Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Diyanet İşleri = Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Abdullah Parlıyan = Onlar da: “Evet fakat biz sana, kötülükten yana olanların, şüphe edip durdukları azap için geldik” diye cevap verdiler.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Adem Uğur = Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Bilakis, biz sana onların şüpheli oldukları bir konuda (yaptıklarının sonucu azap) getirdik. "

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ahmet Tekin = Onlar:'Tam aksine, biz sana, onların şüphe ettiği azâbı getirdik' dediler.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ahmet Varol = Dediler ki: 'Hayır, biz onların hakkında şüphe ettikleri şeyi sana getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ali Bulaç = "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ali Fikri Yavuz = Elçiler dediler ki: “- Yok, biz sana kavminin şüphe edip durdukları azabı getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ali Ünal = Onlar ise, “Endişe edecek bir şey yok!” diye cevap verdiler: “Biz sana, hakkında (o günahkâr topluluğun) hep şüphe edegeldiği şeyi getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Bayraktar Bayraklı = Dediler ki: “Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik.”

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Bekir Sadak = (63-65) «Biz sana sadece suphe edip durduklari azabi getirdik. Sana gercekle geldik. suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artik, geceleyin bir ara, aileni yola cikar, sen de arkalarindan git; hic biriniz arkaya bakmasin; emrolundugunuz yere dogru yuruyun» dediler.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Celal Yıldırım = Onlar da, «kavmin, hakkında şüphe edip durdukları şeyi (gelecek azabı) sana getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Cemal Külünkoğlu = (63-65) (Onlar da) dediler ki: “Evet, biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik. Ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik. Kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) gidin.”

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Diyanet İşleri (eski) = (63-65) 'Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün' dediler.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Diyanet Vakfi = Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Edip Yüksel = Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.'

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar: «Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Elçiler dediler ki: «Bilakis biz sana onların şüphe ettiği azabı getirdik.»

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Gültekin Onan = "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Harun Yıldırım = Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar da: «Hayır, dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekde oldukları şey'i (azabı) getirdik».

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Hayrat Neşriyat = Dediler ki: 'Hayır, (biz) sana (kavminin), hakkında şübhe etmekte oldukları şeyi(azâbı) getirdik!'

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 İbni Kesir = Onlar da: Biz, sana sadece onların şüphe edip durdukları azabı getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Kadri Çelik = “Hayır” dediler: “Biz sana onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle (azapla) geldik.”

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Muhammed Esed = Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kötülükten yana olanların) şüphe edip durdukları şey(i duyurmak) için geldik" diye cevap verdiler,

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Mustafa İslamoğlu = Dediler ki: "Hayır, aksine biz sana onların kendisi hakkında kuşku içerisinde bocalayıp durdukları şeyi getirdik,

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (63-64) (Onlar da) Dediler ki: «Hayır,biz sana onların kendisinde şüphe eder oldukları şey ile geldik. Ve sana hak ile geldik ve şüphe yok ki, biz elbette sâdıklardanız.»

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Biz sana onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik. ”

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Şaban Piriş = -Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Biz sana onların şüphe ediyor oldukları şeyi getirdik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Seyyid Kutub = Onlar dediler ki; «Biz sana soydaşlarının kuşku ile karşıladıkları ilahi azabı haber vermeye geldik.»

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Suat Yıldırım = (63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Süleyman Ateş = Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azâbı)nı sana getirdik,"

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Tefhim-ul Kuran = «Hayır» dediler, «Biz sana onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik.»

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Ümit Şimşek = Dediler ki: 'Biz sana onların şüpheyle karşıladığı ceza ile geldik.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Gerçek şu ki biz, günahkârların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik."

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 İskender Ali Mihr = “Hayır, biz, onların hakkında şüphe ettikleri şey ile sana geldik.” dediler.

ci’nâ-ke

  Hicr / 63 -

 İlyas Yorulmaz = Onlarda “Biz, kavminin şüphe ettiklerini (azabı) sana getirdik. ”

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Diyanet İşleri = “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hemen gidin de biz deyin, şüphe yok ki Rabbinin iki peygamberiyiz bizimle gönder İsrâiloğullarını ve onlara azap verme. Rabbinden delille geldik sana, esenlik hidâyete uyana.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Hemen O'na gidin ve deyin ki: Biz ikimiz senin Rabbinin elçileriyiz. Bunun için, İsrailoğullarının bizimle gelmesine izin ver ve onlara artık işkence etme. Biz sana, Rabbimizden delille geldik. Selamet ve saadete erenler ancak doğru yolu tutanlardır.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Adem Uğur = Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmed Hulusi = "Artık ona gelin ve deyin ki: Gerçekten senin Rabbinin Rasûlleriyiz! İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azap etme! Gerçekten biz sana, senin Rabbin tarafından bir mucize olarak geldik. . . Selâm, kılavuza tâbi olanlara olsun. "

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmet Tekin = Firavun’a gittiler.'Biz Rabbinin elçileriyiz. İsrâiloğulları’nı temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek bizimle gönder. Onlara eziyet etme, işkence yapma. Biz sana Rabbinden hak peygamber olduğumuzu gösteren mûcizelerle geldik. Allah’tan gelen, Allah’ın hidayet rehberiyle öğrettiği di-ne girip uygulayanlara, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç, barışın hâkim olduğu güvenli bir dünya düzeni ve selâmet yurdu, cennet vardır' dediler.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmet Varol = Haydi ona gidip deyin ki: 'Biz Rabbinin iki elçisiyiz. İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara işkence etme. Şüphesiz biz sana Rabbinden ayetle geldik. Selâm hidayete uyanların üzerinedir.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Bulaç = "Haydi ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun."

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = Hemen gidin de Firavun’a deyin ki, biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrail Oğullarını bizimle gönder. (Şam’a gitsinler, esaret ve kölelikten, eziyyetten kurtulsunlar). Onlara azap etme (oğullarını öldürüp işkence yapma). Biz, sana, Rabbinden bir mucize ile geldik. Dünya ve ahiret selâmeti, hidayete (tevhid dinine) tabi olanlaradır.

ci’nâ-ke bi

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Ünal = “Ona varın ve şöyle deyin: ‘Biz, (seni yaratan, yaşatan ve rızıklandıran) Rabbinin iki elçisiyiz. İsrail Oğulları’nı bizimle gönder ve onlara daha fazla işkence etme. Şurası kesin ki, sana Rabbinden apaçık bir delille geldik. Saadet ve nihaî kurtuluş, ancak Allah’ın yolunda gidenleredir.