Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Diyanet İşleri = Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kullarına da, aldıkları zahîreler içinde bulup gördükleri ikrâmı anlasınlar da tekrar gelsinler diye zahîre bedellerini yüklerinin içine koyun diye emretti.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Abdullah Parlıyan = Bu arada Yûsuf hizmetçilerine: “Onların bedel olarak getirdikleri sermayelerini de yüklerinin içine koyun, belki ailelerine döndükleri zaman bunu farkederler de, belki daha istekli olarak bize geri dönerler” dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Adem Uğur = (Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ahmed Hulusi = (Yusuf) hizmetlilerine dedi ki: "Sermayelerini yüklerinin içine koyun. . . Ailelerine döndüklerinde belki bunu fark ederler de bize geri dönerler. "

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ahmet Tekin = Yûsuf, genç hizmetkârlarına, adamlarına:'Verdikleri altın ve gümüş paraları, bedel olarak getirdiklerini geri verin, yüklerinin içine koyun. Ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varırlar da, belki daha istekli geri gelirler.' diye tenbih etti.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ahmet Varol = (Yusuf) uşaklarına da dedi ki: 'Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunu anlarlar da tekrar geri dönerler.'

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ali Bulaç = Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler."

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ali Fikri Yavuz = (Yûsuf, zahireyi ölçen) uşaklarına dedi ki: “- Onların (zahire karşılığında verdikleri) mallarını yüklerinin içine koyun. Olur ki, ailelerine döndükleri zaman, farkına varırlar da belki yine gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ali Ünal = Yusuf, zahire ölçen memurlarına dedi ki: “Onların, zahire karşılığında verdikleri malları da yüklerinin içine koyun. Ailelerine dönüp de yüklerini açtıklarında ihtimal bunu farkederler de, daha rahat ve güven içinde bize tekrar gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Bayraktar Bayraklı = Yûsuf, emrindeki gençlere dedi ki: “Sermayelerini yüklerinin içine koyunuz. Olur ki, ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Bekir Sadak = Yusuf adamlarina: «Karsilik olarak getirdiklerini de yuklerine koyun. Belki ailelerine varinca, onu anlarlar da bir daha donerler» dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Celal Yıldırım = Yûsuf, uşaklarına, «zahire bedellerini yüklerinin içine yerleştirin, belki ailelerine döndüklerinde anlarlar da yine (bize) dönüp gelirler» dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Cemal Külünkoğlu = (Yusuf) yardımcılarına da dedi ki: “Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Diyanet İşleri (eski) = Yusuf adamlarına: 'Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler' dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Diyanet Vakfi = (Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Edip Yüksel = (Yusuf) Emri altındakilere de şöyle emir verdi: 'Ailelerine döndüklerinde bulmaları için, takas eşyalarını yüklerinin içine sokun, belki böylece geri dönerler.'

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Uşaklarına da dedi: sermayelerini yüklerinin içine koyuverin belki ailelerine avdetlerinde anlarlar belki yine gelirler

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yusuf uşaklarına: «Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin, belki ailelerine döndüklerinde anlarlar, belki yine gelirler.» dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yusuf bir taraftan da adamlarına tenbih etti: «Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin, belki ailelerinin yanına dönünce farkına varırlar ve belki yine gelirler» dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Gültekin Onan = Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ehillerine (ailelerine) döndüklerinde (kalebu) bunun farkına varırlar da belki geri dönerler."

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Harun Yıldırım = Yardımcılarına dedi ki: “Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Belki ailelerine dönünce bunun farkına varırlar da yine geri dönerler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Hasan Basri Çantay = (Yuusuf) uşaklarına: «Sermâyelerini yüklerinin içine koyuverin. Olur ki ailelerine avdet etdikleri zaman bunun farkına varırlar da belki yine (buraya) dönerler» demişdi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Hayrat Neşriyat = (Yûsuf) genç (uşak)larına da dedi ki: '(Verdikleri) sermâyelerini yüklerinin içine koyun; umulur ki onlar âilelerine döndükleri zaman bunu anlarlar da belki geri gelirler.'

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 İbni Kesir = Yusuf uşaklarına dedi ki: Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine dönünce bunu anlarlar da geri dönerler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Kadri Çelik = Yusuf (emrindeki) gençlere, “Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. Belki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da geri dönerler” dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Muhammed Esed = (Bu arada Yusuf) hizmetçilerine: "Onların bedel olarak getirdiklerini de denklerine yerleştirin ki, evlerine vardıklarında bunu fark eder de belki daha istekli olarak dönerler" dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Mustafa İslamoğlu = Bu arada (Yusuf) hizmetçilerine "Onların bedel olarak getirdiklerini yüklerinin içerisine koyun!" dedi, "Belki ailelerinin yanına döndüklerine bunu fark ederler de, bu sayede bir kez daha gelirler."

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve (Hazreti Yusuf) hizmetkârlarına dedi ki: «Onların sermayelerini, yükleri içine koyuveriniz. Belki anneleri yanına dönüp gidince, onu bilirler ve umulur ki geri dönerler.»

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ömer Öngüt = (Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: “Onların zâhire bedellerini yüklerinin içine koyun. Belki âilelerine döndüklerinde onu anlarlar da bir daha dönerler. ”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Şaban Piriş = Yusuf memurlarına: -Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler, dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Sadık Türkmen = Emrindeki yardımcılara dedi ki: “Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki onlar; ailelerine döndükleri zaman bunun farkına varırlar da, belki tekrar geri dönüp gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Seyyid Kutub = Yusuf yanında çalışan işçilere dedi ki; «Bunların verdikleri zahire bedelini yüklerine koyunuz, evlerine varınca herhalde onu farkederler de bir daha gelirler.»

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Suat Yıldırım = Yusuf, zahîre tartan görevlilerine de dedi ki: "Onların, zahîre karşılığında verdikleri mallarını da yüklerinin içine koyun. Böylece belki ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varıp yine gelirler."

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Süleyman Ateş = (Yûsuf) Uşaklarına: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun, belki âilelerine döndükleri zaman bunun farkına varırlar da yine gelirler" dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Tefhim-ul Kuran = Yardımcılarına da dedi ki: «Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler.»

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Ümit Şimşek = Yusuf memurlarına 'Onların erzak bedellerini yüklerinin içine koyun,' dedi. 'Belki evlerine döndüklerinde fark ederler de tekrar erzak almaya gelirler.'

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yûsuf muhafızlarına dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Bakarsın ailelerine döndüklerinde onu fark eder de tekrar gelirler."

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 İskender Ali Mihr = Adamlarına (yardımcı gençlere) şöyle dedi: “Onların erzak bedellerini, yüklerinin içine koyun (geri verin). Umulur ki; onlar ailelerine geri döndükleri zaman onu farkederler, böylece geri gelirler.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 62 -

 İlyas Yorulmaz = Yusuf görevli gençlerine “Onların bize getirdikleri yüklerini tekrar onların yüklerine sarın. Evlerine döndüklerinde belki getirdikleri yükleri tanırlar da, geri dönerler” dedi.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Diyanet İşleri = Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yüklerini açıp aldıkları zahîreye karşılık verdikleri bedelleri de yüklerinin içinde bulunca baba dediler, daha ne istiyoruz? İşte zahîre bedellerimiz de bize geri verilmiş. Onlarla tekrar âilemize zahîre getiririz, kardeşimizi koruruz, daha fazla zahîre alırız. Zâten bu seferki bize yetmeyecek kadar da az.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Abdullah Parlıyan = Ve neden sonra yüklerini açtıklarında, takas için götürdükleri sermayelerin de kendilerine, iade edilmiş olduğunu gördüler. “Ey babamız!” dediler. “Başka ne isteyebiliriz ki? İşte kendi mallarımız, olduğu gibi bize iade edilmiş. Eğer Bünyamin'in bizimle gelmesine izin verirsen, bu mallarla ailemize yeniden zahîre getirebilir, kardeşimizi de iyi koruyup gözetir ve böylece, bir deve yükü zahîre fazladan elde etmiş oluruz. Bu seferki alıp getirdiğimiz pek az sayılır, bize yetmez.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Adem Uğur = Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Dediler ki: Ey babamız! Daha ne istiyoruz. İşte sermâyemiz de bize geri verilmiş. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız. Çünkü bu (seferki aldığımız) az bir miktardır.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ahmed Hulusi = Erzak yüklerini açtıklarında, verdikleri bedelin kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler. . . Dediler ki: "Ey babamız. . . Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedel bize iade olunmuş! Ailemiz için erzak alırız, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de arttırırız (fazla alırız kardeşimizin hakkı olarak). . . Zaten bu (aldığımız) kolay bir ölçektir. "

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ahmet Tekin = Yüklerini, denklerini çözüp açtıklarında ödedikleri paraların geri verildiğini gördüler.'Ey babamız, daha ne istiyoruz. İşte sermayemiz bize geri verilmiş. Onunla ailemize yine yiyecek getiririz. Kardeşimizi koruruz. Bir deve yükü de fazla alırız. Zaten bu sefer çok az bir zahire aldık.' dediler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ahmet Varol = Erzak yüklerini açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. 'Ey babamız! Daha ne istiyoruz! İşte sermayemiz de bize iade edilmiş. (Bununla) yine ailemize erzak alır, kardeşimizi korur ve bir deve yükü de artırırız. Bu (getirdiğimiz) az bir ölçektir' dediler.

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ali Bulaç = Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir."

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet zahire yüklerini açtıkları zaman, sermayelerini kendilerine iade edilmiş bulunca şöyle dediler: “- Ey babamız! Daha ne isteriz, işte sermayemiz de bize iade edilmiş, yine ailemize erzak getiririz, kardeşimizi de koruruz, hem bir deve yükü fazla zahire alırız; şimdi bu aldığımız, pek az bir zahiredir.”

bidâate-hum

  Yûsuf / 65 -

 Ali Ünal = Yüklerini açınca zahire bedellerinin yükleri içine geri konulduğunu gördüler. “Baba, baba!” dediler, “daha ne istiyoruz ki? İşte, götürdüğümüz zahire bedelleri bize geri verilmiş. Şimdi tekrar gidip evimize yeni zahire alabiliriz. Kardeşimizi de koruruz! Hem, bir deve yükü daha fazla almış oluruz. (Çünkü hükümdar, verdiğini kişi başına veriyor.) Pek kolay bir alım olacak bu!”