Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

basîren

  İsrâ / 96 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir.”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter; şüphe yok ki o, kullarından haberdardır, onları görür.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Benimle sizin aranızda, tanık olarak Allah yeter. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları görür.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Adem Uğur = De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak, Esmâ'sıyla hakikatim olan Allâh yeterlidir! Muhakkak ki O, kullarıyla Habiyr'dir, Basıyr'dir. "

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ahmet Tekin = 'Benimle sizin aranızdaki konularda, benim hak peygamber olduğum konusunda gerçek şâhit olarak Allah kâfidir. O, kullarının gizli-açık bütün davranışlarından haberdardır ve onları bilmekte, görmektedir.' de.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O kullarından haberdar olan, onları görendir.'

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ali Bulaç = De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ali Fikri Yavuz = De ki: “- Allah, sizinle benim aramda şâhid yeter. Muhakkak ki o, kullarının yaptığından haberdardır, bütün hallerini görendir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ali Ünal = De ki: “Aramızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O, kullarının her halinden hakkıyla haberdardır; onları her ne yapıyorlarsa hakkıyla görmektedir.”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah yeterlidir. Zira O, kullarını bilip görmektedir.”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Bekir Sadak = De ki: «Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. Dogrusu O, kullarini gorur, haberdardir.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Celal Yıldırım = De ki: Benimle sizin aramızda şâhid olarak Allah yeter. Şüphesiz ki O, kullarından haberlidir ve (onların her hâlini) görendir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir.”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Doğrusu O, kullarını görür, haberdardır.'

basîren

  İsrâ / 96 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Edip Yüksel = De ki: 'Benimle sizin aranızda ALLAH tanıktır. O, kullarından haber alır, görür.'

basîren

  İsrâ / 96 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: Allah sizinle benim aramda şâhid yeter, her halde o, kullarına habîr basîr bulunuyor

basîren

  İsrâ / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Allah, sizinle benim aramda şahit olarak yeter. Gerçekten O, kullarından haberdardır, çok iyi görendir.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Gültekin Onan = De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Tanrı yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."

basîren

  İsrâ / 96 -

 Harun Yıldırım = De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Benimle sizin aranızda hakıykî şâhid olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının (her şeyinden) cidden haberdârdır, kemâliyle görendir».

basîren

  İsrâ / 96 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: 'Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter! Şübhesiz ki O, kullarından hakkıyla haberdardır, (onları) hakkıyla görendir.'

basîren

  İsrâ / 96 -

 İbni Kesir = De ki: Şahid olarak, benim ve sizin aranızda Allah yeter. Muhakkak ki O; kulları için Habir'dir, Basir'dir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Kadri Çelik = De ki: “Benimle aranızda şahit olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından hakkıyla haberdardır, görendir.”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Muhammed Esed = De ki: "Benimle sizin aranızda Allah'tan başkası tanıklık edemez; kullarından (onların kalplerinde olanı bütün açıklığıyla) görerek haberdar olan O'dur".

basîren

  İsrâ / 96 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Benimle sizin aranızda (bütün bu olan bitenlere) şahit olarak Allah yeter: Çünkü o kullarıyla ilgili her habere (daha kaynağında) vakıf olan, onların her halini bizzat görendir."

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Allah Teâlâ benimle sizin aranızda şahit olarak kifâyet eder. Şüphe yok ki, O, kullarından haberdardır (onları bihakkın) görücü bulunmaktadır.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ömer Öngüt = De ki: “Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah kâfidir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları görmektedir. ”

basîren

  İsrâ / 96 -

 Şaban Piriş = De ki: -Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O kullarından haberdardır.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O; kullarından haberdardır, görendir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Benimle sizin aranızda Allah'ın şahitliği yeterlidir. O kullarının yaptıkları her işten haberdardır ve her şeyi görür.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Suat Yıldırım = De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter! Doğrusu O kullarının bütün hallerini bilip görmektedir."

basîren

  İsrâ / 96 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Benimle sizin aranızda Allah'tan başkası tanıklık edemez; kullarından (onların kalplerinde olanı bütün açıklığıyla) görerek haberdar olan O'dur".

basîren

  İsrâ / 96 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Ümit Şimşek = De ki: «Allah Teâlâ benimle sizin aranızda şahit olarak kifâyet eder. Şüphe yok ki, O, kullarından haberdardır (onları bihakkın) görücü bulunmaktadır.»

basîren

  İsrâ / 96 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: “Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah kâfidir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları görmektedir. ”

basîren

  İsrâ / 96 -

 İskender Ali Mihr = De ki: “Benimle sizin aranızda, Allah şahit olarak yeter.” Muhakkak ki O, kullarından haberdar olandır, (onları) görendir.

basîren

  İsrâ / 96 -

 İlyas Yorulmaz = “Benim Allah’ın elçisi oluğuma, benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. O kullarının yaptığı her şeyden haberdar olan ve onları hep görendir. ”

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Diyanet İşleri = “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.”

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki sen, görmedesin bizi.

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Abdullah Parlıyan = Muhakkak ki sen, bizi bütün varlığımızla görmektesin.”

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Adem Uğur = Şüphesiz sen bizi görmektesin.

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ahmed Hulusi = "Muhakkak ki sen bizi Basıyr'sin!"

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ahmet Tekin = "Şüphesiz sen, bizi görmektesin."

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ahmet Varol = «Hiç şüphesiz sen, bizi görmektesin.»

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ali Bulaç = "Şüphesiz sen bizi görüyorsun."

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ali Fikri Yavuz = "Kuşkusuz sen, bizi görmektesin."

basîren

  Tâ-Hâ / 35 -

 Ali Ünal = “Sen, zaten bizi her halimizle çok iyi görmekte ve bilmektesin.”