Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
yu’minûne bi allâhi
Diyanet İşleri = Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı onları dost edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu, buyruktan çıkmış kötü kişilerdir.
yu’minûne bi allâhi
Abdullah Parlıyan = Eğer onlar, Allah'a ve kendilerine gönderilen peygambere ve O'na indirilen herşeye gerçekten inansalardı, bu Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri dost edinmezlerdi. Ama onların çoğu ilahi yol ve sınırları aşmış olanlardır.
yu’minûne bi allâhi
Adem Uğur = Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
yu’minûne bi allâhi
Ahmed Hulusi = Eğer, varlıklarını El Esmâ'sından yaratan Allâh'a, En Nebi'ye (Hz. Muhammed'e) ve O'na inzâl olunana iman etmiş olsalardı, onları (inkârcıları) evliya edinmezlerdi. . . Fakat onlardan birçoğu fâsıklardır (inancı bozuk olanlar).
yu’minûne bi allâhi
Ahmet Tekin = Keşke onlar Allah’a, peygambere ve ona indirilene, Kur’ân’a iman etmiş olsalardı, ötekileri candan dost, müttefik, veli edinmezler, onları kamu görevlerini icraya yetkili kılmazlardı. Fakat onlardan çoğudoğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkmış fâsıktır, âsidir, bozguncudur.
yu’minûne bi allâhi
Ahmet Varol = Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları dost edinmezlerdi. Ancak onların çoğu fasıktır.
yu’minûne bi allâhi
Ali Bulaç = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.
yu’minûne bi allâhi
Ali Fikri Yavuz = Eğer onlar, Allah’a Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kâfirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan çıkmış kimslerdir.
yu’minûne bi allâhi
Ali Ünal = Allah’a ve (peygamberliğin zirve temsilcisi, bütün peygamberlerin has vârisi) Nebî’ye ve O’na indirilen (Kur’ân)’a gerçekten inanmış olsalardı, o küfredenleri yakın dostlar ve müttefikler edinmeyeceklerdi. Ne var ki, onların pek çoğu (inançta da, davranışta da yoldan çıkmış) fasıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Bayraktar Bayraklı = Eğer onlar Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kâfirleri dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu fâsıktır.
yu’minûne bi allâhi
Bekir Sadak = Eger Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kur'an'a inanmis olsalardi, onlari dost edinmezlerdi, fakat onlarin cogu fasiktir.
yu’minûne bi allâhi
Celal Yıldırım = Eğer Allah'a, Peygamber'e ve Peygamber'e indirilene imân etmiş olsalardı, elbette o kâfirleri dost edinmezlerdi; ne var ki, onların çoğu fâsık (ilâhî yol ve sınırı aşmış)dırlar.
yu’minûne bi allâhi
Cemal Külünkoğlu = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı inkârcıları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık (yoldan çıkmış) kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Diyanet İşleri (eski) = Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.
yu’minûne bi allâhi
Diyanet Vakfi = Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
yu’minûne bi allâhi
Edip Yüksel = ALLAH'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor
yu’minûne bi allâhi
Elmalılı Hamdi Yazır = Eğer Allah ve Peygambere ve ona indirilene iymanları olsa idi o kâfirleri yâr tutmazlardı, lâkin onların çoğu iymandan uzak fasıklardır
yu’minûne bi allâhi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan uzak fasıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur'ân'a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Gültekin Onan = Eğer Tanrı'ya, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.
yu’minûne bi allâhi
Harun Yıldırım = Onlar Allah’a, nebi’ye ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları veliler edinmezlerdi. Fakat onların pek çoğu fasıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Hasan Basri Çantay = Eğer Allaha, peygambere ve ona indirilene îman etmiş olsalardı onları (kâfirleri) dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan bir çoğu faasık kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Hayrat Neşriyat = Hem Allah’a, peygambere ve ona indirilen (Kur’ân)a îmân ediyor olsalardı, onları(o kâfirleri) dostlar edinmezlerdi; fakat onlardan birçoğu (dinden çıkmış) fâsık kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
İbni Kesir = Şayet Allah'a, Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı; onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, onların çoğu fasıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Kadri Çelik = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları (inkârcıları) dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fâsıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Muhammed Esed = Çünkü, eğer onlar Allaha, kendilerine gönderilen Peygambere ve ona indirilen her şeye (gerçekten) inansalardı, bu (hakikat inkarcı)larını dost edinmezlerdi: Ama onların çoğu sapkındır.
yu’minûne bi allâhi
Mustafa İslamoğlu = Eğer bu (Yahudiler) Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene inanmış olsalardı, o (Müşrikleri) müttefik edinmezlerdi. Ne ki, bunlardan çoğu yoldan sapmıştır.
yu’minûne bi allâhi
Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer onlar Allah Teâlâ'ya ve peygamberlere ve O'na indirilmiş olana imân etmiş olsalar idi, o kâfirleri dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan birçokları fâsık kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Ömer Öngüt = Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış fâsıklardır.
yu’minûne bi allâhi
Şaban Piriş = Eğer Allah’a, Peygambere ve ona indirilenlere iman etmiş olsalardı, küfredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.
yu’minûne bi allâhi
Sadık Türkmen = Eğer Allah’a, Nebî’ye/Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost/velî edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Seyyid Kutub = Eğer onlar Allah'a, peygambere ve O'na indirilen Kur'an'a inansalardı, kâfirleri dost edinmezlerdi. Onların çoğu fasık, yoldan çıkmış kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Suat Yıldırım = Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen vahye imanları olsaydı, kâfirleri velî edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Süleyman Ateş = Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkâr ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan çoğu yoldan çıkmış insanlardır.
yu’minûne bi allâhi
Tefhim-ul Kuran = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.
yu’minûne bi allâhi
Ümit Şimşek = Eğer onlar Allah'a, Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kâfirleri veli edinmezlerdi; lâkin onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
yu’minûne bi allâhi
Yaşar Nuri Öztürk = Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.
yu’minûne bi allâhi
İskender Ali Mihr = Ve eğer Allah’a ve Nebî’ye (Peygamber’e) ve O’na indirilene îmân etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fâsıklardır.
yu’minûne bi allâhi
İlyas Yorulmaz = Onlar (kitap ehli) Allah’a, peygambere ve peygambere indirilen kitaba inansalardı, Allah’ın dinini inkar edenlerle işbirliği (velilik) içinde olmazlardı. Ancak onlardan pek çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdir.
e bi allâhi
Diyanet İşleri = Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
e bi allâhi
Abdulbaki Gölpınarlı = Kendilerine sorsan andolsun ki biz diyeceklerdir, ancak dalmıştık da şakalaşmada, oynaşmadaydık. De ki: Allah'la, âyetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?
e bi allâhi
Abdullah Parlıyan = Yine de sen onlara her türlü meselede soracak olsan, mutlaka şöyle cevap verirler: “Biz lafa dalmış şakalaşıyorduk.” De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle, O'nun Rasûlü ile mi alay ediyordunuz?”
e bi allâhi
Adem Uğur = Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
e bi allâhi
Ahmed Hulusi = Kendilerine sorarsan kesinlikle şöyle derler: "Biz yalnızca lafa dalmış, şakalaşıp eğleniyorduk!" De ki: "Esmâ'sıyla hakikatiniz olan Allâh ile; O'nun işaretleri ve O'nun Rasûlü ile mi alay edip duruyordunuz!"
e bi allâhi
Ahmet Tekin = Eğer onlara niçin alay ettiklerini sorarsan:'Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler.'Allah ile, onun âyetleriyle, Kur’ân’ı ile, O’nun peygamberi ile, peygamberin sünnetiyle mi alay ediyordunuz?' de.
e bi allâhi
Ahmet Varol = Soracak olursan: 'Biz lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
e bi allâhi
Ali Bulaç = Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış, oyalanıyorduk" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?"
e bi allâhi
Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm. (Tebük seferine giderken seninle alay eden münafıkların) eğer kendilerine, hakkımda niçin böyle dediniz? diye sorarsan; “-Biz, ancak lâfa dalmış şakalaşıyorduk.” derler. De ki: “- Allah ile, âyetleriyle ve O’nun Peygamberi ile mi eğleniyordunuz?”
e bi allâhi
Ali Ünal = Eğer onlara ne konuştuklarını sorsan, “Ciddî bir şey konuştuğumuz yoktu. Sadece lafa dalmış, eğleşiyorduk!” derler. (Onlara) de ki: “Demek siz Allah ile, O’nun âyetleriyle ve Rasûlü ile eğleniyorsunuz ha!”