Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Diyanet İşleri = Mûsâ, “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Mûsâ, ya sana dedi, apaçık bir delil gösterirsem,

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Abdullah Parlıyan = Musa: “Size gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan birşey getirmiş olsamda mı?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Adem Uğur = Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ahmed Hulusi = (Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ: 'Sana hak peygamber olduğumu teyit eden apaçık bir mucize getirmiş olsam da mı?' dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ahmet Varol = (Musa): 'Sana apaçık bir şey getirirsem de mi?' dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ali Bulaç = (Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = Mûsa dedi ki: “- Sana, peygamberliğimi apaçık isbat edecek bir delil (mucize) getirdimse de mi, (beni zindana atacaksın)?”

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ali Ünal = Musa, “Sana (söylediklerimin doğruluğunu ispat eden) apaçık bir delille gelmiş olsam da mı?” diye karşılık verdi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Bayraktar Bayraklı = Mûsâ, “Sana apaçık bir mucize getirirsem de mi?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Bekir Sadak = Musa: «Sana apacik bir sey getirmis isem de mi?» dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Celal Yıldırım = Musâ ona : «Sana açık-seçik bir belge (ve mu'cize) getirsem de mi ?» dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Cemal Külünkoğlu = (Musa:) “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Diyanet İşleri (eski) = Musa: 'Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?' dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Diyanet Vakfi = Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Edip Yüksel = Dedi ki, 'Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?'

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ya, dedi: sana apaçık isbat edecek bir şey getirdimse de mi?

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (Musa Firavun'a): «Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?» dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Musa sordu: «Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?»

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Gültekin Onan = (Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Harun Yıldırım = Dedi ki: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Hasan Basri Çantay = (Muusâ) dedi ki: «Sana apaçık bir şey getirdimse de mi (zindana atacaksın)»?

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Hayrat Neşriyat = (Mûsâ:) 'Sana (peygamberliğimi) apaçık bildiren bir şey (bir mu'cize) getirmişolsam da mı?' dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 İbni Kesir = Sana apaçık bir şeyle gelmişsem de mi? dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Kadri Çelik = (Musa) Dedi ki: “Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?”

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Muhammed Esed = (Musa:) "Size gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şey getirmiş olsam da, öyle mi?" dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Mustafa İslamoğlu = (Musa) dedi ki: "Sana, (hakikati) bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şeyle gelmiş olsam da mı?"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Mûsa aleyhisselâm da dedi ki: «Ben sana apaçık bir şey getirmiş olunca da mı beni zindana atacaksın!»

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ömer Öngüt = Musa: “Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Şaban Piriş = -Sana, apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Sadık Türkmen = (Musa) dedi ki: “Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?!”

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Seyyid Kutub = Musa «Sana doğru söylediğimi kanıtlayan apaçık bir delil göstersem de mi? dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Suat Yıldırım = "Ya" dedi, "sana doğruluğumu ispatlayan âşikâr bir delil getirmiş olsam da mı?"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Süleyman Ateş = (Mûsâ, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Tefhim-ul Kuran = (Musa) Dedi ki: «Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?»

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Ümit Şimşek = Musa 'Apaçık bir delil getirecek olsam da mı?' dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Mûsa dedi: "Ya sana gerçeği gösteren birşey getirmişsem!"

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 İskender Ali Mihr = (Musa A.S): “Sana apaçık bir şey getirsem de mi?” dedi.

ci’tu-ke

  Şu’arâ / 30 -

 İlyas Yorulmaz = Musa “Peki sana apaçık bir kanıt getirirsem demi (hapsedersin) ?” dedi.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Diyanet İşleri = Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken hüthüt, çok geçmeden geldi de dedi ki: Senin henüz bilmediğin birşeyi öğrendim ve sana doğru bir haberle Sebe'den geliyorum.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat Hüdhüd, çok geçmeden çıkageldi ve “Ben, senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe' hakkında doğru bir haber getirdim” dedi.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Adem Uğur = Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ahmed Hulusi = Çok geçmeden (Hüdhüd) geldi ve dedi ki: "Senin bilgin dışındaki bir şeyi gördüm ve sana Saba'dan kesin bir haber ile geldim. "

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ahmet Tekin = Çok geçmeden İbibik geldi.'Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’den sana doğru ve önemli bir haber getirdim.' dedi.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ahmet Varol = (Hüdhüt) çok geçmeden geldi ve dedi ki: 'Senin öğrenemediğin bir şeyi ben öğrendim ve Sebe'den sana kesin doğru bir haber getirdim.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ali Bulaç = Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim."

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip şöyle dedi: “-Ben senin bilmediğin bir şeyi bildim. Sana Sebe’den (Yemendeki bir kabile veya memleketten) çok sağlam ve iyi bir haber getirdim.

ve ci’tu-ke

  Neml / 22 -

 Ali Ünal = Çok geçmemişti ki, (Hüdhüd çıkageldi ve mazeretini beyanla) “Ben,” dedi, “senin malûmatın dahilinde olmayan önemli bir bilgiye ulaştım ve sana Sebe’den çok mühim ve doğruluğu şüphesiz bir haberle geldim.