Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ammâ (an mâ) ta’melûne
Diyanet İşleri = Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve göklerle yeryüzünde gaibe âit olan, bilinmeyen her şey, Allah'ındır ve bütün işler, dönüp ona varır, artık ona kulluk et ve ona dayan. Rabbin, yaptığınız şeylerden gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Abdullah Parlıyan = Göklerin ve yerin, vahiyle bilinip akıl ve duyularla bilinemeyen gerçekleri, Allah'ın elindedir. Bütün işler O'na döndürülmektedir. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven, O'na dayan; çünkü Rabbin, yapıpettiklerinizden asla habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Adem Uğur = Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmed Hulusi = Semâlar ve arzın algılanamayanları, Allâh içindir. . . Hüküm tümüyle O'ndan çıkar! O hâlde O'na kulluğunun farkındalığına er; O'nun El Vekiyl isminin mânâsının hakikatindeki varlığını hisset! Rabbin, sizden açığa çıkanlardan perdeli değildir!
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmet Tekin = Göklerdeki ve yerdeki bilinmeyen güçlerin ve imkânların tasarrufu yalnızca Allah’a aittir. Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah’tır. O halde O’nu ilâh tanı, candan müslüman olarak O’na teslim ol, saygıyla O’na kulluk ve ibadet et, O’nun şeriatına bağlan, O’na boyun eğ, işlerini O’na havale et. Rabbin işlediğiniz amellerden gafil, habersiz değildir, Buna göre sizi mükâfatlandırıp cezalandıracaktır.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmet Varol = Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Bulaç = Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Fikri Yavuz = Göklerin ve yerin sırrı, Allah’ın ilmindedir. Bütün işler de ona döndürülür. O halde, yalnız O’na ibadet et ve O’na tevekkül kıl. Senin Rabbin, yapmakta olduğunuz şeylerden gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Ünal = Gökler ve yer neyi barındırıyor, gelecek adına ne saklıyorsa, hepsini bilen ve hakimiyeti altında tutan ancak Allah’tır; bütün işler, neticede varır O’nda biter ve O neye hükmederse o olur. Dolayısıyla, O’na ibadet et ve O’na dayanıp güven. Bil ki Rabbin, işleyip durduklarınızdan asla habersiz ve onlara karşı kayıtsız değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Bayraktar Bayraklı = Göklerin ve yerin gaybı yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin, yaptıklarınızdan gâfil değildir.[221]
ammâ (an mâ) ta’melûne
Bekir Sadak = Goklerin ve yerin gaybi Allah'a aittir. Butun isler O'na dondurulur. Oyleyse O'na kulluk et, O'na guven. Rabbin, yaptiklarinizdan habersiz degildir. *
ammâ (an mâ) ta’melûne
Celal Yıldırım = Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Bütün işler O'na döndürülür. Artık O'na ibâdet edin ve O'na güvenip dayanın. Rabbin yapageldiğinizden habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Cemal Külünkoğlu = Göklerin ve yerin bilinmeyen, insan idrakini aşan görülüp gözlenemeyen sırrı Allah'ın elindedir. Bütün işler ancak O'na döndürülür. Öyleyse, O'na kulluk et; O'na güven. Rabbin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Diyanet İşleri (eski) = Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Diyanet Vakfi = Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Edip Yüksel = Göklerin ve yerin gizlilikleri ALLAH'a aittir. Tüm işler sonunda ona döner. O'na kulluk edin ve O'na güvenin. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Bununla beraber Göklerin Yerin gaybi, Allahın'dır, emrin de hepsi ona irca' olunur, yalnız ona ıbadet et ve ona tevekkül kıl, rabbın ne yaptığınızdan ve yapacağınızdan gafil değil
ammâ (an mâ) ta’melûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bununla beraber göklerin ve yerin sırrını Allah bilir. Bütün işler O'na döndürülür; yalnız O'na ibadet et ve O'na dayan! Rabbin yaptığınızdan ve yapacağınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Gültekin Onan = Göklerin ve yerin gaybı Tanrı'nındır, bütün buyruklar O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Harun Yıldırım = Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır, bütün işler O’na döndürülür; öyleyse O’na ibadet et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Hasan Basri Çantay = «Göklerin ve yerin (sırr-ı) ğaybı Allahındır. Her iş Ona döndürülür, öyle ise Ona ibâdet et, Ona güvenib dayan. Senin Rabbin yapmakda olduğunuz şeylerden gaafil (ve habersiz) değildir».
ammâ (an mâ) ta’melûne
Hayrat Neşriyat = Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah’a âiddir ve bütün işler hep O’na döndürülür; öyle ise O’na ibâdet et ve O’na tevekkül et! Çünki Rabbin, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
İbni Kesir = Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na ibadet et ve O'na tevekkül et. Rabbın; yaptıklarınızdan gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Kadri Çelik = Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na ibadet et, O'na güven ve Rabbin, yaptıklarınızdan asla gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Muhammed Esed = Göklerin ve yerin bilinmeyen, görülüp gözlenemeyen yüzü Allah'ın elindedir; ve var olan her şey (çıktığı kaynak olarak) hep O'na döndürülmektedir. Öyleyse, O'na kulluk et; O'na güven/O'na dayan; çünkü Rabbin yapıp ettiklerinizden asla habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Mustafa İslamoğlu = Göklerin ve yerin gizli gerçekleri Allah'a aittir; ve sonunda her iş döner dolaşır Allah'ın (dediğine) varır: şu halde yalnız O'na kul ol ve O'na güvenip dayan; zira senin Rabbin yaptıklarınız karşısında asla duyarsız kalmaz.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve göklerin ve yerin gaybı Allah içindir ve emrin hepsi de O'na döndürülecektir. Artık O'na ibadet et ve O'na tevekkülde bulun ve Rabbin neler yapar olduğunuzdan asla gâfil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ömer Öngüt = Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na güven. Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Şaban Piriş = Göklerin ve yerin gizlisi Allah’a aittir. Bütün işler O’na döner. Yalnız O’na kulluk et, O’na bağlan. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Sadık Türkmen = Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Bütün işler sonunda O’nun huzuruna döndürülüp götürülür. O’na ibadet/kulluk et! O’na güvenip dayan! Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Seyyid Kutub = Göklere ve yere ilişkin bilinmezliklerin (gaybın) bilgisi Allah'ın tekelindedir. Her işin kesin çözüm mercii O'dur. Öyleyse sırf O'na kulluk sun, yalnız O'na dayan; Rabbın onların neler yaptıklarından habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Suat Yıldırım = Bununla beraber, göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler, hükmetmesi için O’na götürülür. Öyleyse sen yalnız O’na ibadet et, yalnız O’na dayan, O’na güven. Rabbin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Süleyman Ateş = Göklerin ve yerin gaybı (görünmez bilgisi), Allah'a âittir. Bütün işler hep Allah'a döndürülüp götürülür. O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin sizin yaptıklarınızdan gâfil değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Tefhim-ul Kuran = Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ümit Şimşek = Göklerin ve yerin gizlilikleri Allah'a aittir; bütün işler Ona döner. Sen de Ona kulluk et, Ona tevekkül et. Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Yaşar Nuri Öztürk = Göklerin ve yerin gizli bilgileri Allah'a aittir. Tüm iş ve oluş O'na döndürülür. O halde O'na kulluk et, O'na dayanıp güven! Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
İskender Ali Mihr = Semaların (göklerin) ve arzın gaybı Allah’ındır. İşlerin hepsi O’na döndürülür. Öyleyse O’na kul olun ve tevekkül edin. Senin Rabbin, yaptığınız şeylerden gâfil (habersiz) değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
İlyas Yorulmaz = Göklerin ve yerin bilinmeyenlerini bilmek Allah’a aittir. Bütün işler (yapılanlar, yaşananlar) O na döndürülür. O halde yalnızca O na kulluk et ve yalnızca O na güven. Senin Rabbin yaptığınız hiçbir şeyden habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Diyanet İşleri = De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
ammâ (an mâ) ta’melûne
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Ey kitap ehli, kendiniz de tanıksınız, öyle olduğu halde gene zor zoruna ne diye bir eğrilik bulmaya yeltenir de inananları, Allah yolundan döndürmeye çalışırsınız? Allah'sa yaptıklarınızdan gafil değildir ki.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Abdullah Parlıyan = De ki: “Ey bize de kitap verildi diyenler! Doğru olduğuna bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde, onu eğri göstermeye çalışarak mü'minleri Allah yolundan niçin çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
ammâ (an mâ) ta’melûne
Adem Uğur = De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmed Hulusi = De ki: "Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Sizler (hakikate) şahit olduğunuz hâlde niçin onu yanlış göstererek, iman edenleri Allâh yolundan alıkoyuyorsunuz? Allâh amellerinizden gâfil değildir. "
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmet Tekin = Sen onlara:'Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, Kur’ân’ı bildiğiniz ve doğruları gördüğünüz halde, niçin Allah’ın yolunda, İslâm’da tezat, tenâkuz, pürüz, yalan, sapma arayarak mü’minleri Allah yolundan çevirmeye, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkoymaya, İslâmî faaliyetlere mani olmaya kalkışıyorsunuz? Allah işlediğiniz hileli amellerden, tuzaklardan habersiz değildir. Bunlara göre sizi cezalandıracaktır.' de.
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ahmet Varol = De ki: 'Ey kitap ehli! Hak olduğunu gördüğünüz halde neden onda bir eğrilik göstermeye yeltenerek mü'minleri Allah yolundan çevirmeye çabalıyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.'
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Bulaç = De ki: "Ey Kitap Ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye iman edenleri Alah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Fikri Yavuz = De ki: “- Ey ehl-i kitap! İslâmın hak din olduğunu bildiğiniz halde neden iman edenleri, Allah yolundan (iğriliğini istiyerek) çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.”
ammâ (an mâ) ta’melûne
Ali Ünal = De ki: “Ey Kitap Ehli! Doğruluğunun bizzat şahitleri olduğunuz halde, niçin Allah’ın yolunun eğri tanınmasını ve keyfinize göre eğrilip bükülmesini arzu ederek iman edenleri ondan uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz? Oysa Allah, yapıp durduklarınızdan asla habersiz ve onlara karşı kayıtsız değildir.”