Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Diyanet İşleri = Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kim, inanarak âhireti diler ve bu hususta adamakıllı çalışıp çabalarsa bu çeşit kimseler, çalışmalarının mükâfatını mutlaka görürler.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat ahiret hayatının güzelliğini isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, gerçek mü'minler bunlardır. Çabalarına Allah katında değer verilen kimseler de, işte böyleleridir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Adem Uğur = Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ahmed Hulusi = Kim de gelecek sonsuz yaşamı irade eder ve imanlı olarak onun için gerekli çalışmaları yaparsa, işte onların çalışmaları da değerlendirilir, sonucu yaşatılır!

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ahmet Tekin = Kim de, âhireti, ebedî yurdu isterse, mü’min olarak kendine yaraşır bir çaba ile âhireti kazanmak için gayret gösterirse, işte onların niyetleri, çabaları, emekleri makbuldür, mükâfatlandırılacaktır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ahmet Varol = Kim de ahireti ister ve mü'min olarak onun için gereken çabayı gösterirse işte onların çabaları kabul görür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ali Bulaç = Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim de mümin olduğu halde ahireti ister ve çalışmasını da onun için yaparsa, işte bunların çalışmaları makbul olur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ali Ünal = Kim de hedef olarak Âhiret’i seçer ve bir mü’min olarak gereken gayreti gösterirse, işte böylesi seçkin kişilerin gayretleri karşılığını muhakkak bulur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Bayraktar Bayraklı = Kim de âhireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Bekir Sadak = Ahireti isteyip, inanmis olarak onun icin gerekli calismada bulunan kimselerin, iste onlarin calismalari sukre deger.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Celal Yıldırım = Kim de Âhiret"! ister ve mü'min olarak orası için lâyık olduğu biçimde çalışıp çaba gösterirse, işte onların çalışıp çabalaması övülmeye ve kabul edilmeye lâyıktır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Cemal Külünkoğlu = Kim de inanmış olarak ahireti ister ve orası için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmaları şükre değerdir (karşılığı hak edendir).

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Diyanet Vakfi = Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Edip Yüksel = Kim ahireti seçer ve mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte onların çabası takdir edilir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Her kim de Âhıreti ister ona lâyık bir sa'yile onun için mü'min olarak çalısırsa işte bunların sa'ıyleri meşkûr olur

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her kim de ahireti ister ve inanarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte bunların çalışması şükre değer.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Gültekin Onan = Kim de ahireti ister ve bir inançlı olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Harun Yıldırım = Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Hasan Basri Çantay = Kim de mü'min olarak âhireti diler, onun için (ona gereken) bir sa'y ile çalışırsa işte onların (bu) çalışmaları meşkûr (ve makbul) olur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Hayrat Neşriyat = Kim de âhireti ister ve mü’min olarak ona lâyık bir gayretle çalışırsa, işte onların çalışmaları (Allah katında) makbûldür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 İbni Kesir = Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say'i şükre değerdir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Kadri Çelik = Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba ile ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre (takdire) değerdir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Muhammed Esed = Fakat ahiret hayatını(n güzelliğini) isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, (gerçek) müminler bunlardır; çabalarına (Allah katında) değer verilen kimseler de işte böyleleridir!

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve her kim de ahiret hayatını tercih eder, (karşılığını Allah'tan alacağına) inanarak orası için göstermesi gereken çabayı gösterirse, işte onların bu çabası karşılığını bulur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim mü'min olduğu halde ahireti diler ve onun için (layık-ı veçhile) çalışmasıyla çalışırsa işte o gibi kimselerin çalışmaları şayan-ı şükran bulunur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ömer Öngüt = Kim de inanmış olarak ahireti ister ve çalışmasını da onun için yaparsa, işte onların bu çalışmaları meşkûr ve makbul olur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Şaban Piriş = Kim de ahireti isterse ve tüm çabasıyla onun için çalışırsa, o mümindir ve böyle yapanların çalışması övülmeye değerdir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Sadık Türkmen = Kim de ahireti isterse ve mümin olarak, ona uygun bir çaba ile çalışır, koşturursa; işte bunlara çalışmalarının karşılığı verilmiş olur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Seyyid Kutub = Buna karşılık, kim ahiret mutluluğunu ister de mü'min olmak şartı ile o uğurda gerekli çabayı harcarsa, böylelerinin çabaları takdir edilir, emeklerinin karşılığını alırlar.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Suat Yıldırım = Kim de âhireti ister ve ona lâyık bir biçimde mümin olarak gayret gösterirse, işte bunların çalışmaları makbul olur.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Süleyman Ateş = Kim de âhireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Tefhim-ul Kuran = Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Ümit Şimşek = Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona lâyık bir çabayla çalışırsa, işte öylelerinin çabaları karşılık görür.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona yaraşır bir gayretle çalışırsa, böylelerinin gayretleri teşekkürle karşılanır.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 İskender Ali Mihr = Kim mü’min olarak ahireti istedi ise ve onun (ahiret) için, onun gerektirdiği şekilde çalıştı ise işte onların çalışması, böylece meşkur (şükrün, karşılığını hakeden) oldu.

meşkûran

  İsrâ / 19 -

 İlyas Yorulmaz = Kimde yaptıklarının karşılığını ahirette almayı ister ve inanmış olarak, bütün çabasını kulluk için sarf ederse, onun çabalarının karşılığı memnuniyet içerisinde verilir.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Diyanet İşleri = Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ben dedi, taşan derdimi, kederimi ancak Allah'a arzetmedeyim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum ben.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Abdullah Parlıyan = Ya'kub: “Ben tasamı ve üzüntümü ancak Allah'a havale ederim. Çünkü ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri, Allah tarafından vahiy ile biliyorum” dedi.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Adem Uğur = (Ya'kub:) Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum, dedi.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ahmed Hulusi = (Yakup) dedi ki: "Kederimi ve hüznümü ancak Allâh'a havale ediyorum. . . Allâh hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum. "

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ahmet Tekin = 'Ben gamımı, kederimi sadece Allah’a arzediyorum, şikâyet arzedilecek merci olarak sadece Allah’ı tanıyorum. Ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri, Allah tarafından gelen vahy ile biliyorum.' dedi.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ahmet Varol = O da şöyle dedi: 'Ben keder ve üzüntümü yalnız Allah'a açarım ve Allah katından sizin bilmediğinizi bilirim.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ali Bulaç = Dedi ki: "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. Ben Allah'tan (bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum."

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ali Fikri Yavuz = O (Yâkup A.S.) dedi ki: “- Ben, büyük kederimi ve hüznümü ancak Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah katından (vahy ile), sizin bilemiyeceğiniz şeyleri de biliyorum.

eşkû

  Yûsuf / 86 -

 Ali Ünal = Yakup, “Ben, bütün dertlerimi, keder ve hüznümü Allah’a arz ediyor, O’na şikâyette bulunuyorum. Hem, Allah’ın bana öğretip de bildiğim öyle şeyler var ki, siz onları bilmiyorsunuz.” diye cevap verdi.