Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki biz onları azaplandırmıştık da gene Rablerine baş eğmemişlerdi ve yalvarmamışlardı.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, biz onları azap ile yakalayıverdik de, buna rağmen yine de Rablerine boyun eğmemiş, yalvarıp yakarmamışlardı.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Adem Uğur = Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki onları azap ile yakaladık. . . Rablerine boyun eğmediler ve yakarmadılar!

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, biz onları azâba duçar ettik de, yine Rablerine boyun eğmediler, yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ahmet Varol = Biz onları azapla yakaladık ancak onlar yine de Rabblerine boyun eğmediler ve (hâlâ O'na) yalvarmıyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu biz onları azaba (açlık ve kıtlığa) tuttuk da, yine Rablerine karşı boyun eğmediler. Onlar yalvarmıyorlar, (imana gelmiyorlar).

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ali Ünal = Onları içinde kıvrandıkları bu (kıtlık ve kuraklık) cezasına çarptırdık; böyleyken bile Rabbilerine boyun eğip, yalvarmaya durmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun ki, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler ve niyazda bulunmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Bekir Sadak = And olsun ki, Biz onlari azabla yakalamistik, yine de Rablerine boyun egmemis ve yakarmamislardi.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki biz onları azâb ile yakalayıvermiştik de (buna rağmen) yine Rablarına boyun eğmemiş, yalvarıp yakarmamışlardı.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Edip Yüksel = Onları cezaya çarptırmamıza rağmen Rab'lerine boyun eğmediler, yalvarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Filhakika biz, onları azâba tuttuk da yine rablarına karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gerçekten Biz, onları azaba tuttuk da yine Rablerine karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar da.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Gültekin Onan = Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Harun Yıldırım = Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz onları (evvelce de açlık) azâb (ı) ile yakaladık da yine Rablerine baş eğmediler. Onlar yalvarıb yakarmazlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Hayrat Neşriyat = And olsun ki, onları (Bedir’de) azâb ile yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve (O’na) yalvarmıyorlar(dı).

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 İbni Kesir = Andolsun ki Biz, onları azabla yakaladık. Ama yine de Rabblarına boyun eğmediler. Onlar yalvarıp yakarmazlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz biz onları (önce hafif bir) azapla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Muhammed Esed = Ve gerçek şu ki, Biz onları azapla da sınadık, ama onlar yine de Rablerine boyun eğmediler; (bundan sonra da bağışlanma için) yalvarıp yakaracak değiller;

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Mustafa İslamoğlu = Doğrusu Biz onları azab ile kuşatmıştık da, yine de Rablerine boyun eğmemişlerdi. Nitekim bundan böyle de acziyetlerini itiraf edecek değiller.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, Biz onları azap ile yakaladık, onlar yine Rableri için tevazuda bulunmadılar ve yalvarışta bulunmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki biz onları azapla yakaladık. Yine de Rablerine boyun eğmediler, yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Şaban Piriş = Gerçekten biz onları azaba tuttuk da yine Rab’lerine karşı uslanmadılar. Yalvarıp yakarmazlar da.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Sadık Türkmen = Ant olsun, Biz onları azap ile yakaladık. Yine de Rablerine boyun eğmek istemediler! Yalvarmıyorlar da...

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Seyyid Kutub = Biz onların yakalarına azapla yapıştık. Fakat ne Rabb'lerine boyun eğdiler ve ne de O'na yalvardılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Suat Yıldırım = Biz onları çeşitli azaplara da uğrattık. Buna rağmen yine de Rab’lerine boyun eğip O’na yalvarıp yakarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Süleyman Ateş = Andolsun biz onları azâb ile yakaladık, ama yine Rabblerine boyun eğmediler, O'na yalvarmıyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Ümit Şimşek = Nitekim Bizim onları azapla yakaladığımız da oldu; fakat onlar Rablerine boyun eğmediler. Yine de yalvarıp yakarmazlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, biz onları azapla yakaladık. Ama yine de Rablerine boyun eğmediler. Sığınıp yakarmıyorlar.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki onları, azaba aldık (azaba uğrattık). Fakat onlar, Rab’lerine boyun eğmediler ve yalvarıp dua etmediler.

ehaznâ-hum

  Mü’minûn / 76 -

 İlyas Yorulmaz = Onları azapla yakaladık, ancak yinede Rablerine (kul) olmak istemeyip, yalvarıp yakarmadılar da.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik, onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki, böylece sadece bize yalvarıp, yakarsınlar.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Adem Uğur = Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, senden önce de topluluklara (Rasûl) irsâl ettik. . . Belki boyun eğerek dua ederler diye onları azap ve hastalık ile yakaladık.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik.Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmet Varol = Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Bulaç = Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).

fe ehaznâ-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Ünal = Andolsun, senden önce de pek çok topluluklara rasûller gönderdik de, (şirk, inkâr ve günahlarının affı için) boyun büküp yakarırlar (ve Hak’ka dönerler mi diye, gittikleri yolun neticeleri olarak) onları çetin musibetler, zorluk ve sıkıntılar içinde bıraktık.