Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Diyanet İşleri = “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sağ elindeki nedir ey Mûsâ.

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Abdullah Parlıyan = O sağ elindeki nedir ey Musa?”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Adem Uğur = Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ahmed Hulusi = "O sağ elindeki nedir yâ Musa?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ahmet Tekin = 'Şu sağ elindeki nedir, yâ Mûsâ?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ahmet Varol = Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ali Bulaç = "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ali Fikri Yavuz = Şu sağ elindeki ne? Ey Musa!

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ali Ünal = “Şu sağ elinde tuttuğun nedir ey Musa?”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey Mûsâ! Sağ elindeki nedir?” diye soruldu.

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Bekir Sadak = «Ey Musa! Sag elindeki nedir?»

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Celal Yıldırım = Ey Musâ! Sağ elindeki nedir?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Cemal Külünkoğlu = (17-18) “Şu sağ elindeki nedir ey Musa?” (Musa) dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Ey Musa! Sağ elindeki nedir?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Diyanet Vakfi = Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Edip Yüksel = 'Şu elindeki nedir, Musa?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = O yeminindeki de ne ya Musâ?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O sağ elindeki de ne, ey Musa?»

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Musa! Sağ elindeki nedir?»

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Gültekin Onan = "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Harun Yıldırım = Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Hasan Basri Çantay = Musa, o sağ elindeki ne?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Hayrat Neşriyat = 'Şu sağ elindeki de nedir ey Mûsâ?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 İbni Kesir = O sağ elindeki de nedir ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Kadri Çelik = “Sağ elindeki nedir ey Musa?”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Muhammed Esed = "O sağ elindeki nedir, ey Musa?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Mustafa İslamoğlu = Mûsâ, şu sağ elinde tuttuğun şey de ne?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ya Mûsa! Nedir o sağ elinde olan?»

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ömer Öngüt = “O sağ elindeki nedir ey Musa?”

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Şaban Piriş = - Sağ elindeki nedir Ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Sadık Türkmen = Sağ elindeki nedir, Ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Seyyid Kutub = Sağ elindeki nedir, ya Musa.

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Suat Yıldırım = Mûsâ, şu sağ elinde tuttuğun şey de ne?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Süleyman Ateş = "Sağ elindeki nedir ey Mûsâ?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Tefhim-ul Kuran = «Sağ elindeki nedir ey Musa?»

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Ümit Şimşek = 'Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?'

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Nedir o sağ elindeki ey Mûsa?"

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 İskender Ali Mihr = O sağ elindeki nedir, ey Musa?

bi yemîni-ke

  Tâ-Hâ / 17 -

 İlyas Yorulmaz = “Şu sağ elindeki nedir? ya Musa!”

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Diyanet İşleri = Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve sen, bundan önce hiçbir kitap okumazdın ve sağ elinle de bir şey yazmamıştın, öyle olsaydı, bâtıl şeylere kapılanlar mutlaka şüpheye düşerlerdi.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! Sen, bu Kur'an sana gelmezden önce hiç kitap okumazdın ve ellerinle de yazı yazar birisi değildin. Öyle olsaydı, batıl şeylere kapılanlar, mutlaka şüpheye düşerlerdi.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Adem Uğur = Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ahmed Hulusi = Sen O'ndan (inzâl ettiğimiz BİLGİden) önce (Tevrat, İncil gibisinden) bir kitap okumuyor ve onu sağ elinle de yazmıyordun. . . (Demek ki genel anlamda okur - yazar olabilir. . . Furkan: 5) (Eğer okuyup yazıyor olsaydın) o takdirde dediklerini çürütmek isteyenler elbette şüphe ederdi.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ahmet Tekin = Sen Kur’ân indirilmeden önce, ne kitaptan okumayı bilirdin, ne de sağ elinle yazı yazabilirdin. Eğer öyle olsaydı, bâtıl yolda gidenler, bâtılın hâkimiyetini temin için hakkı baskı altında tutan güç ve iktidar sahipleri elbette kuşku duyarlardı.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ahmet Varol = Sen daha önce ne bir kitap okuyor ne de onu elinle yazıyordun. Öyle olsaydı batıla uyanlar kuşkulanırlardı.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ali Bulaç = Bundan önce sen hiç kitap okuyan değildin ve onu sağ elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, batılda olanlar kuşkuya kapılırlardı.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Sen bundan önce (Kur’an’ın nüzulünden evvel inen kitablardan) hiç bir kitab okur değildin ve elinle de onu yazmazdın. (Eğer okur yazar olmuş olsaydın), o vakit müşrikler, (Kur’an’ı başkasından okuyup yazdın ve öğrendin diye) elbette şübhelenirlerdi.

bi yemîni-ke

  Ankebût / 48 -

 Ali Ünal = Sen, bu Kitap sana indirilmeye başlanmadan önce herhangi bir kitap okumuş veya yazı yazmış bir insan değildin. Eğer bunları yapmış olsaydın, Kur’ân’la ilgili bâtıl iddialar peşinde koşanların, onun Allah’tan geldiği gerçeği konusunda şüphe duymaya bir mazeretleri olabilirdi.