Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Diyanet İşleri = Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki ben de sabrettiklerine karşılık bugün onları mükâfatlandıracağım; şüphe yok ki onlardır muratlarına erenlerin ta kendileri.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Abdullah Parlıyan = Ama her türlü güçlüklere göğüs germelerinden dolayı, bugün onları mükafatlandırdım. İşte ateşten kurtulup muradına erenler onlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Adem Uğur = Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ahmed Hulusi = "Muhakkak ki sabretmelerinin karşılığını onlara bugün Ben verdim. . . Ki onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. "

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ahmet Tekin = Sabrederek mücadeleye devam etmeleri sebebiyle, bugün onları mükâfatlandıracağım. Onlar gerçekten mutlu olanlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ahmet Varol = Bugün sabretmelerine karşılık onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir.'

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ali Bulaç = "Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte ben, o müminlere, sabretmelerine karşılık, bugün bu mükâfatı (cenneti ) verdim. Muhakkak onlardır zafere erenler...”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ali Ünal = “Ben de, sabretmelerine karşılık onları bugün mükâfatlandırdım; onlardır umduklarına kavuşanlar ve gerçek başarı, gerçek kazanç içinde olanlar.”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Bayraktar Bayraklı = “Bugün ben onları, sizin zulümlerinize sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim.”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Bekir Sadak = (108-11) 1 Allah: «inin oradan! Benimle konusmayin. Kullarimdan bir topluluk: «Rabbimiz! inandik, artik bizi bagisla, bize aci. Sen aciyanlarin en iyisisin» diyordu. Siz ise, onlari alaya aliyordunuz. Bu yaptiklariniz size Beni anmayi unutturuyordu. Onlara hep guluyordunuz. Sabretmelerine karsilik bugun onlari mukafatlandirdim. Dogrusu onlar kurtulanlardir» der.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Celal Yıldırım = Doğrusu ben onları, sabrettiklerine karşılık bugün mükâfatlandırdım. Şüphesiz ki onlar, kurtuluşa erenlerin kendileridir..

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Cemal Külünkoğlu = (109-111) “Hani vaktiyle kullarımın bir bölümü: ‘Ey Rabbimiz! Biz sana inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!' diye dua ediyordu. Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Bu yaptıklarınız size beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmeleri sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Diyanet İşleri (eski) = (108-111) Allah: 'Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: 'Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin' diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır' der.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Diyanet Vakfi = Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Edip Yüksel = 'Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Kazananlar işte bunlardır.'

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İşte onlara ben sabretmelerine mukabil bu gün bu mükâfatı verdim, onlardır onlar, murada erenler

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte Ben onlara sabretmelerine karşılık bugün bu mükafatı verdim. Murada erenler onlardır, onlar!

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Gültekin Onan = "Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Harun Yıldırım = Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Hasan Basri Çantay = Ben (sizin o istihza ve ezalarınıza) sabr (ve tehammül) etdiklerine mukaabil bugün onları (mü'minleri) mükâfatlandırdım. Şübhesiz ki onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Hayrat Neşriyat = 'Şübhesiz ki ben, sabretmelerine karşılık bugün onları mükâfâtlandırdım; gerçekten kurtuluşa erenler, ancak onlardır!'

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 İbni Kesir = Sabrettiklerinden dolayı bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar, kurtuluşa erenlerin kendileridir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Kadri Çelik = “Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir.”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Muhammed Esed = (Ama,) bakın, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü bugün onları mükafatlandırdım: işte, bahtiyar olacak olanlar böyleleridir!"

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Mustafa İslamoğlu = Bakın işte, sabırlarından dolayı onları bugün ödüllendirdim: şüphesiz ki gerçek başarıya erenler işte onlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Şüphe yok ki, bugün Ben onları sabrettikleri sebebiyle mükâfaata nâil ettim, muhakkak ki necâta ermiş olanlar da onlardır, onlar.»

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ömer Öngüt = “Sabretmelerine karşılık bugün ben onları mükâfatlandırdım. İşte kurtulup murada erenler onlardır. ”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Şaban Piriş = Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. Kurtuluşa ermiş olanlar, işte onlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Sadık Türkmen = Işte ben, elbette bugün, onları, sabretmelerine karşılık mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar, muratlarına erenlerdir/kazananlardır!”

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Seyyid Kutub = Bugün ben onlara sabretmelerinin karşılığını verdim, şimdi onlar kurtuluşa, mutluluğa ermişlerdir.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Suat Yıldırım = İşte Ben de sabretmelerine karşılık bugün onları ödüllendirdim. İşte umduklarına kavuşanlar onlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Süleyman Ateş = "Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar (evet) işte kurtulup murâda erenler onlardır."

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Tefhim-ul Kuran = «Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir.»

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Ümit Şimşek = 'Ben ise, sabretmelerinden dolayı bugün onları ödüllendirdim; artık onlar muratlarına ermiş bulunuyorlar.'

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bugün onlara ben, sabretmiş olmalarının karşılığını verdim. Başarıya erip kurtulanlar, onlardır.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 İskender Ali Mihr = Muhakkak ki Ben, onlar sabırlarından dolayı kurtuluşa erenler olduğundan, bugün onlara mükâfatlarını verdim.

el fâizûne

  Mü’minûn / 111 -

 İlyas Yorulmaz = “Elbet bende onların sizlere (alay etmenize) karşı sabredip dayanmalarının karşılığını bugün verdim. Şüphesiz ki onlar kurtulmuş olanlardır” dedi.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Diyanet İşleri = İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İnananların, yurtlarından göçenlerin ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanların Allah katında dereceleri pek büyüktür ve onlardır muratlarına erenlerin, kurtulup nusrat bulanların ta kendileri.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Abdullah Parlıyan = Ama inanan, zulüm ve kötülük diyarını terkeden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla her türlü çabayı gösteren kimselere gelince, Allah katında en yüksek dereceler onlarındır ve sonunda kazanacak olanlar da onlardır.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Adem Uğur = İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ahmed Hulusi = İman eden, hicret eden ve Allâh yolunda mallarıyla canlarıyla mücahede edenler, derece itibarıyla Allâh indînde daha azîmdir. . . İşte bunlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ahmet Tekin = İman edip, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edenler, Allah yolunda, İslâm uğrunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler, Allah katında en büyük rütbeye, makama sahip olacaklar. İşte bunlar mutluluğa eren, kazançlı kimselerdir.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ahmet Varol = İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda canlarıyla, mallarıyla cihad edenler Allah katında daha büyük dereceye sahiptirler. Kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ali Bulaç = İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = İman edenler, hicret yapanlar, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar, Allah katında daha büyük dereceye sahibdirler. İşte bunlar, dünya ve ahîret saadetine kavuşanlardır.

hum el fâizûne

  Tevbe / 20 -

 Ali Ünal = İmanda kökleşmiş olanlar, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, Allah katında çok daha yüksek mertebelere sahiptirler. Onlardır gerçekten kazananlar.