Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Diyanet İşleri = Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rablerinin dâvetine icâbet edenlere güzel bir mükâfat var; fakat icâbet etmeyenlere gelince: O çeşit adamlar, yeryüzünde ne varsa hepsine sahip olsalar ve bir misli daha malları olsa da kurtulmak için hepsini fedâ etseler gene onlar için kötü bir son var, yurtları cehennemdir ve orası ne de kötü yataktır ya.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Rablerinin çağrısına güzel karşılık verenlere en güzel karşılıklar vardır. Ona uymayan ise, yeryüzünde bulunan herşey ve bunun bir misli daha kendilerinin olsa, Allah'ın azabından kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. En kötü hesap onları beklemektedir, varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dinlenme yeridir orası.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Adem Uğur = İşte Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde olanların tümü ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. İşte onlar var ya, hesabın en kötüsü onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ahmed Hulusi = Rablerine icabet edenlere (hakikatlerine yönelenlere) Hüsnâ (cennet - varlıklarındaki Esmâ kuvvelerinin açığa çıkış güzelliklerini yaşamak) vardır. . . O'na icabet etmeyenlere gelince, eğer ki arzdakilerin tamamı ve onunla beraber bir misli daha onların olsa elbette (Bi-)onu fidye verirlerdi (yaşayacakları mahrumiyet azabından kurtulmak için). . . İşte yaşam muhasebesi sonucunun en kötüsü onlar içindir. . . Onların barınakları Cehennem'dir. . . Ne kötü yataktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ahmet Tekin = Rablerinin emirlerini yerine getirenler için en güzel mükâfat vardır. O’nun emirlerine uymayanlar, O’na itaat etmeyenler ise, yeryüzündeki servetlerin ve imkânların tamamı, bir misli fazlasıyla kendilerinin olsa, hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın en kötüsü onlara çıkarılacak, en ağır şekilde onlar sorgulanacaktır. Mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir mekândır.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ahmet Varol = Rabblerinin çağrısını kabul edenlere en güzel karşılık vardır. O'nun çağrısını kabul etmeyenler ise, yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha onların olsa (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirlerdi. Onlar için kötü sorgulama vardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası ne kötü bir yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ali Bulaç = Rablerine icabet edenlere daha güzeli vardır. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yaratıktır o!..

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = Dünyada Rablerinin emrine itaat edenler için, ahirette (mükâfatın) daha güzeli var. Allah’ın emrine itaat etmiyenler ise, arzda bulunan şeylerin hepsine bir o kadarı ile beraber sahip olsalar, (azabdan) kurtulmak için hepsini verirlerdi. İşte bunlar (var ya!) Hesabın kötüsü olanlar içindir. Sığınakları da cehennemdir, o ne fena yataktır! (*) Dikkat! (Secde) âyetidir.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ali Ünal = (Kendilerini başıboş, sahipsiz ve rehbersiz bırakmayan) Rabbilerinin çağrısına uyanlar için güzel âkıbet ve en güzel mükâfat (olarak Cennet) vardır. Bu çağrıya uymayanlar ise (bilhassa Âhiret’te) başlarına gelecekler karşısında isterler ki, yeryüzünde ne varsa hepsi ve bir o kadarı daha kendilerinin olsun da, başlarına geleceklerden kurtulmak için bunların tamamını versinler. Onlar içindir hesabın kötüsü ve onların barınakları da Cehennem’dir. Ne fena bir yataktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Bayraktar Bayraklı = Rabblerinin çağrısına uyanlara en güzel ödül vardır. O'nun çağrısına gelmeyenler ise, yeryüzünde olan her şey ve bir katı daha onların olsa, kurtulmak için bunları feda ederlerdi. Onlara hesabın en kötüsü vardır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Bekir Sadak = Rablerinin cagrisina gelenlere en guzel karsilik vardir. O'nun cagrisina uymayanlar ise, yeryuzunde olan her sey ve daha bir kati onlarin olsa, kurtulmak icin fidye verirlerdi. Iste hesaplari kotu olanlar bunlardir. Varacaklari yer cehennemdir; ne kotu konaktÙr! *

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Celal Yıldırım = Rablerinin çağrısına olumlu cevap verip gelenlere, en güzeli vardır. Onun çağrısına olumlu cevap vermeyenler ise, yeryüzündekilerin hepsi ve bir misliyle beraber onların olmuş olsaydı, (elbette) onu kurtuluş fidyesi verirlerdi. İşte bunlara hesabın kötüsü vardır; yurtları Cehennem'dir, o ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Cemal Külünkoğlu = Rablerinin çağrısına/emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. O'nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, (Allah'ın azabından) kurtulmak için hepsini fidye olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. Orası ne fena bir yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Diyanet İşleri (eski) = Rablerinin çağrısına gelenlere en güzel karşılık vardır. O'nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kötü konaktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Diyanet Vakfi = İşte Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde olanların tümü ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. İşte onlar var ya, hesabın en kötüsü onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Edip Yüksel = Rab'lerinin çağrısına uyanlar güzeli hak ederler. O'nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına sahip olsalar dahi kurtulmak için hepsini fidye olarak vermeye hazır olacaklardır. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir ve yerleri cehennemdir; ne de felaketli bir konaktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Rablarının emrine icabet edenlere daha güzeli var, ona icabet etmiyenler ise Arzda bulunanın cemiisi bir misli de beraber kendilerinin olsa, hepsini fidyei necat olarak verirlerdi, işte onlar, hisabın kötüsü onlar içindir, me'vaları da Cehennemdir, ve o, ne fena yataktır

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Rablerinin emrine uyanlara daha güzeli vardır. O'na uymayanlar ise, yeryüzünde olanların tamamı ve bunların bir katı da kendilerinin olsa, hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. işte onlar! Hesabın kötüsü onlar içindir; varacakları yer de cehennemdir; o ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O'na itaat etmeyenler ise, yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını bütünüyle kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Gültekin Onan = Rablerine icabet edenlere daha güzeli vardır. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir; ne kötü bir yaratıktır o!..

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Harun Yıldırım = İşte Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde olanların tümü ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. İşte onlar var ya, hesabın en kötüsü onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Hasan Basri Çantay = Rableri (nin tâati) ne icabet edenlere (o icabetin) daha güzeli vardır. Ona icabet etmeyenler (e gelince:) yeryüzünde bulunan şeylerin tamâmı, bir misli de beraber (olarak) kendisinin olsa, onu (kurtuluşu uğrunda) muhakkak feda ederdi. İşte onlar! Hesabın kötüsü onlar içindir. Barınakları da cehennemdir. O, ne fena yatakdır!..

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Hayrat Neşriyat = Rableri(nin emri)ne icâbet edenlere, (yaptıklarının) daha güzeli (olan bir karşılık, Cennet) vardır. O’na icâbet etmeyenler ise, eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve onunla berâber bir misli daha gerçekten kendilerinin olsa, (Allah’ın azâbından kurtulmak için) onu elbette fedâ ederlerdi. İşte onlara hesâbın kötüsü vardır ve varacakları yer Cehennemdir. O ise, ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 İbni Kesir = Rabblarına icabet edenlere; en güzel karşılık vardır. O'na icabet etmeyenler ise; şayet yeryüzünde bulunan her şey ve bir katı daha onların olsa, kurtulmak için onu fidye verirlerdi. Hesabın kötüsü, onlar içindir. Varacakları yer, cehennemdir ve o, ne kötü konaktır.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Kadri Çelik = Rablerine icabet edenlere daha güzeli vardır. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, pek de kötü bir yataktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Muhammed Esed = Rableri(nin daveti)ne güzel bir karşılık verenlerle O'na hiç karşılık vermeyenlerin durumları. (Bu sonrakiler), yeryüzünde ne varsa, hepsi onların olsa -hatta bunun iki katı- (Hesap Günü'nde) kurtulmak için hiç şüphesiz bunların hepsini gözden çıkarırlardı: İşte hesapların en kötüsü böylelerini bekliyor; böylelerinin sonunda varacakları yer de cehennem olacak: o ne kötü bir dinlenme yeri!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Mustafa İslamoğlu = Rablerinin çağrısına güzel bir biçimde karşılık verenlerle O'nu karşılıksız bırakan kimselerin durumudur. Ki eğer yeryüzündeki her şey onların olsaydı ve bir o kadarına da sahip olsalardı, (O gün düştükleri durumdan) kurtulmak için hiç tereddütsüz hepsini verirlerdi. İşte, hesapların en kötüsü onları beklemektedir ve onların meskeni cehennemdir: o ne kötü bir son duraktır.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Rablerine (Cenâb-ı Hakk'ın davetine) icabet edenler için bir güzellik vardır. O'na icabet etmemiş olanlar içinde yeryüzünde olan şeyleri hepsi ve bir misli de beraber olacak olsa idi elbette kendilerini azaptan kurtarmak için hepsini feda ederlerdi. İşte onlar ki, hesabın en kötüsü kendileri içindir ve onların dönüp girecekleri yer cehennemdir. Ve o ne fena yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ömer Öngüt = Rablerine icabet edenlere en güzel karşılık vardır. O'na uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde bulunan her şey ve bir o kadarı daha onların olsa, azaptan kurtulmak için hepsini fedâ ederlerdi. Hesabın en kötüsü onlar içindir, varacakları yer cehennemdir, o ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Şaban Piriş = Rablerinin çağrısına uyanlara en güzel karşılık vardır. O’nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Barınakları cehennemdir; ne kötü bir yerdir!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Sadık Türkmen = Rablerinin emrine uyanlar için ödülün en güzeli vardır. O’na uymayanlar ise yeryüzünde olan herşey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Seyyid Kutub = Rabblerinin çağrısına olumlu cevap verenlere karşılıkların en güzeli verilir. O'nun çağrısına olumlu karşılık vermeyenlere gelince, eğer dünyada bulunan her şey, bir kat fazlası ile ellerinde olsa, bütün bunları kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. Böylelerini kötü bir hesaplaşma işlemi bekliyor, varacakları yer cehennemdir; orası ne fena bir barınaktır!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Suat Yıldırım = Rab’lerinin çağrısına icabet edenlere en güzel mükâfat, cennet vardır. Fakat O’nun dâvetini kabul etmeyenlere gelince, şayet dünyada olan bütün şeyler ve onların bir misli daha kendilerinin olsaydı, kurtulmaları için fidye olarak hepsini verirlerdi. İşte bunlar çetin bir hesaba mâruz kalacaklardır. Onların kalacakları yer cehennem olacaktır. Orası ne kötü bir yerleşim yeridir!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Süleyman Ateş = Rablerinin buyruğuna uyanlara, en güzel karşılık vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde bulunan her şey ve bunun bir misli daha kendilerinin olsa, (Allâh'ın azâbından kurtulmak için) onu fidye verirlerdi. Onların hesâbı çok kötüdür. Varacakları yer de cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Tefhim-ul Kuran = Rablerine icabet edenlere daha güzeli vardır. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekileri tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yaratıktır o!..

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Ümit Şimşek = Rablerinin çağrısına cevap verenler için ödülün en güzeli vardır. Ona cevap vermeyenler ise, dünyadaki herşey kendilerinin olsa, hattâ bir o kadarı daha olsa, azaptan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirlerdi. Onlar için hesabın kötüsü vardır; barınakları ise Cehennemdir. Ne kötü bir döşektir o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Rablerinin çağrısına olumlu cevap verenler için güzellik vardır. O'na olumlu cevap vermeyenlere gelince, yeryüzündekilerin tamamı onların olsa, bir o kadar da ilave edilse, kurtulmak için bunların tümünü fidye verirlerdi. Böylelerinin hesabı kötü olacaktır; varacakları yer de cehennemdir. Ne kötü yataktır o!

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 İskender Ali Mihr = Rab’lerine (Rabbinin emrine) icabet edenler için en güzeli vardır. Ve O’na icabet etmeyenler, yeryüzünde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa, onu mutlaka fidye olarak verirlerdi. İşte onlar; onlar için hesabın kötüsü var. Ve onların barınacağı yer, cehennem; ne kötü bir döşektir.

lillezînestecâbû (li ellezîne istecâbû)

  Ra’d / 18 -

 İlyas Yorulmaz = (Bu misaller) Rablerinin çağrısına cevap verip güzel şeyler yapanlar içindir. Birde çağrıya cevap vermeyenler var ya, yeryüzündekilerin tümü ve bir o kadarı daha onların olsa, (Allah’ın vereceği azap karşılığında) kurtulmak için onların hepsini feda ederlerdi. Bunlar onların yaptığı kötü (yanlış) hesaplardır. (Ahirette) kalacakları yer cehennemdir, orası ne kötü kalacak yer.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Diyanet İşleri = Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onları çağırsanız çağırışınızı duymazlar, imkân olsa da duysalar cevap veremezler size ve kıyâmet gününde de şirk koşmanızı inkâr ederler ve hiçbir şey, her şeyden haberdâr olan gibi haber veremez sana.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Abdullah Parlıyan = Onlara yalvarıp dua etseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile, istediğinizi yerine getiremezler ve üstelik kıyamet gününde, kendilerini Allah'a ortak koşmanızı inkâr ederler. Bunu herşeyden haberi olan Allah gibi, sana hiç kimse haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Adem Uğur = Eğer onları (putları) çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ahmed Hulusi = Eğer onlara seslenirseniz, sizin çağrınızı işitmezler! Diyelim ki işitseler, size cevap veremezler! (Üstelik) kıyamet sürecinde, sizin onlara tanrılık atfetmenizi inkâr ederler. . . Habiyr'in (haberdar olanın) benzeri (kimse) sana haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ahmet Tekin = Eğer onlara, putlara dua ederseniz sizin duanızı işitmezler. Faraza işitseler bile, sizin dualarınızı, dileklerinizi, isteklerinizi yerine getiremezler. Kıyamet günü de, kendilerini, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bu gerçeği sana, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah gibi, hiç kimse, detaylarıyla haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ahmet Varol = Siz onları çağırsanız çağrınızı duymazlar. Duysalar bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde de sizin ortak koşmanızı inkar ederler. San hiç kimse her şeyden haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ali Bulaç = Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu her şeyden) Haberi olan Allah gibi sana (hiç kimse) haber vermez.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ali Fikri Yavuz = Kendilerine (putlara) dua ederseniz duanızı işitmezler. (Farz-ı muhal) işitseler bile, size cevap veremezler, kıyamet gününde de şirkinizi (kendilerine ibadet ettiğinizi) inkâr ederler. Sana Habîr= her şeyden haberdar olan (Allah) gibi gerçek haber veren olmaz.

mestecâbû (mâ istecâbu)

  Fâtır / 14 -

 Ali Ünal = Siz onlara dua edip yalvarsanız da, onlar duanızı işitmezler. Diyelim ki işittiler, ama duanıza karşılık veremezler. Kıyamet Günü’nde de, sizin onları Allah’a ortak tanımış olmanızı reddederler. Başka kimse, size her şeyden hakkıyla haberdar olan (Rabbiniz) gibi gerçeği iletemez ve anlatamaz.