatını sevip Âhirete tercih etmişlerdir ve Allah da kâfirler topluluğunu doğru yola eriştirmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Cemal Külünkoğlu = Çünkü onlar dünya hayatını ahirete tercih etmişlerdir ve Allah, inkârcıları (inatları yüzünden) doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Diyanet Vakfi = Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Edip Yüksel = Çünkü onlar dünya hayatını ahirete tercih ettiler. İnkarcı topluluğu ALLAH doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bunun sebebi: çünkü onlar Dünya hayatı sevmiş âhırete tercih etmişlerdir, Allah da kâfirler güruhunu doğru yola çıkarmaz

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bunun sebebi, onların dünya hayatını sevip onu ahirete tercih etmiş olmalarıdır; Allah da kafirler güruhunu doğru yola çıkarmaz.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Gültekin Onan = Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Tanrı'nın da kafir bir kavmi hidayete erdirmemesi nedeniyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Harun Yıldırım = Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Hasan Basri Çantay = Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar dünyâ hayâtını âhiretden daha üstün sevmişlerdir ve çünkü Allah kâfirler güruhuna hidâyet etmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Hayrat Neşriyat = Bu, doğrusu onların âhirete mukabil dünya hayâtını (tercîh ederek)sevmelerinden ve şübhesiz ki Allah’ın kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmeyeceğindendir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 İbni Kesir = Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın da kafirler topluluğunu hidayete eriştirmemesinden ötürü, böyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Kadri Çelik = Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da küfre sapan bir topluluğu hidayete ulaştırmaması nedeniyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Muhammed Esed = bütün bunlar, onların dünya hayatını ahirete yeğlemelerinden ve Allah'ın da hakkı inkar eden kimseleri doğru yola yöneltmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte bu, hem onların dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmelerinin, hem de Allah'ın inkarcı kimseleri doğru yola yöneltmemesinin neticesidir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bu da, (bu korkunç ceza da) onların dünya hayatı üzerine (tercihen) daha ziyâde sevmiş olmalarındandır ve şüphe yok ki Allah Teâlâ kâfirler olan bir kavme hidâyet etmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ömer Öngüt = Bu da onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da inkâr eden topluluğu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Şaban Piriş = Bu, dünya hayatını ahirete üstün tutmaları ve Allah’ın kafir toplumu doğru yola iletmemesinden dolayıdır.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Sadık Türkmen = Bu, onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerindendir. Ve şüphesiz Allah da, inkârcılar topluluğunu doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Seyyid Kutub = Çünkü onlar dünya hayatını ahirete tercih etmişlerdir ve çünkü Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Suat Yıldırım = Çünkü onlar dünya hayatını âhirete üstün tutmuşlar, âhiretlerini dünyalarına feda etmişlerdir ve çünkü onlar inkârı tercih ettikleri müddetçe Allah kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Süleyman Ateş = Bu, onların dünyâ hayâtını âhirete tercih etmelerinden ve Allâh'ın, inkâr eden kavmi doğru yola iletmeyeceğinden ötürü böyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Tefhim-ul Kuran = Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da küfre sapan bir topluluğu hidayete ulaştırmaması nedeniyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Ümit Şimşek = Buna sebep, onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir. Çünkü Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bu böyledir, çünkü, onlar şu iğreti hayatı âhirete tercih etmişlerdir. Ve Allah, küfre sapanlar topluluğunu doğruya kılavuzlamaz.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 İskender Ali Mihr = İşte bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir.

el hayâte ed dunyâ

  Nahl / 107 -

 İlyas Yorulmaz = İşte bu (duruma düşmelerinin sebebi), ahiret hayatına karşılık, dünya hayatını daha çok sevmelerindendir. Şüphesiz ki Allah hakkı inkâr edenler topluluğunu doğru yola iletmez.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Diyanet İşleri = Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kim dünya yaşayışını ve ziynetini dilerse bu çeşit kişilerin yaptıklarının karşılığını tam olarak öderiz ve onlar, bu hususta hiçbir zarara uğramazlar.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Dünya hayatını, onun şaşırtıcı saptırıcı süs ve nimetlerini isteyenlere gelince, onlara bu dünyada yapıp ettiklerinin karşılığını tam olarak ödeyeceğiz ve onlar orada hak ettiklerinden asla yoksun bırakılmayacaklardır.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Adem Uğur = Kim, (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ahmed Hulusi = Kim dünya hayatını ve onun süslü değerlerini irade ederse, yaptıklarının karşılığını tümüyle orada veririz. . . Onların dünyadaki karşılığı hiç eksiltilmez (dünya için yaşayan karşılığını dünyada alır ve biter).

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ahmet Tekin = Kimler dünya hayatını ve dünyadaki güzellikleri istemekte ısrar ederlerse, dünyadaki amellerinin karşılıklarını onlara tam olarak öderiz. Orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar, amellerinin değeri düşürülmez, mükâfatları eksik ödenmez.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ahmet Varol = Kimler dünya hayatını ve süsünü isterse onlara orada yaptıklarının karşılıklarını tam veririz. Orada onlara bir noksanlık yapılmaz.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ali Bulaç = Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir eksikliğe uğratılmazlar.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim dünya hayatını ve onun gösterişli zevklerini isterse, biz onlara, amellerinin karşlığını tamamen öderiz (sıhhat, zenginlik ve zevkle yaşarlar). Bu hususta, onlara noksanlık yapılmaz.

el hayâte ed dunyâ

  Hûd / 15 -

 Ali Ünal = Kim iradesini dünya hayatını tercihte kullanır ve onun süsünü, şatafatını arzularsa, (hikmet ve sebepler dairesinde dilediğimize dilediğimiz ölçüde takdir buyurup vermekle birlikte,) onların bu gayeye yönelik olarak yaptıkları gerekli çalışmaları dünyada karşılıksız bırakmayız; bu hususta kendilerine haksızlık yapılmaz, mağdur da edilmezler.