Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Diyanet İşleri = Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbimiz derler, kötülüğümüz üst oldu bize ve doğru yoldan sapmış bir topluluk olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar da derler ki: Ey Rabbimiz! bize kötülüklerimiz üstün geldi de, bu yüzden yoldan çıkan kimseler olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Adem Uğur = Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Rabbimiz! Mutsuzluğa yol açan arzularımız ağır bastı; sapıp kaybolmuş bir topluluk olduk. "

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ahmet Tekin = Onlar:'Ey Rabbimiz, azgınlığımız, bayağı zevklerimiz bizi alt etti. Biz hak yoldan uzaklaşarak, başına buyruk yaşayan, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih eden bir toplum haline geldik.' derler.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ahmet Varol = Derler ki: 'Ey Rabbimiz! Bahtsızlığımız bize üstün geldi ve biz sapık bir topluluk olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ali Bulaç = Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz."

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar (cehennemde oldukları halde) derler ki: “- Ey Rabbimiz! Bizi kötü talihimiz mağlûb etti ve biz, hak yoldan çıkan (kâfir) bir kavim idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ali Ünal = “Rabbimiz,” derler, “kötülüğümüz, kötü taliimiz bize baskın geldi; biz, gerçekten sapkınlık içinde bir toplulukmuşuz.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Bayraktar Bayraklı = Derler ki: “Ey Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yendi; biz, zâlimler topluluğu olduk.”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Bekir Sadak = soyle derler: «Rabbimiz! Bizi bedbahtligimiz yenmisti; sapik bir millet olmustuk.»

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Celal Yıldırım = Onlar, Rabbimiz! Haydutluğumuz bize üstün geldi de (doğru yoldan) sapıtan bir millet olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Cemal Külünkoğlu = (106-107) (Onlar şöyle) derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Diyanet İşleri (eski) = Şöyle derler: 'Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk.'

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Diyanet Vakfi = Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Edip Yüksel = 'Rabbimiz,' diyecekler, 'Bizi talihsizliğimiz yendi; biz sapıtan bir toplum olduk.'

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Rabbımız! derler: bize şekavetimiz galebe etti ve biz bir sapgın bir kavm idik

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Derler: «Rabbimiz, bizi azgınlığımız altetti ve biz, sapık bir kavim idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Gültekin Onan = Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz."

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Harun Yıldırım = Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler (diyecekler): «Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe etmişdi. Doğru yoldan sapanlar güruhu idik biz».

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar şöyle) derler: 'Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize galib geldi de dalâlete düşenler topluluğu olduk.'

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 İbni Kesir = Derler ki: Rabbımız, bedbahtlığımız bizi yenmişti. Sapıklar topluluğu olmuştuk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Kadri Çelik = Dediler ki: “Rabbimiz! Azgınlığımız bize karşı üstün geldi ve biz sapan bir topluluk idik.”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Muhammed Esed = "Ey Rabbimiz!" diye yakaracaklar, "Bize kötü talihimiz galebe çaldı ve biz de bu yüzden eğri yola saptık!

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Mustafa İslamoğlu = "Rabbimiz!" diyecekler, "Talihimiz yaver gitmedi, bu yüzden biz de sapıtan bir güruh olup çıktık!

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Diyeceklerdir ki: «Ey Rabbimiz! Bizim üzerimize şekâvetimiz galebe etti ve biz sapıtmışlar olan bir kavim olduk.»

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ömer Öngüt = Derler ki: “Ey Rabbimiz! Bedbahtlığımız bizi yenmişti, sapık bir topluluk olmuştuk. ”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Şaban Piriş = Onlar da: -Rabbimiz. İsyankarlığımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Rabbimiz! Azgınlığımız/aşırı isteklerimiz bize galip geldi ve biz sapkınlıkta olan bir topluluk olduk.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Seyyid Kutub = Cehennemlikler derler ki; «Ey Rabb'imiz, kötü arzularımıza yenik düşerek sapık bir topluluk olduk.»

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Suat Yıldırım = (106-107) "Ey Ulu Rabbimiz", derler, "azgınlığımız, kötü talihimiz ağır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu ateşten, eğer bir daha o kötülükleri yaparsak işte o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!"

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Süleyman Ateş = "Rabbimiz, dediler, bahtsızlığımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk."

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Tefhim-ul Kuran = Dediler ki: «Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi; biz de sapan bir topluluk imişiz.»

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Ümit Şimşek = 'Rabbimiz,' derler. 'Bedbahtlığımız galebe çaldı da böyle bir sapıklar güruhu olup çıktık.

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Derler ki: "Rabbimiz, bahtsızlığımız bize baskın çıktı. Sapıp gitmiş bir topluluk olduk biz."

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 İskender Ali Mihr = Dediler ki: “Ey Rabbimiz! Şâkîliğimiz (azgınlığımız), bize gâlip geldi ve biz, dalâlette olan bir kavim idik.”

dâllîne

  Mü’minûn / 106 -

 İlyas Yorulmaz = Dediler ki “Rabbimiz! Bizim kural tanımaz şakilerimiz bize baskın çıktılar ve bizde sapkın bir topluluk olduk. ”

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Diyanet İşleri = Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra Ayın doğmakta olduğunu görmüş de Rabbim bu demişti. Fakat batınca andolsun ki demişti, Rabbim bana doğru yolu göstermezse sapık kavimden olacağım ben.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Abdullah Parlıyan = Bir de ayın parlak bir şekilde, doğmakta olduğunu görünce: “Peki söyleyin, bu mu benim Rabbim” diye haykırdı. Ama ay da batınca “Gerçekten eğer Rabbim beni doğruya iletmese, ben kesinlikle sapıklığa düşmüş kimselerden olurum” dedi.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Adem Uğur = Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ahmed Hulusi = Ay'ı (duygusallık kaynağı oluşu itibarıyla benliğini) doğarken gördü. . . "İşte bu Rabbim" dedi. . . Batınca şöyle dedi: "Yemin olsun ki eğer Rabbim bana hidâyet etmemiş olsaydı, elbette sapmışlar topluluğundan olurdum. "

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ahmet Tekin = Ayı doğarken görünce:'Rabbim budur' dedi. O da batınca:'Rabbim bana doğru yolu gösterme lütfunda bulunmazsa, elbette hak yoldan uzaklaşan, başına buyruk yaşayan, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih eden toplumdakilerden biri olurum' dedi.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ahmet Varol = Ayı doğar halde görünce: 'Benim Rabbim işte bu' dedi. O da batınca: 'Eğer Rabbim beni doğru yola eriştirmeseydi şüphesiz sapıklar topluluğundan olacaktım' dedi.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ali Bulaç = Ardından ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum."

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra ayı, doğarken görünce: “- Rabbim bu mudur?”, dedi. Fakat o batıp kaybolunca: “-Yemin ederim ki, eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı, muhakkak sapıklar topluluğundan olacaktım” demişti.

min el kavmi ed dâllîne

  En’âm / 77 -

 Ali Ünal = Sonra, bir başka gece ayı dolunay şeklinde doğmuş haliyle gördü ve hemen “İşte Rabbim!” dedi. Ne zaman ki ay da battı, bu defa, “Eğer Rabbim beni doğru yola iletmese, şüphesiz ben de sapıp gitmişlerden biri olurum!” diye sözünü bağladı.