Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Diyanet İşleri = (O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün azaptan kurtarılana şüphe yok ki rahmet etmiştir ve budur en büyük kurtuluş.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Abdullah Parlıyan = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona acımıştır. İşte bu kesin kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Adem Uğur = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ahmed Hulusi = O süreçte kimden (azap) uzaklaştırılırsa, hakikaten Allâh ona rahmet etmiştir! İşte apaçık kurtuluş budur!

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ahmet Tekin = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona rahmetini, merhametini, ihsan etmiştir. İşte apaçık mutluluk budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ahmet Varol = O gün kim ondan (azaptan) alıkonursa (Allah) ona rahmet etmiş olur. Apaçık kurtuluş işte budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ali Bulaç = O gün, kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ali Fikri Yavuz = O gün, kimden azab giderilirse muhakkak ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ali Ünal = Her kim o gün o azaptan uzak tutulursa, bu demektir ki Allah, ona rahmetiyle muamele etmiştir. İşte budur apaçık kazanç ve kurtuluş!

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Bayraktar Bayraklı = O gün kendisinden azap uzaklaştırılana, Allah, rahmetini bağışlamış olur. Bu da apaçık bir kurtuluş olacaktır.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Bekir Sadak = O gun kim azabdan alikonursa, suphesiz o kimse rahmete erismistir. Bu, apacik bir kurtulustur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Celal Yıldırım = Artık kim o gün azâbdan çevrilirse. gerçekten Allah ona merhamet etmiştir ve bu çok açık bir kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Cemal Külünkoğlu = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona merhamet etmiştir. İşte bu da apaçık bir kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Diyanet İşleri (eski) = O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Diyanet Vakfi = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Edip Yüksel = O gün kimden azap çevrilirse (Tanrı) ona rahmet etmiştir. En büyük zafer budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kim kendisinden o gün azab bertaraf edilirse işte onu rahmetiyle yarlıgamıştır. Ve işte ıyan beyan kurtuluş odur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O gün kimden azap giderilirse, işte Allah onu bağışlamıştır. Ve işte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O gün kimden azab giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Gültekin Onan = O gün kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Harun Yıldırım = O gün kim ondan çevrilirse muhakkak ona rahmet edilmiştir. İşte bu apaçık bir kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Hasan Basri Çantay = «O gün kim azâbdan döndürülür (kurtarılır) sa muhakkak ki (Allah) onu esirgemişdir. Apaçık kurtuluş (ve seâdet) de işte budur».

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Hayrat Neşriyat = Kim ki, kendisinden o gün (azab) def' edilir, artık gerçekten (Allah) ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur!

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 İbni Kesir = O gün, kim ondan döndürülürse; şüphesiz o, rahmete ermiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Kadri Çelik = O gün, kimden (azap) alıkonursa, şüphesiz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık olan kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Muhammed Esed = O Gün kim esirgenirse Allah ona rahmetini bağışlamış olur: bu da apaçık bir kurtuluş olacaktır.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Mustafa İslamoğlu = O gün kim azaptan esirgenirse, kesinlikle Allah ona rahmet etmiştir. Bu ise apaçık bir kurtuluş demektir.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Kim kendisinden o gün azab bertaraf edilirse muhakkak ona merhamet buyurmuştur. Ve işte en açık bir kurtuluş odur.»

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ömer Öngüt = O gün kimden azap çevrilirse, şüphesiz ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Şaban Piriş = O gün, (azap) kimden kaldırılırsa ona merhamet edilmiştir. İşte, apaçık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Sadık Türkmen = O gün kim ondan kurtulursa; O, ona rahmet etmiştir. İşte bu, apaçık kurtuluş ve başarıdır.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Seyyid Kutub = O gün kim azaptan uzak tutulursa Allah onu kayırmış olur. İşte kesin kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Suat Yıldırım = O gün her kim azaptan uzak tutulursa, muhakkak ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte en büyük mutluluk, en açık başarı budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Süleyman Ateş = (O öyle bir gündür ki) o gün kimden azâb çevrilip savılırsa gerçekten (Allâh) ona acımıştır. İşte apaçık başarı budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Tefhim-ul Kuran = O gün, kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Ümit Şimşek = O gün kim o azaptan uzak tutulursa, Allah ona rahmet etmiştir. Bu ise apaçık bir kurtuluştur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kendisinden azap uzaklaştırılana o gün rahmet etmiştir. İşte açık kurtuluş budur.

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 İskender Ali Mihr = O gün (izin günü), kim ondan (azaptan) uzaklaştırılırsa, o taktirde ona (Allah), rahmet etmiştir. Ve işte bu, apaçık bir fevzdir (kurtuluştur).

yusraf anhu

  En’âm / 16 -

 İlyas Yorulmaz = O gün, kim azaptan uzak tutulmuşsa, hiç şüphe yoktur ki ona merhamet edilmiştir. İşte bu, açıkça kurtuluştur.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki kadın, ondan murât almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yûsuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, kadın ona karşı arzu doluydu; eğer Yûsuf Rabbinin zinayı yasaklayan kesin delilini, hatırına getirmemiş olsaydı, onun da ona bir arzu ve isteği doğmuş gitmişti. Böylece biz ondan kötülüğü, çirkin ve taşkınca halleri geri çevirmek için, kesin delilimizi hatırlatmış olduk. Gerçekten de o Yûsuf, bizim seçkin kullamızdan biriydi.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Adem Uğur = And olsun ki kadin Yusuf'a karsi istekli idi; Rabbin'den bir isaret gormeseydi Yusuf da onu isteyecekti. Iste ondan kotulugu ve fenaligi boylece engelledik. Dogrusu o bizim cok samimi kullarimizdandir.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki (o kadın) Onu arzulamıştı. . . Rabbinin burhanı olmasaydı (aklı, duygusuna hâkim olmasaydı Yusuf da) ona meyletmiş gitmişti! Biz böylece Ondan kötülüğü (nefsanî duyguları) ve şehveti uzak tuttuk! Çünkü O, ihlâslı kullarımızdandır.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, hanım, ona karşı gerçekten arzu doluydu. Rabbinin ikazını, emir ve hükümlerini, koyduğu ahlâkî kuralları düşünmemiş olsaydı, Yûsuf da ona meyletmiş gitmişti. Biz kötülük ve zinayı, gayri meşrû ilişkileri, haddi aşmayı, cimriliği, ahlaksızlığı ondan uzaklaştırmak için böyle hatırlatmalarda bulunduk. O bizim samimi, ihlâslı davranışlarda bulunan kullarımızdan biri idi.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ahmet Varol = Andolsun kadın onu arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını görmeseydi o da onu arzu etmişti. Bu şekilde kötülük ve fuhşu ondan savmak için istedik. O bizim seçkin kullarımızdandı.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ali Bulaç = Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = Kadın, gerçekten ona niyyetlenmiş ve o da kadına niyyetlenmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin burhânını (ilâhî ihtar) görmemiş olsaydı, olacak olan olurdu. İşte biz, ondan fenalığı ve fuhşu gidermek için böyle yaparız. Çünkü o, bizim ihlâslı kullarımızdandır.

anhu es sûe

  Yûsuf / 24 -

 Ali Ünal = Hanım, O’na sahip olmayı aklına koymuştu ve bütün düşünceleri O’nunla meşguldü. Yusuf’ta da ona karşı bir meyil uyanabilirdi, fakat O, (iffet ve doğru davranış konusunda) Rabbisinin açık ve kesin delilini görmüştü ve hanımdan kurtulmanın hesaplarını yapıyordu. İşte, (kendisine böyle bir delil göstermiş olmakla) fenalığı ve fuhşu O’ndan uzaklaştırdık. Doğrusu O, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.