Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Diyanet İşleri = Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve rahmânın kulları, öylesine kullardır ki yeryüzünde gönül alçaklığıyla yürürler ve bilgisizler, onlara söz söyleyince sağlık, esenlik size diye cevap verirler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Abdullah Parlıyan = Rahmanın has kulları, onlar yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve ne zaman kötü niyetli dar kafalı kimseler, kendilerine laf atacak olsa, sadece “Selam!” derler geçerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Adem Uğur = Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ahmed Hulusi = Rahman'ın kulları (Esmâ hakikatlerinin şuurunda olanlar) arzda (beden yaşamında) benliksiz ve şuurlu yaşarlar. . . Cahiller (hakikatten perdeliler) onlara sataştıklarında: "Selâm!" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ahmet Tekin = Rahman olan Allah’ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah’a bağlanan has kulları, yeryüzünde tevazu ile yürüyenlerdir. Bilgiden, muhakemeden yoksun, ihtiraslı, tutarsız davranan kendini bilmez kimseler onlara laf attığında:'Bizden uzak durun' derler, geçerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ahmet Varol = Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler ve bilgisizler kendilerine laf attıklarında 'selam' derler. [8]

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ali Bulaç = O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ali Fikri Yavuz = Rahmân’ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) lâf attıkları zaman, “Selâm” derler (sözün doğrusunu söylerler ve onlarla çatışmazlar);

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ali Ünal = Rahmân’ın kulları o kimselerdir ki, yerde mütevazı ve nazik hareket eder, yol bilmez cahiller (cehalet ve karakterlerinden kaynaklanan bir tarzda) onlara muhatap olduğunda, onlara sağlık ve selâmet dileyerek geçip giderler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Bayraktar Bayraklı = Rahmân'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, “Selâm” derler.[374]

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Bekir Sadak = Rahman kullari yeryuzunde mutevazi yururler. Bilgisizler kendilerine takildiklari zaman onlara guzel ve yumusak soz soylerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Celal Yıldırım = O Rahmân'ın kulları (o kimseler)dir ki, yeryüzünde alçak gönüllü yürürler; câhiller onlara söz attığı vakit, «selâmetle» derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Cemal Külünkoğlu = Rahman'ın has kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman (tartışmadan), “selâm!” der geçerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Diyanet İşleri (eski) = Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Diyanet Vakfi = Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Edip Yüksel = Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve o Rahmânın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine lâf attığı vakıt selâmetle... derler

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve Rahman'ın kulları; O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman «Selametle!» derler;

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) «selam» derler (geçerler).

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Gültekin Onan = O Rahmanın kulları, yeıyüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Harun Yıldırım = Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Hasan Basri Çantay = O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) lâflar atdığı zaman «Selâm (etle» de (yib geçe) rler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Hayrat Neşriyat = Rahmân’ın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevâzû' (ve vakar) içinde yürürler; câhiller onlara bir lâf attıkları zaman, 'Selâm (Allah selâmet versin)!' derler(geçerler).

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 İbni Kesir = Rahman'ın kulları, onlardır ki; yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Kadri Çelik = Rahman'ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürüyenler ve cahiller kendilerine hitap ettikleri zaman da onlara esenlik içinde (yumuşak bir şekilde) cevap verenlerdir.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Muhammed Esed = Rahman'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Mustafa İslamoğlu = Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Rahmân'ın (halis) kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevaziyâne bir halde yürürler ve cahiller onlara hitab ettikleri vakit, «Selâmetle,» derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ömer Öngüt = Rahman'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ve vakar ile yürürler. Câhiller kendilerine lâf attıklarında: “Selâm!” derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Şaban Piriş = Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip geçerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Sadık Türkmen = Orahmân’ın kulları yeryüzünde mütevazı olarak yürürler. Cahiller kendilerine lâf attıkları zaman; “Selâm size!” derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Seyyid Kutub = Rahman'ın hâs kulları o kimselerdir ki, onlar yeryüzünde yumuşak adımlar atarak yürürler. Kendini bilmezler onlara sataştıklarında yumuşak sözlerle karşılık verirler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Suat Yıldırım = Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa "Selâmetle!" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Süleyman Ateş = Rahmân'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler, câhiller kendilerine laf atarsa "Selâm" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Tefhim-ul Kuran = O Rahman (olan Allah)'ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendilerine muhatap oldukları zaman da «Selam» derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Ümit Şimşek = Rahmân'ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da 'Selâmetle' der, geçerler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 İskender Ali Mihr = Ve Rahmân’ın kulları yeryüzünde tevazuyla yürür. Ve onlara cahiller hitap ettiği (lâf attığı) zaman “selâm” derler.

el câhilûne

  Furkân / 63 -

 İlyas Yorulmaz = Rahmanın kulları yeryüzünde mütevazi bir şekilde yürürler. Gerçek doğrulardan uzak kalmış kendini bilmezler (cahiller) onlara laf attıklarında “Selam” deyip geçerler.

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?”

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz bana a bilgisizler.

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: “Siz ey doğru ile eğriden habersiz olan bilgisizler! Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?”

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Adem Uğur = De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Bana Allâh'ın gayrına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz, ey cahiller!"

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ahmet Tekin = 'Bana Allah’tan başkasına kulluk ve ibadet etmemi mi emrediyorsunuz, ey bilgiden, muhakemeden yoksun, ihtiraslı ve tutarsız davranan cahiller!' de.

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Bana Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz, ey bilgisizler?'

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ali Bulaç = De ki: "Ey cahiller, bana Allah'ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?"

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, sana ecdadının dinine dön, diyen kâfirlere) de ki: “- Bunca delillerden sonra, Allah’dan başkasına mı ibadet etmemi, bana emrediyorsunuz? Ey cahiller!...”

el câhilûne

  Zümer / 64 -

 Ali Ünal = De ki: “Ey cahiller! Gerçek bu iken, be nim Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi istiyorsunuz?”