Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el âlimûne
Diyanet İşleri = İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.
el âlimûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve işte örnekler, onları insanlara gösterip durmadayız ve bilgi sâhiplerinden başkaları anlamaz onları.
el âlimûne
Abdullah Parlıyan = İşte biz insanların önüne bu örnekleri koyuyoruz, ama onların gerçek anlamını bilenlerden başkası düşünüp anlamaz.
el âlimûne
Adem Uğur = İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
el âlimûne
Ahmed Hulusi = İşte misaller, insanlara vurguluyoruz! (Fakat) onları âlimlerden başkası aklıyla değerlendirmez!
el âlimûne
Ahmet Tekin = İşte biz, insanların iyiliği, kurtuluşu için dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretlerini böyle misallerle anlatıyoruz. Bunları, yalnızca âlimler düşünüp anlayabilir.
el âlimûne
Ahmet Varol = Bu örnekleri insanlar için veriyoruz. Ancak alimlerden (bilenlerden) başkaları bunlara akıl erdiremezler.
el âlimûne
Ali Bulaç = İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
el âlimûne
Ali Fikri Yavuz = Hem bu misaller var ya, biz onları insanlar için beyan ediyoruz. Bunları (bu misallerin güzelliklerini ve faydalarını) ancak (eşyadan ibret alan) alimler anlar.
el âlimûne
Ali Ünal = (Gerçekleri görsünler ve hallerini ıslah etsinler diye) insanlar için böyle misaller veriyor, böyle karşılaştırmalarda bulunuyoruz. Ama bunlar üzerinde ancak âlimler akıl yorar ve onlardaki gerçek manâları kavrarlar.
el âlimûne
Bayraktar Bayraklı = İşte bu örnekleri biz, bütün insanlara veriyoruz. Oysa onları ancak bilenler anlar.
el âlimûne
Bekir Sadak = Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onlari ancak bilenler anliyabilir.
el âlimûne
Celal Yıldırım = Biz, işte bu misalleri insanlar için (gerçeği daha iyi anlasınlar diye) getiriyoruz. Bunları ancak ilim adamları düşünüp akleder.
el âlimûne
Cemal Külünkoğlu = İşte biz, bu misalleri insanlar için (ibret alsınlar diye) getiriyoruz. Onların anlamını ancak ibret almasını bilenler kavrayabilir.
el âlimûne
Diyanet İşleri (eski) = Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
el âlimûne
Diyanet Vakfi = İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
el âlimûne
Edip Yüksel = Bu örnekleri halk için veririz ve onları bilen kimselerden başkası düşünüp anlamaz.
el âlimûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Hem bu meseller yok mu, biz onları insanlar için darbediyoruz, maamafih onlara âlimlerden maadasının aklı irmez
el âlimûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte bu misaller var ya, Biz onları insanlar için getiriyoruz; fakat onlara ilim sahiplerinden başkasının aklı ermez.
el âlimûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
el âlimûne
Gültekin Onan = İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunları akletmez.
el âlimûne
Harun Yıldırım = İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
el âlimûne
Hasan Basri Çantay = İşte misâller! Biz onları insanlar için îrâd ediyoruz. Aalim olanlardan başkası onları anlamaz.
el âlimûne
Hayrat Neşriyat = İşte bu misâlleri insanlar için getiriyoruz. Fakat, âlimlerden başkası onlara akıl erdiremez.
el âlimûne
İbni Kesir = İşte misaller. Biz, onları insanlara anlatıyoruz. Bilenlerden başkası bunları anlamaz.
el âlimûne
Kadri Çelik = İşte biz insanlara bu örnekleri vermekteyiz. Ancak ilim sahiplerinden başkası bunlara akıl erdirmez.
el âlimûne
Muhammed Esed = İşte Biz insanın önüne bu temsilleri koyuyoruz: ama onların gerçek anlamını ancak (Bizi) tanıyanlar kavrayabilir,
el âlimûne
Mustafa İslamoğlu = İşte bütün bu misalleri Biz insanlar için veriyoruz; ne ki bunları sadece (eşyanın var ediliş amacını) bilenler kavrayabilir.
el âlimûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve şu misalleri ki, onları nâs için irâd ediyoruz. Maamafih onlara bilginlerden başkası akıl erdiremez.
el âlimûne
Ömer Öngüt = İşte misaller. . . Biz onları insanlar için getiriyoruz. Âlim olanlardan başkası onları anlamaz.
el âlimûne
Şaban Piriş = İşte, insanlar için verdiğimiz örnekler, ama onları bilgi sahiplerinden başkaları anlamaz.
el âlimûne
Sadık Türkmen = Işte bu örnekler! Biz onları insanlar için anlatıyoruz. Fakat bilginlerden (gerçek bilim adamlarından) başkası, onları düşünüp akletmiyor!
el âlimûne
Seyyid Kutub = Biz insanlara bu örnekleri anlatıyoruz, ama onların anlamını bilgililerden başkası kavrayamaz.
el âlimûne
Suat Yıldırım = İşte bazı gerçekleri anlatmak için, Biz bu kabil temsiller getiriyoruz, ama bunları, ancak ibret almasını bilenler anlar.
el âlimûne
Süleyman Ateş = Biz bu misalleri insanlara anlatıyoruz ama onları, bilenlerden başkası düşünüp anlamaz.
el âlimûne
Tefhim-ul Kuran = İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
el âlimûne
Ümit Şimşek = İşte bunlar insanlara verdiğimiz misallerdir. Fakat bilgi sahiplerinden başkasının aklı bunları almaz.
el âlimûne
Yaşar Nuri Öztürk = Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl erdiremez.
el âlimûne
İskender Ali Mihr = Ve işte bu örnekleri insanlar için veriyoruz. Ve onu, âlimlerden başkası akıl (idrak) edemez.
el âlimûne
İlyas Yorulmaz = Bu örnekleri insanlar için anlatıyoruz ki, bunları ancak bilenler akleder.